Justice League Sayı Biiiiirr

Efendim bildiğiniz üzere Flashpoint sonrası DC evrenine komple bir reset atıldı ve bütün DC dergileri sayı 1’den tekrar yayınlanmaya başladı/başlayacak. Bu yeni süreklilik içerisinde ilk okuduğumuz dergi ise DC’nin ağır toplarından Justice League oldu.

Bu yeni JL dergisi ile ilgili olarak türkçe bloglar dahil olmak üzere birçok şey yazıldı çizildi. Mesela şu ve şu var. Ben de kendi nacizane incelememi yapıyım dedim.

Herşeyden önce bu komple reboot olaylarını çok sevmiyorum. Daha önce de bundan bahsetmiş ve buna karşılık bunun neden gerekli olduğuna da değinmiştim. DC’nin Flashpoint ile DC sürekliliğini sıfırlayacağı aylardır bilinen bir gerçekti. Dolayısıyla atalarımızın da dediği gibi “titilmiş tötün tavası olmaz.” Dolayısıyla “DC bizi bir kez daha kandırdı” gibi birşe yaklaşım yerine Justice League sayı 1’i yeni bir dergiymiş gibi okudum ve gayet de memnun kaldım.

Öyüküden kısaca bahsetmek gerekirse (okuduysanız bu paragrafı geçin): Gotham polisi Batman’i, Batman de robotumsu birşeyi kovalamaktadır. Birden ortaya Green Lantern çıkar. Robotumsu yaratığı iki kahraman Gotham kanalizasyonunun içlerine kadar kovalar. Robot “Darkseeiid” diye bağırıp kendini öldürür ancak geride bir tür cihaz bırakır. Kahramanlarımız da uzaydan geldiklerini tahmin ettikleri bu cihazın ne olduğunu anlamak için varlığını bildikleri tek uzaylı olan Superman’i bulmak için Metropolis’e gider ve Superman’i bulurlar. “To be Continued…” Okumaya devam et

Laubali Bir İnceleme: Flashpoint

Amerikan çizgi romanları ile az buçuk alakanız varsa DC’nin yeni 52’sini duymuşsunuz demektir. Nedir bu yeni 52 diyenler için kısaca ve laubalice bir Flashpoint incelemesi yapalım ve bu ağza sakız olan New 52’den bahsedelim.

Flashpoint DC Comics’in son event’inin adı. Geoff Johns tarafından yazılmış ve Andy Kubert tarafından çizilmiş 5 sayılık bir mini-seri. Birçok tie-in’i olmasına rağmen tek başına okunduğu zaman da gayet anlaşılabilir bir öykü.

Kısaca özetlemek gerekirse: Wolverine aka  Logan bir gün bir Shield Helli-Carrier’ının tepesinde kendine gelir….ooopps yanlış oldu. Baştan alalım: Barry Allen AKA Flash bir gün ofisindeki masasının başında kendine gelir. Birkaç dakika içerisinde artık güçlerininin  olmadığını fark eder. Bunu takriben uyanmadan önce geride bıraktığı dünya ile gözlerini açtığı dünyanın birbirinden çok farklı olduklarını anlaması da uzun sürmez. Herşeyden önce ölmüş olması gereken annesi hayattadır. Değişikler bu kadar da değildir. JLA’nın üyesi ve dünya halkının kahramanları olması gereken Diana AKA Wonder Woman ve Arthur AKA Aquaman kendi orduları ile dünyayı işgale başlamışlar, aynı zamanda kendi aralarında da savaşmaktadırlar. Ve o ana kadar kimse Superman diye birinin varlığını  duymamıştır. Okumaya devam et

Dc Comics The Source’dan 2 ilginç haber: Yıldıray Çınar ve Brightest Day

Dc Comics’in resmi blog’u The Source dün 2 ilginç haber yayınladı:

1. LEGION OF SUPER-HEROES #1: Yıldıray Çınar ismini duymaya alışın

İlk postun başlığı “Get used to the name: Yıldıray Çınar”   şeklindeydi. Usta yazar Paul Levitz tarafından yazılan ve Mayıs ayında  VI. versiyonun ilk sayısı yayınlanacak olan Legion of Superheroes’un  tanıtım yazısı şeklinde olan bu post’ta esasen uzun zamandır Amerika Çizgi Roman piyasasında çizer olarak çalışan Yıldıray hakkında samimi biçimde çok pozitif ve heyecan uyandırıcı yorumlar yapılmış:

How often do you get to start on the ground floor of a great artistic career? Not very, I’d guess. This might be your chance. Yildiray’s done a number of assignments, but it wouldn’t be a stretch to say his work on LEGION is his breakout opportunity. And, if he keeps cranking out covers like the first issue’s, it’s all but a certainty. So, prepare to return to the future with Paul Levitz — a future visualized by a hugely-talented artist.

