Bağdat’ın Aslanları (Vertigo/Baykuş Kitap)

Bağdat’ın Aslanları’nı birkaç ay önce satın almıştım. Seçerken kapağından etkilenmedim desem yalan olur.  Kitabı oldukça kısa bir sürede okudum ve bitirdikten sonra diğer çizgi romanların yanına kaldırdım. Geçenlerde elimdeki ciltleri düşünürken son zamanlarda satın almış olduğum bir cildi hatırlayamadığımı fark ettim. Eve dönüp çizgi romanları karıştırınca ne olduğu ortaya çıktı: Bağdat’ın Aslanları. Eğer dün sabah bana sorsaydınız “Bağdat’ın Aslanları ile iligli olarak aklında ne kaldı?” diye, muhtemelen cevabım “Aslanlar ve Bağdat” olurdu. Geçen gün yine o kapaktaki erkek aslanla bir bakıştık.  Kitap yine güzel gözüküyordu. Elime aldım, şöyle bir karıştırdım. İlüstrasyonlara bakarak hikaye ile ilgili aklımda kalan seyrek ve az sayıdaki parçayı birleştirmek için kendimi zorladım.  Bu kitabı ilk okuyuşum ne kadar sürmüştü?  20, 25 dakika..belki de yarım saat. Acaba 20,25 dakika elimde tuttuğum ve sayfalarını çevirdikçe gözüme daha da güzel gözükmeye başlayan ancak içeriğini bile hatırlayamadığım bu kitap için yeterli  bir süre miydi? (Tabii bir de 20TL civarı para  vermiş olmak var). Kapağını kapatıp Aslana bir kez daha baktıkran sonra aynı günün akşamı Bağdat’ın Aslanları’nı bir kez daha okudum. Diyaloglar azdı, 3. şahıs ile hikaye anlatımı yoktu.  Dolayısıyla ilk okumam sırasında bu kitabı yanlış değerlendirdiğimi fark etmem uzun zamanımı almadı. Bazı çizgi romanları elime alıp şöyle bir karıştırdığım zaman ilk aşamada çizimler hoşuma gitmeyebiliyor. Ancak öyküyü okuduktan sonra çizimleri beğenmeye başlayabiliyorum (ya da başlamayadabiliyorum). Bağdat’ın Aslanları’nda ise bu yukarıdaki durumun tersi oldu. Bu kitabı ikinci kez  okuduktan sonra kendimi Bağdat sokaklarında bir grup aslanla beraber dolaştığım, savaşla ve özgürlük kavramının çelişkili anlamı ile gölgelenmiş 45 dakika süre bir seyhahatten dönmüş gibi hissettim. Okumayı bitirdiğimde bazı sayfaları işaretlemiş ve birkaç not almıştım. Okumaya devam et