Legion of Super-Heroes #1(Dc Comics)

Dc evreninin 31. Yüzyıldaki süper kahramanlar topluluğunun maceralarını konu alan Legion of Superheroes’un 6. versiyonun ilk sayısı dün itibari ile yayınlandı. Daha önce de birçok türk çizer Amerikan çizgi roman piyasasında çalıştı ki bunların başında yine Yıldıray Çınar, Hakan Tacal, Melike Acar ve Mahmud Asrar geliyor. Ancak sanırım bu kadar “major” bir dergide ilk ismi geçen Yıldıray Çınar olacak. Yıldıray’ın çok sevdiğim çizim tarzından kendim bahsetmek yerine direk olarak Comic Book resources’taki Doug Zawiszar tarafından yapılan review‘dan çevireceğim:

Yıldıray Çınar’ın daha önce yayınlanan kapakları ve previewları Legion of Super-Heroes’a göz atmak için beni zaten cezbetmişti. Çınar’ın sanatı keskin, canlı, detaylı ancak önemsiz ayrıntılar tafından da ezilmiyor. Cınar klasik sayılabilecek bir biçimde kahramanları resmediyor ve onlara gerek yüz mimiklerinde gerekse de duruşlarında çok geniş bir ifade yayıyor (kötü çeviri). Sanatı Tom Grummentt ve Howard Porter’ın sanatının arasında bir yerlerde duruyor ancak orjinalliğini de korumayı başarıyor. Legion of Super-heores frençayzında daha önceki sanatçılar olan Gary Frank ve George Pérez’i takip etmek Çınar için kolay olmayacak, zaten bunun yerine Çınar bu isimleri tekrarlamak yerine, akıllıca biçimde kendine yeni bir yol belirliyor. Çınar’ın sanatı iyi ve eminim ki bu dergi devam ettikçe ve Çınar karakterlere alıştıkça daha da iyi gözükmeye devam edecek.

Valla doğru söze ne denir. O yüzden ben de fazla uzatmıyor ve işin hikaye kısmına geçiyorum:

Legion of Super-Heroes gibi çizgi romanları kendime biraz uzak bulurum açıkcası. Ben daha çok sokaklarda geçen çizgi romanları seven bir tipim. Kozmik olaylar, zaman yolculukları, uzak gelecekler çizgi roman içerisinde olunca bana biraz uzak kalır Ancak Yıldıray’ın çizimlerini görmek için okuduğum bu dergi beni oldukça şaşırttı. Sanırım hikaye son versiyonun bıraktığı yerden devam ediyor. Ben de önceki versiyonlardan hiçbirini okumadım. Ayrıca daha önce de birçok kereler söylediğim gibi bir sayıdan fazla sürecek bir maceranın sadece ilk bölümüne bakarak o macerayı ya da dergiyi eleştirmeyi anlamsız buluyorum. Ancak Legion of Super-Heroes bu noktada bende oldukça değişik bir etki bıraktı. Olayları ve karakterleri çok tanımasam bile yine de yazarın satır aralarını bolca kullanarak yaptığı anlatım ve diyologlar ile hikayeye rahatça dahil olabildim. Hemen hemen hiçbir kare boşu boşuna oraya konulmamış ve her diyalog ve her kare hikayenin ilerlemesine yardım ediyor ve daha sonraki sayılarda çözülecek birkaç düğüm de ortaya koyuyor. hatta ve hatta sanırım Dc’nin yakında gerçekleşecek olan event’lerinden biri olan Flashpoint’e bile gönderme var (göndermeden öte hikayeler bir şekilde birbirleriyle alakası olacak sanırım). Bu sayıda birçok şey anlatılmasına rağmen yine de kesinlikle okuyucuyu sıkmıyor hatta aksiyonun oldukça doyurucu olduğunu bile söyleyebilirim. bu sayı benim için tam bir süper-kahraman çizgi romanıydı.

Bu dergiyi Yıldıray’ın çizimlerini görmek için zaten takip etmeyi planlıyordum ancak sanırım artık iyi bir dergi olmaya aday olduğu için de takip edeceğim.

Dc Comics The Source’dan 2 ilginç haber: Yıldıray Çınar ve Brightest Day

Dc Comics’in resmi blog’u The Source dün 2 ilginç haber yayınladı:

1. LEGION OF SUPER-HEROES #1: Yıldıray Çınar ismini duymaya alışın

İlk postun başlığı “Get used to the name: Yıldıray Çınar”   şeklindeydi. Usta yazar Paul Levitz tarafından yazılan ve Mayıs ayında  VI. versiyonun ilk sayısı yayınlanacak olan Legion of Superheroes’un  tanıtım yazısı şeklinde olan bu post’ta esasen uzun zamandır Amerika Çizgi Roman piyasasında çizer olarak çalışan Yıldıray hakkında samimi biçimde çok pozitif ve heyecan uyandırıcı yorumlar yapılmış:

How often do you get to start on the ground floor of a great artistic career? Not very, I’d guess. This might be your chance. Yildiray’s done a number of assignments, but it wouldn’t be a stretch to say his work on LEGION is his breakout opportunity. And, if he keeps cranking out covers like the first issue’s, it’s all but a certainty. So, prepare to return to the future with Paul Levitz — a future visualized by a hugely-talented artist.