Bu da bahsi geçen kapak:

Legion of Superheroes by yildiray

Resmettiği yüzükler gibi çizimde de sanki zar zor kontol edilebilen bir  enerji var ve sayfanın dışına çıkmaya uğraşıyor.

Yıldıray Çınar’ı yaklaşık 17 senedir takip eden biri olarak, gösterdiği gelişim her seferinde beni şaşırtmaya devam ediyor. Hakikaten Yıldıray bu azimle devam ederse eğer gelecek neslin superstar’ların biri olması ve wikipedia’da hakkında  oku allah oku şeklinde bir entry’si olmaması işten bile değil.

2. Parlak Güzel Günlere ne oldu?

“Your First Look at BRIGHTEST DAY – what does it mean?” Başlığı ile yayınlanan 2. haber ise önümüzdeki aylarda okuyacağımız ve DC’nin sıradaki ‘büyük olayı’ olan Brightest Day hakkındaydı.

Son aylarda Comic konulu haber kaynaklarında/bloglarında sıkça piyasanın 2 büyük devi olan Marvel ve Dc Comics’in yeni event’lerinden ya da “tarzlarından” bahsediliyordu. Bu yen tarz hakkında Dc  ve Marvel’ın yayınladığı teaser’lara dayanarak haber kaynaklarında/bloglarında  birçok yorum yapıldı.

Sanırım ilk gelen DC Comics’in Brightest Day teaserı oldu. Blackest Night ile uzaylı zombi istilasına uğramış olan Dc evreni en parlak günün gelmesi ile beraber biraz rahat nefes alabilecekti (ya da bu şekilde yorumlandı). Brightest Day’den sonra  Marvel’ın ‘Heroic Age’ haberi geldi. Buna yapılan yorumlar ve Marvel tarafından yapılan açıklama da kabaca şu yöndeydi: Marvel eveni uzun süredir kötü karakterlerin istilası altındaymış artık ‘good old days’e’” dönmenin zamanı gelmiş. Kahramanlar artık tekrar kahraman olacakmış. (??? Bugüne kadar neydiler lan o zaman?)

Yani kısaca main-stream çizgi romanlar modern bir görünümle 80’li yılların öncesindeki göreceli olarak ‘basit ve rahat’ günlere döneceklerdi (Benim kafamda direk olarak All Star Superman canlanmıştı.)

Ancak Marvel ve DC Comics “o kadar da fazla optimistliğin” bizi bozacağını düşünmüş olacaklar ki iki cepheden de ardarda benzeri açıklamalar geldi. İlki Marvel’ın şef editörü Joe Quesada’dan geldi:

Genel olarak konuşmak gerekirse ‘Heroic Age’de, kahramnanlar kazanmış, herşey bir değişim içerisinde ve gökyüzü eskisine nazaran çok daha mavi gözküyor. Ancak ben burda durmak niyetinde değilim çünkü özellikle böyle zamanlarda, herşey daha kırılgandır.

Dün itibari ile de  Blackest Night’ın yazarı Geoff Johns’un (herhalde şu aralar amerikan çizgi roman piyasasında en çok para kazanan ilk 5 yazardan biri) Dc’ye yöneltilen “Brightest Day nedir?” “Blackest Night  nasıl son bulacak?“”E” peki şimdi DC evrenine ne olacak?” gibi sorulara verdiği genel cevap şu şekilde oldu:

Brightest Day ‘İkinci Şanslar’ hakkında. Sanırım daha ilk günden beri Blackest Night sonrası diğer kahramanlarla beraber Aquaman’in de kahramanları ve düşmanlarıyla beraber DC evrenin merkezine yerleşeceğine dair planlar olduğu  belliydi. ‘Brightest Day’ bir etiket ya da Dc evrenin her köşesini etkileyecek olan çok yönlü bir dalga değil, Brightes Day sadece bir hikaye. Ayrıca ‘brightes Day’ Dc evreninin bundan böyle cıvıl cıvıl süper kahramanlardan ibaret olacağının bir işareti  de değil. Bazı ikinci şanslar işe yarar…bazısı da yaramaz.

Not: Bu post revize edilmiştir.