Alışveriş Listesi

Geçtiğimiz aylarda  çeşitli Türk ve Yabancı firmalar tarafından yayınlanan  çizgi romanlardan satın almayı istediklerimin listesidir:

  • Beasts of Burden: Animal Rites HC (Dark Horse): Bu aralar ciltli olarak satın almaya değer gördüğüm tek çizgi roman sanırım bu. Yıllar sonra bir arkadaşımın çocuğuna ya da yeğenime falan hediye olarak verebilirim. İyi yatırım.
  • Dingo TPB (Boom Studios): Henüz çıkmadı ama yarın öbür gün çıkıyor sanırım. 2010’un ilk yarısında okuduğum en eğlenceli çizgi romanlardan biriydi. İçinde tanrıçaların, cadıların,  bir kutunun, dev bir köpekle, bir tür rocknralla’nın olduğu modern amerika’nın çeşitli eyaletlerinde geçen fantastik bir öykü. Neil Gaiman’ın Amerikan Tanrıları’nı beğenmişseniz, bunu da beğenme ihtimaliniz var. Eskiden Blog başlığı; “Ava Giden Avlanır” yazısının altındaki köpek resmi Dingo’dan bir panelden kesilmişti.
  • Final Crisis TPB (Dc Comics): Bence Final Crisis aradan zaman geçtikçe tekrar tekrar okunabilecek bir macera. Rengarenk ve korkunç. Oldukça uçuk ama biraz dağınık. Ancak Hardcover versiyonu satın alınacak kadar da iyi değil. Fakat sof-cover’ı çıkmış. 300 küsür sayfa. 20 Dolar. Bir köşede bulunmasını isterim.
  • Irredeemable Vol:1 TPB (Boom Studios): 10$. Süperkahraman türü içerisinde bana en yenilikçi gelen çizgi roman bu. Bir ton olay oldukça minimalist bir tarzla anlatıyor. Fiyat süper. Almak istiyorum açıkcası.
  • Karakule: Eve Giden Yol (Altın Kitaplar): Anladığım kadarı ile ilk cilt olan ‘Silahşör’ün Doğuşu’nu satın alanlar ikiye ayrılıyor: 1. Kitap ‘Kara Kule’ olduğu için satın alanlar. 2. ‘kaliteli ve güzel gözüken bir çizgi roman’ olduğu için satın alanlar. Benim de dahil olduğum ilk grup eseri beğenmiş. 2. grubun bir kısmı ise öykünün kendisinden dolayı 1. grup kadar beğenmemiş. Bu çizgi romandaki ilüstrasyonların çok iyi olduğunu gösteriyor. İki grubun da ortak sıkıntısı ise çeviri.  Ben satın almaya devam edeceğim. Hatta, heyecanla bekliyorum.
  • Spider-Man: Öteki (1. Cilt), Siyaha Dönüş ve Son Bir Gün (Hoz Comics): Bu üçünü henüz satın alamadım.

Aşağıdakiler de “Gönül İsterdi ki…” kısmı. Görüp istediklerim ama muhtemelen önümdeki belirsiz zaman zarfı içerisinde satın alamayacaklarım:

  • Ölüm: Yaşamanın Ağır Bedeli (Baykuş Kitap): Neil Gaimann’ın benim kafamda yeri şu: Rastgele satın alacağım bir çizgi romandan/kitaptan %70 daha iyi çıkacaktır. Yaşamın Ağır Bedeli’ni de uzun süredir satın almak istiyorum ve ne zaman sahaflara/kitapçılara gitsem, bir elime alıp karıştırıyorum. Sayfa sayısına göre biraz tuzlu olduğu için de her seferinde geri bırakıyorum. Ama bir gün alıcaz kısmetse.
  • Daredevil: The Devil’s Hand TPB (Marvel): Andy Diggle ve Roberto’nun işlerini ne kadar beğendiğimden daha önce de bahsetmiştim. Genel olarak Daredevil’in Hand’in başına geçmesi anlatılıyor.
  • Batwoman: Elegy Deluxe Editin HC (Dc Comics): Bunu bir gün kitapçıda, çizgi roman dükkanında basılı halde görürsem küt diye satın alabilirim aslında. İlüstratör J.H. Williams III. panelleri kullanarak çok değişik kompozisyonlar oluşturmuş ve sanatı da oldukça etkileyici. Çoğu kompozisyon 2 sayfayı birden kaplıyor. Renklendirme gerçekten güzel.  Basılı hali hardcover versiyonu satın alınacak kadar etkileyici olabilir.  Sanat bir yana, hikaye de çok başarılı; sanki çok iyi yazılmış bir Batman hikayesini andırıyor fakat kahramanın Batman’e nazaran bambaşka bir orijini ve modern bir arka-planı var. Tabii yine de Bruce Wayne’e göz kırpıyor. Ve tabii ki  yarasa orda duruyor.
  • Blackest Night HC (Dc Comics): Kalın cilt. 30 dolar. Cıvcıvlı, rengarenk.  İlk listedikilerimin birçoğunu ve bir de bunu bu ay içerisinde satın alırsam eğer iki ay sonra elektriğim kesilebilir.
  • Batman & Robin: Batman vs. Robin Deluxe Edition (Dc Comics): Bu da sert kapak. 25 dolar. Doğalgaz da gidiyor..
  • Punisher Max: Kingpin Premier: Aslında yukarıdaki ikisine göre daha iyi olan  üçüncü sert kapak. Su da kesildi. Bu şehri terk ediyorum.

Haftalık İnceleme

Comic Book Resources’ta Buy Pile diye bir column var. Buy Pile Hannibal Tabu tarafından yazılan haftalık bir review column’u. Çoğunlukla Hannibal  ile beğenlerimiz uyuşmasa dahi yine de her hafta takip ediyorum. Ancak konu bu değil. Konu Buy Pile’ın formatı. Column haftalık review’ları 4’e ayırıyor: Kesinlikle alınması gerekenler, okunması gerekenler, bahsedilmesi gerekenler ancak çok iyi olmayanlar ve çöpler. Buy Pile’ın yazarı kadar çok ÇR okumuyorum ve dolayısıyla onun kadar bilgili değilim. Ancak köşenin formatı hoşuma gidiyor. Birçok çizgi roman hanibal’ın da köşesinde söylediği gibi “çok çok iyi” değil ancak kötü de değil. İkisi arasında bir yerlerde vasatın üzerinde duran ancak yeterince iyi olamamış birçok  ÇR var. Dolayısıyla ben de bu haftalık incelemelere “iyi” ve “kötü yanında bir de “orta şekerliler” eklemenin iyi olacağını karar verdim. Başlayalım bakalım.

Haftanın Lezizleri:

Incredible Hulk #603
Yayıncı: Marvel
hulk 603 Hulk #603: Her açıdan çok güzel bir sayı. Bruce Banner, Hulk’un başka bir gezegenden gelen oğlu Skaar’ı, Hulk’tan intikam alabilmesi için eğitmekte ve bunun için de önceki sayıda Juggernaut ile bir kapışma hazırlamış ve Skaar Juggernaut’a dersini vermişti. Ancak bu sefer biraz daha dişli bir rakip var karşısında: Wolverine’in oğlu Daken; Hulk ve Wolverine’in kapışmaları hep ilginç olmuştur. Daken ve Skaarr’ın ki de bilakis öyle. Öykü anlatımı olarak oldukça eğlenceli. Babalar nasıl aralarında anlaşıyorsa, onların “zıttı” sayabileceğimiz oğulları da kendi aralarında bir şekilde anlaşıyorlar. Aksiyon da cabası. Ayrıca şu aralar Marvel’daki en iyi çizim ve boyama ekibi bence bu dergide.