Bu da bahsi geçen kapak:

Legion of Superheroes by yildiray

Resmettiği yüzükler gibi çizimde de sanki zar zor kontol edilebilen bir  enerji var ve sayfanın dışına çıkmaya uğraşıyor.

Yıldıray Çınar’ı yaklaşık 17 senedir takip eden biri olarak, gösterdiği gelişim her seferinde beni şaşırtmaya devam ediyor. Hakikaten Yıldıray bu azimle devam ederse eğer gelecek neslin superstar’ların biri olması ve wikipedia’da hakkında  oku allah oku şeklinde bir entry’si olmaması işten bile değil.

2. Parlak Güzel Günlere ne oldu?

“Your First Look at BRIGHTEST DAY – what does it mean?” Başlığı ile yayınlanan 2. haber ise önümüzdeki aylarda okuyacağımız ve DC’nin sıradaki ‘büyük olayı’ olan Brightest Day hakkındaydı.

Son aylarda Comic konulu haber kaynaklarında/bloglarında sıkça piyasanın 2 büyük devi olan Marvel ve Dc Comics’in yeni event’lerinden ya da “tarzlarından” bahsediliyordu. Bu yen tarz hakkında Dc  ve Marvel’ın yayınladığı teaser’lara dayanarak haber kaynaklarında/bloglarında  birçok yorum yapıldı.

Sanırım ilk gelen DC Comics’in Brightest Day teaserı oldu. Blackest Night ile uzaylı zombi istilasına uğramış olan Dc evreni en parlak günün gelmesi ile beraber biraz rahat nefes alabilecekti (ya da bu şekilde yorumlandı). Brightest Day’den sonra  Marvel’ın ‘Heroic Age’ haberi geldi. Buna yapılan yorumlar ve Marvel tarafından yapılan açıklama da kabaca şu yöndeydi: Marvel eveni uzun süredir kötü karakterlerin istilası altındaymış artık ‘good old days’e’” dönmenin zamanı gelmiş. Kahramanlar artık tekrar kahraman olacakmış. (??? Bugüne kadar neydiler lan o zaman?)

Yani kısaca main-stream çizgi romanlar modern bir görünümle 80’li yılların öncesindeki göreceli olarak ‘basit ve rahat’ günlere döneceklerdi (Benim kafamda direk olarak All Star Superman canlanmıştı.)

Ancak Marvel ve DC Comics “o kadar da fazla optimistliğin” bizi bozacağını düşünmüş olacaklar ki iki cepheden de ardarda benzeri açıklamalar geldi. İlki Marvel’ın şef editörü Joe Quesada’dan geldi:

Genel olarak konuşmak gerekirse ‘Heroic Age’de, kahramnanlar kazanmış, herşey bir değişim içerisinde ve gökyüzü eskisine nazaran çok daha mavi gözküyor. Ancak ben burda durmak niyetinde değilim çünkü özellikle böyle zamanlarda, herşey daha kırılgandır.

Dün itibari ile de  Blackest Night’ın yazarı Geoff Johns’un (herhalde şu aralar amerikan çizgi roman piyasasında en çok para kazanan ilk 5 yazardan biri) Dc’ye yöneltilen “Brightest Day nedir?” “Blackest Night  nasıl son bulacak?“”E” peki şimdi DC evrenine ne olacak?” gibi sorulara verdiği genel cevap şu şekilde oldu:

Brightest Day ‘İkinci Şanslar’ hakkında. Sanırım daha ilk günden beri Blackest Night sonrası diğer kahramanlarla beraber Aquaman’in de kahramanları ve düşmanlarıyla beraber DC evrenin merkezine yerleşeceğine dair planlar olduğu  belliydi. ‘Brightest Day’ bir etiket ya da Dc evrenin her köşesini etkileyecek olan çok yönlü bir dalga değil, Brightes Day sadece bir hikaye. Ayrıca ‘brightes Day’ Dc evreninin bundan böyle cıvıl cıvıl süper kahramanlardan ibaret olacağının bir işareti  de değil. Bazı ikinci şanslar işe yarar…bazısı da yaramaz.

Not: Bu post revize edilmiştir.