Spider-Man Okumak

Son yıllarda amerikan çizgi romanları  bir yazarın o karakter üzerindeki “run”ı olmaktan çıktı. Eğer bir yazar o seriyi 100 sayı boyunca yazıyor olsa bile –belki biraz da ticari sebeplerden dolayı- bu 100 sayıyı kronolojik olarak birbirini takip eden ancak kurgusal olarak birbiriyle bağlantısı olmayan maceralara bölüyor. Dolayısıyla birçok çizgi romanı değişik yazarların bakış açılarından okuyabiliyoruz ya da tek bir yazar bildik karakterleri kullanarak yeni öyküler anlatabiliyor.

Ancak bazı dergiler var ki onları kim yazarsa yazsın, o yazarın, o dergiyi yazarken kendi öykülerinden ya da bakış açısından önce okuyucuların  dergiden beklentileri göz önünde bulundurması gerekiyor. Bu tip dergiler kendi standartlarını belirlemiş oluyorlar ve genelde bu standartlar da yüksek oluyor. Spider-Man de bunlardan biri.

Hoz Comics’in çok güzel bir kararla seçtiği J. Michael Straczynski imzalı öyküleri okurken, anlatılan öykülerin bu “Spider-Man standartlarının” rahatça yakalandığını hissettim.

Spider-Man’i yazmak diğer çizgi romanları yazmaktan daha  farklı  olmalı. Örneğin bir İç Savaş’ı ya da Iron Man Extremis’in son sayfasını bitirdiğiniz zaman arka kapağı kapar ve derin bir nefes alırsınız. Hikaye sonlanmıştır ve  doymuşsunuzdur. Spider-Man’de ise hiçbir zaman bu duyguyu hissedemezsiniz.  Aradan yıllar geçse, örümceğin kostümü onlarca kere değişse,derginin sayfaları her türlü çizeri görmüş olsa bile Spider-Man’in özünde  “bakalım gelecek sayı ne olacak?” vardır.

Okumaya devam et

Reklamlar

Millar & McNiven’s Nemesis

Aylardır birçok online çizgi roman kaynağında reklamı yapılan Nemesis bu hafta içi çıktı. Nemesis’in yaratıcı ekibi çizgi roman dünyasında son yılların superstarları arasında değerlendirilebilecek olan yazar Mark  Millar ve çizer Steve McNiven. Bu iki ismin bir arada bulunmasını bu kadar önemli kılan çalışmalar ise Marvel’ın 2006 yılındaki mega event’i Civil War ve geçtiğimiz sene yine Marvel tarafından yayınlanan alternatif bir Marvel evreninde geçen Old Man Logan adlı çalışmaları. İkisi de bence mükemmele yakın çizgi romanlar. Nemesis ise aynı ekibin üçüncü ortak çalışması. İlk iki seri bu kadar başarılı olunca 3. seriden de insan benzer düzeyde bir kalite bekliyor. Bu post’ta çizgi romanı genel olarak eleştirecek değilim çünkü henüz ilk sayısı yayınlandı. Ancak benim “sinir bozucu” olarak nitelendirebileceğim bazı noktalara dikkat çekmek istiyorum.

Öncelikle kapağa bir göz atalım:

Altta yer alan yazıya dikkat: “MAKES KICK-ASS LOOK LIKE SHIT”. “Kick-ass bunun yanında bok gibi kalıyor” gibi bir manaya geliyor.

Kick-Ass yine Mark Millar tarafından yazılan ve John Romita Jr. tarafından çizilen yine Nemesis gibi Marvel Comics’in Icon Imprint’inden çıkmış  ve önümüzdeki haftalarda sinema uyarlamasını izleyeceğimiz bir seri. Kick-Ass’i okumadım ve John Romita Jr. ne düşünüyor bilmiyorum ama Nemesis’in kapağındaki bu ‘yazı’ bence gereksiz derece yüksek bir reklam kaygısı içeren ve  “kroca” olarak değerlendirebileceğim bir ibare. Bunun Mark Millar’ın başının altından çıktığına adım gibi eminim. Belki benim bilmediğim birşey vardır ancak bu “MAKES KICK-ASS LOOK LIKE SHIT” i, başta John Romita Jr. olmak üzere Kick-Ass ekibinde çalışan çiniciye, renklendirmeciye ve diğer insanlara yapılmış büyük bir saygısızlık olarak görüyorum. Ama dediğim gibi; belki benim bilmediğim birşey vardır.

SPOILER

Nemesis kapakta görmüş olduğunuz beyaz kostümlü eleman. Olayı ise dünyadaki tek ‘süper-suçlu’ olması. Çıkış noktası ise Mark Millar’ın dediğine göre: Batman’in kaynaklarına, yeteneklerine, zekasına ve milyar dolarlarına sahip biri, Joker’in dünya görüşü ve ahlaki değerleri sahip olsaydı ne olurdu? Çizgi roman buna yanıt arıyor. Nemesis çeşitli ülkelerde bulunan, kendisine “kaydadeğer bir rakip” olarak gördüğü polis müfettişlerini seçiyor ve Interpol’e bu polis müfettişlerinin ne zaman ve nerde öldürüleceğine dair bir mesaj göndererek meydan okuyor. Zaten ilk sayfalarda Tokya’daki bir polis’in oldukça vahşi biçimde Nemesis tarafından öldürülmesine tanık oluyoruz. Ancak aynı sayı içerisinde Nemesis Amerika Başkanın uçağı olan Air-Force 1’i neredeyse tek damla ter dökmeden ele geçiyor ve uçağı şehrin ortasına çakarak Amerikan Başkanı başta olmak üzere yüzlerce sivili de beraberinde öldürüyor.

Yahu şimdi bu saçma değil mi? Dünyanın en sıkı korunan adamını çok rahatlıkla öldürebilen biri neden polis müfettişleri ile uğraşsın ki? Ayrıca Obama’nın başkanlık yaptığı bu dönemde Amerika başkanın beyaz olarak resmedilmesi de ayrı bir tuhaf bence.

SPOILER SONU

Son olarak ise ilk sayının arkasında yine Mark Millar tarafından yazılmış bir son söz bulunuyor. O sayfadan bir cümleye dikkat çekmek istiyorum:

By the time you read this the Kick-Ass movie should just be out in the UK and should just two weeks away if you live one of those strange, foreign countries that make up the rest of the world.

Yani yaklaşık tükçe meali ile:

Bu arada siz bu çizgi romanı okurken Kick Ass’in filmi İngiltere’de gösterime girmiş, dünyanın geri kalanını oluşturan yabancı ve garip ülkelerde ise iki hafta içinde gösterime girecek olması lazım.

Hmmm. Buna ne cevap verilebilir ki: Beni İngiltere’de yaşamadığım için “garip ve yabancı” olarak değerlendirdiğiniz için teşekkür ederim Millar Bey.

Ağızlarına bant yapıştırılıp kamu açıklaması yapmaması gereken iki isim olan Salvador Dali ve Radiohead’in yanına bir de Mark Millar’ı ekliyorum. Susup sadece işlerini yapsalar biz tüketiciler de onları sadece sanatlarına göre değerlendiririz belki ama kendileri kaşınıyorlar.

Bütün bunlar haricinde Nemesis’in ilk sayısı bende bir Civil war ya da Old Man Logan heyecanı uyandırmayı başaramadı. Bekleyeceğiz, göreceğiz.