 

 

Beasts of Burden #2
Yayıncı: Dark Horse Comics

beastsofburden2 BoB bozmadan devam etmiş. Ancak üzücü birşey öğrendim: Ben bu dergiyi uzun süreli bir yayın zannediyordum ancak 4 sayılık bir mini seriymiş .Bu sayıda aslında yine oldukça alışık olduğumuz hatta “klasik” sayableceğimiz bir tür hayalet hikayesini köpek ve kedilerden oluşan paranormal olaylar dedektiflerinin gözlerinden izliyoruz. BoB’u gerçekten ayrı bir sevdim çünkü bir ÇR olmanın bütün avantajlarını kullanıyor; kahramanlar bir çocuk dergisinden fırlamış gibi, çizimler çocuklar için yazılmış bir masal gibi ancak bir yandan da üzücü bir hayalet öyküsü ve sadece ÇR’larda görebileceğiniz bir tür psikolojik şiddetle birleşmiş durumda. Ama o ilk sayıdaki masalsı fabl havası da hala tüm derginin üzerinde duruyor. Mmmmhh..gene lezizdi.

 

Haftanın Orta Şekerlileri:

Dark Avengers #10
Yayıncı: Marvel

dark_avengers_10 Ben bu seriden çok umutluydum ancak #12’in sayıda Dark Reign ve dolayısıyla Dark Avengers da bitecek deniliyor. Dark Avngers ilginç bir ekip, MU’da her gün gerçekleşen birşey değil. Bu orjinalliğine rağmen çok da yetenekli olmayan yazarlara emanet edilmiş gibi. Ortam ilginç: Super-villain’ler SK’ların yerinde, Norman herşeyin başında, Sentry ile ne oluyor ne bitiyor meçhul, Doctor Doom var bir köşede, Osborn kimsenin bilmediği bir haltlar karıştırıyor… Demek istediğim elde aslında bolca entrika doldurulabilecek bir malzeme var ancak bu seri nedense bir türlü vasatın üzerine çıkamadı. Okuyucu(beni) tam manasıyla içine alamadı. Bir önceki sayıda Sentry’in kafası bizzat karısı tarafından patlatılmıştı ve Sentry’e (bir kez daha) öldü gözüyle bakıyorduk. Şimdi ise Sentry hiçbir şey olmamış gibi yine etrafta uçuşuyor ve biliyorum ki bu olayın sonucu ancak 1 ya da 2 sayı sonra açıklanacak. Hata şurda: yazar dergiyi götürecek ilginç bir yön bulmasına rağmen, genel olaylara çok da bir etkisi olmamasına rağmen aksiyonun içinde “ilgnç”1 olan fikri kaybediyor, okuyucudan biraz fazlaca gizliyor. Olayların sonucunda bunların cevaplarını alacak (ve muhtemelen ilginç bulacak) olsak bile yine de birkaç sorunun cevabını öğrenmek için “anlamsız” sayabileceğimiz 10 küsür sayı okumak, başarılı bir seri tanımı içerisinde yer almıyor diye düşünüyorum.

Blackest Night: Batman #01-03
Yayıncı: DC Comics

blackest_night_batman Blackest Night şu aralar DCU’da “major event”. Bütün DCU kahramanlarını bir şekilde etkiliyor ancak olayın göbeğinde Green Lantern’lar var. Blackest Night için kabaca “uzaydan gelen zombi” olayı diyebiliriz. DCU’daki bütün ölmüşler diriliyor ve ilgili alakalı insanların başına tabiri caizse musallat oluyorlar. Batman ve Robin de bundan paylarını alıyor bittabii. Aslında ilk 2 sayı oldukça güzel, heyecanlı ve hatta korkunç ve gerici diyebilirim. Ancak 3. sayıda sanki biraz işlerin cıvkı çıkıyor ve bu zombi hikayesi “onlar bizim korkualarımızdan besleniyorlar” gibi artık klişenin de klişesi bir sonuca çıkıyor. Ancak yine de okuması zevkli ve herşeyden öte Batman ve Robin’in trajik geçmişleriyle yüzleşmeşmesini okumak güzel. Temelde bir irade savaşı izliyoruz, Batman de bunun altından kalkıyor. Çok çok da iyi değil yani.

