Justice League Sayı Biiiiirr

Efendim bildiğiniz üzere Flashpoint sonrası DC evrenine komple bir reset atıldı ve bütün DC dergileri sayı 1’den tekrar yayınlanmaya başladı/başlayacak. Bu yeni süreklilik içerisinde ilk okuduğumuz dergi ise DC’nin ağır toplarından Justice League oldu.

Bu yeni JL dergisi ile ilgili olarak türkçe bloglar dahil olmak üzere birçok şey yazıldı çizildi. Mesela şu ve şu var. Ben de kendi nacizane incelememi yapıyım dedim.

Herşeyden önce bu komple reboot olaylarını çok sevmiyorum. Daha önce de bundan bahsetmiş ve buna karşılık bunun neden gerekli olduğuna da değinmiştim. DC’nin Flashpoint ile DC sürekliliğini sıfırlayacağı aylardır bilinen bir gerçekti. Dolayısıyla atalarımızın da dediği gibi “titilmiş tötün tavası olmaz.” Dolayısıyla “DC bizi bir kez daha kandırdı” gibi birşe yaklaşım yerine Justice League sayı 1’i yeni bir dergiymiş gibi okudum ve gayet de memnun kaldım.

Öyüküden kısaca bahsetmek gerekirse (okuduysanız bu paragrafı geçin): Gotham polisi Batman’i, Batman de robotumsu birşeyi kovalamaktadır. Birden ortaya Green Lantern çıkar. Robotumsu yaratığı iki kahraman Gotham kanalizasyonunun içlerine kadar kovalar. Robot “Darkseeiid” diye bağırıp kendini öldürür ancak geride bir tür cihaz bırakır. Kahramanlarımız da uzaydan geldiklerini tahmin ettikleri bu cihazın ne olduğunu anlamak için varlığını bildikleri tek uzaylı olan Superman’i bulmak için Metropolis’e gider ve Superman’i bulurlar. “To be Continued…” Okumaya devam et

Post’a dönüşen cevap: All Star Batman & Robin: The Boy Wonder

All-Star Batman & Robin #07 - 00B

Aslında bu post, justan0therg33k’in All-Star Goddamn Batman başlıklı postuna bir comment olarak başlamıştı. Ancak bir cevap için gereğinden fazla uzun olduğunu ve dün de herhangi bir post atmadığımı düşününce, bu cevabın, bugünün postu olmasına karar verdim.

All Star Batman & Robin yukarıdaki linkte ve daha birçok yerde (örneğin wikipedia’nın entrysinde) görüp okuyacağınız gibi çoğu zaman olumsuz eleştriler almış bir eser. Hatta öyle ki Cliff Biggers, Comic Shop News’deki değerlendirmesinde “çizgi roman tarihinin en büyük tren kazası” demiş. Hatta dergiyi “D” ile notlandırıp; “Jim Lee’nin sanatı olmasaydı F verirdim, konuşma balonları boş olsaydı daha iyi olurdu” demiş. William Gatevackes ise PopMatters’da “kesinlikle uzak durulması gereken bir yapım” diye bahsetmiş. Iann Robinson All Star Batman & Robin: The Boy Wonder’ı The Dark Knight Returns ve Batman: Year One ile karşılaştırmış ve Frank miller’ın bu işleriyle sağladığı bütün başarıyı çöpe attığını söylemiş.

Bana gelince: Ben All Star Batman’i beğendim ve bu yukarıda yazanların hiçbirine katılmıyorum.

Biraz Frank Miller’dan ve onun Batman’inden bahsedelim. Öncelikle Sin City’i henüz okumadım ve zaten konumuzla alakası yok. Ancak vakt-i zamanında türkçe olarak da basılmış olan ve Frank Miller’ın yazarlığını yaptığı Batman: Year One ve Batman : The Dark Knight Returns’e sahibim. Açıkcası dönüp çizgi roman koleksiyonuma baktığım zaman verdiğim paraya en çok değenlerin başında bu ikisi geliyor. İkisi de o kadar iyi yazılmış çizgi romanlar ki dönüp dönüp bir daha okuyabiliyorum ve hangisinin daha iyi olduğuna hala karar verebilmiş değilim. Zaten bu konuda sanırım bütün çizgi roman otoriteleri (o da ne demekse artık) sanırım benimle aynı fikirde. Bu iki eser yazılmış en iyi Batman öyküleri olmanın yanında (Alan Moore’un Öldüren Şaka’sını bunun dışında tutuyorum çünkü onu bir Batman öyküsünden öte bir Joker öyküsü olarak görüyorum)  yazılmış en iyi süper kahraman çizgi romanlarından bazıları olarak kabul ediliyorlar. Dolayısıyla bu da, Frank Miller’ı bu sanat dalının zirvesine oturtuyor şüphesiz.

Okumaya devam et