 

Haftanın Yazıkları

Predator #2
Yayıncı: Dark Horse

predator2 Predator’u film ve karakter olarak sevmeme rağmen, yine de hiçbir zaman üzerine sayılarca ÇR yapılabilecek bir şahıs olarak görmemişimdir. Ne de olsa alt tarafı yengeç suratlı, aklında avlanmaktan başka birşey olmayan bir avcı (avcı ırkı). Dolayısıyla bu tipe ne kadar olay ve karakter yüklenebilir bilmiyorum. Daha önceki Predator ÇR versiyonlarına da şöyle bir göz atmışlığım var ancak hiç sarmamalarından dolayı göz atmakla kaldım sadece. Nitekim version 3. başlatmıiş Dark Horse Comics, ben de bir şans veriyim dedim. Ancak söyleyebileceğim tek şey o ki: Yine olmamış. Öykü tamamen agresif bir ortamda geçiyor, karakterler sadece birbirlerini aşağılıyor ve içlerinde oldukları kaosun içinden çıkmaya çalışıyorlar ancak nitekim bu 2. sayıda progresiv tabir edebileceğim bir olay olmuyor. Çizimler ise kötü. Hani gerçekten kötü bence. Stil açısından sıfır. Sadece çizilmesi ve yayınlanması için resmedilmiş gibi duruyor. Hiç memnun kalmadım senden predator git film yap sen. (Bu arada hakkaten yeni Predator filmi geliyor ve filmi Robert  Rodriguez çekiyor ve filmde Machette oynuyor. Gelse de izlesek).

 

Blackest Night: Superman #01-03
Yayıncı: DC Comics
Blackest_Night_Superman_by_Bakanekonei Bu da Batman’in Superman versiyonu. Bu da onun gibi 3 sayılık bir mini seri. Olaylar Smallville’de Clark, Martha ve Connor (Superboy) arasında geçiyor. Bildiğimiz klişe superman diyebilirim. Batman’in aksine zombiler herhalde Superman’in okuyucuya verdiği – nasıl olsa Superman’e birşey olmaz güveniyle ilerliyor, ve hakkaten de birşey olmuyor. Üstüne üstlük Superman de Batman gibi bu Black Lantern (Zombiler)’ler hakkında birşeyler çözmeyi başarıyor. Ama genel olarak bana sıkıcı ve klişe geldi. Ne olay ilerleyişinde, ne aksiyonda çok çok eğlenceli birşeyler yoktu. Peh.

 

.

 

Hulk #603
Yayıncı: DC Comics
The List - Hulk List serisi anlamsız varoluşunu yine bu sayıyla sürdürüyor diyecektim ki o kadar da acımasız olmamak lazım sanırsam. Incredible Hulk çizerleri tarafından çizildiği için bence çok üst kalite. Ancak konu yine de aham şaham değil. Hani evet birşeyler oluyor ancak olan şey The List’in alakadar olduğu event olan Dark Reign’e birşeyler katmıyor Incredible Hulk’la ilgili birşeyler oluyor. Kolay okunuyor ancak o kadar. Sevmedim. Sevemedim.

Haftalık İnceleme

Her gün en az 1 en çok 5 olmak üzere haftada sanırım ortalama 20-25 civarında ÇR okuyorum. Bunların hepsinin hakkında tek tek inceleme yapmayı gereksiz ve yorucu görmekle beraber, okuduğum bunca şey arasında 2-3 kelimeyi hakkeden eserlerin sayısının da küçümsenmemesi lazım. Dolayısıyla bundan böyle okuduğum ve dikkatimi çeken (hem pozitif hem de negatif yönde) dergiler hakkında ufak da olsa bir inceleme yapmaya karar verdim.

P.S. : Çizim ve öykü olarak iki farklı puan veriyorum. Daha sonra, bu puanların ortalamasını o sayının genel puanı olarak notlandırıyorum.

P.S. 2: Bu incelemeleri elimden gelidğince haftalık (yani güncel) yapmaya gayret edeceğim ancak benim o hafta okuduğum fakat yayın tarihi daha önceki haftalara denk gelen ÇR’ler de bu inceleme  içinde yer alabilir.)

Lezizler:

Anna Mercury 2 #001-#002
Yayıncı: Avatar
Puan: 8.5

anna-mercury Anna Mercury Avatar Comics (daha önce hiç duymamıştım) yayınlanıyor. Bu 2. versiyon. Ne daha önce duydum ne de gördüm ancak 2. versiyonu olduğuna göre oturmuş bir geçmişi olsa gerek. Wiki’lemek gerekecek ve bunu da zevkle yapacağım.
Anna bir şekilde uzayla bağlantısı olan, henüz kim için çalıştığını çözemediğim, kızıl saçlara ve de beklenildiği üzere ne şekle girersen girsin hala seksi gözükmeyi başaran vücuda sahip olan özel bir ajan. Dolayısıyla elimizde tuttuğumuz ya da ekranımzda gördüğümüz dergi de işin içine bolca bilimkurgu, fantazi, biraz seks ve politika yerleştirilmiş, yerinde ve güzel espriler koklatılmış bir  çizgi roman. ÇR’larda ne ajanları ne de dişi ÇR kahramanlarını severim (çünkü nedense her erkek ÇR kahramanı ayrıntılı sayılabilecek bir kişiliğe sahipken, birkaçı hariç (özellikle “evil” olanlar) kadın karakterkerin hemen hepsi birbirinin aynıdır). Ancak Anna kafamdaki bu faşitçe tabuyu ne olduğunu anlamadan yıkıverdi. Öyküye dair konuyla ilgili bilgisizlikten öte gelen (wiki…) boşluklarım olsa da gidişat oldukça neşeli ve kıvrak. Çizimler de bilakis stil sahibi. Öykünün çoğunluğu zaten bu güzel çizimlerle anlatılıyor. Üstüne üstlük bir de Anna’nın komik sayılabilecek bir espri anlayışı var. Bana İngiliz çizgi romanlarını hatırlattı. Haftanın altın madalyası.

Beast of Burden #001
Yayıncı: Dark Horse
Puan: 8

BeastsOfBurdenDarkHorseComics_thumb Konu klasik aslında. Amerika’nın kırsal bir eyaletindeki köylerden birinde garip, esrarengiz olaylar dönmektedir. Bu olayları kimse gönül rahatlığıyla dile getiremez ancak yine de herkes bir şekilde hissetmektedir. Kasaba ahalisinden çeşitli yaşlar ve “türlerdeki” gençler de bu garip olayları araştırmaya karar verir. Buraya kadar sanırım her şey normal. Tek fark ÇR’nin baş kahramanları olan bu topluluk üyelerinin kasabanın kedi ve köpeklerinden oluşması.
Henüz ilk sayısında olmasına rağmen (bu hafta 2. sayı çıkıyor sanırım). Beasts of Burden bir şekilde kendisine beni bağımlı yapacak gibi duruyor. Başkahramanların kedi ve köpeklerden oluşması ve hiç insan olmaması BoB’a modern bir fabl havası katmış ve gerek çizimler, gerekse de renklendirme olsun, bu yönde şekillenmiş. Hikaye belki kedi köpek arasında, belki de ormanlarda ev bahçelerinde geçmesinden dolayı bir masal yumuşaklığına yakın sayılabilirdi – Tabii henüz ilk sayı olmasına rağmen Avngers vs. Hulk tadında bir kavga olduğunu ve 1 köpek ve de 1 kedinin telef olmasını sayılmazsa. BoB’un anafikri komik derecede basit olmasına rağmen bu ilk sayıdaki hava korunabilirse önümüzdeki yıllarda hatırlanacak bir ÇR olacağını nah şuraya yazıyorum. tüü…yazdım.

Daredevil #501
Yayıncı: Marvel
Puan: 8

daredevil501 Hayatımda hiç Daredevil okumadım. Gerçekten. Yani gittim en gereksiz çizgi romanları bulup çıkardım, okudum. Ancak Marvel’ın bu en çok satan ve MU’da bir şekilde en çok saygı gören kahramanlarından biri olan DD’i gerçekten  vakit ayırıp ne okumuşluğum ne de araştırmışlığım vardır. Ayrıca bir gıcığım falan olduğundan değil, tam tersine; genellikle spider-man ve punisher gibi  dünyadan önce çevrelerindeki yaşamı kurtarmaya çalışan daha “ayak takımı” tiplerin arasında görmüşümdür DareDevil’ı ve genellikle hikayeyi renklendirir.
DD 2. jenerasyona ait bir karakter ve hemen hemen bu dönemin tüm özelliklerini taşıyor. Ya da ben taşıdığını zannediyordum ta ki geçen ay DD #500’ü, The List: Daredevil’ı ve bu hafta da DD #501’i okuyana kadar.
Ahlak timsali kör avukatımız Matt Murdock (Daredevil) sanırım herşeyi kaybetmiş; gizli kimliğini, kariyerini, kız arkadaşını.. vb. Elinde avucunda acı ve dramdan başka pek birşey kalmamış sanırım. Dolayısıyla Murdock eski yaşamanı tamamen terk ederek yer altına çekilmeye ve eski düşmanlarından The Hand adlı katil ninja örgütünün “greater good” için başına geçmeye ve onları kendi amaçları doğrultusunda kullanmaya karar vermiş. Hatta bunun için örgütün isediği “fedakarlık”ı kabul ederek kendi ustası ve Hand’in ezeli düşmanı Izo’yu bile öldürüyor ve hikaye burda to be continued oluyor.
Hiç beklemiyodum ama şu an süper kahramanlar arasında hikayesi bende en çok merak uyandıran karakter Daredevil. Öyle gözüküyor ki Matt Murdock birçok SK ÇR’sinde zor görülebilecek bir kimlik değişimi içerisinde ve bu, hikayeyi sonu belli bir ölme-dirilme hikayesinden çok daha heyecanlı ve dinamik kılıyor. Hikaye anlatımı olabildiğince sade ve bence konunun dramatizmine uygun şekilde “içe dokunur” vaziyette ve çizimler de Daredevil’ın geçirmekte olduğu bu karanlık dönemi çok güzel resmediyor. Herşey gayet uyumlu ve tadında. Kapak da ayrı bir leziz.

Frank Castle: Punisher
Bunu uzun uzun yazmaya gerek yok ancak Marvel da tıpkı DC’nin Vertigo’su gibi, MAX adında daha yetişkin kesime hitap eden bir alt şirket kurdu ve bildiğimiz MU’dan buraya geçiş yapan ilk kahramanlardan biri de Punisher oldu. Bu yeni başlayacak olan serinin ilk sayısı ve 5 kısa öyküden oluşuyor. Güzel sayı. Puanı: 7

Haftanın Yazıkları

Batman #691
Yayıncı: DC
Puan: 6.5

batman 691 Bruce Wayne’in ölmesiyle beraber Bats cephesinde işler karıştı bildiğiniz gibi. Şu aralar Batman bayrağı eski Robin Dick Grayson’un elinde. Batman 691 sıradan bir geçiştirme sayısı. Aslında çok kayda değer bir durum yok. Batman Two-Face ile kendi sanctuary’sinde kapışıyor ve alfred’in de yardımıyla Harvey’i alt ediyor. Elbet ki ileriye dönük birkaç göz kırpma mevcut. Yeni bir düşman Batman’i alaşağı etmek için planlı biçimde hazırlanıyor (taktik olarak Bruce’un belkemiğini kıran Bane’i hatırlattı bana) ve bunun içinde Bats’in bütün baş düşmanlarını kendi emri altında örgütlüyor. Bunun dışında yeni Batman’imiz, Bruce’un, Garyson ailesinin ölümü ile ilgili bir sırrın kapısını azcık da olsa aralıyor.
Bruce’un ölmesiyle ve massive tabir edilebilecek 700. sayının yaklaşmasıyla beraber Batman’de daha kritik gelişmeler bekliyordum ancak bu sayı beni kişisel olarak çok da heyecanlandırmayan içeriği ile biraz hayal kırıklığına uğrattı. Öykü anlatımı ehhh işte – çünkü bu sayıda anlatacak çok birşey yok, çizimler ise yine şık ve güzel ama o kadar yani. Olay olmadığı için o da çok zevk vermedi.

The List: Secret Warriors
Yayıncı: Marvel
Puan: 6

the listsecret warriors The List hakkında daha önce epey attım tuttum. Şimdiye kadar bu seriden 4 ya da 5 sayı çıktı sanırım; bir dolu/bir boş şeklinde. Yanılmıyorsam yalnızca iki sayısında MU’yu etkileyecek birşey gerçekleşiyor (bu da onlardan biri) ancak yine de genel olarak bence baştan savma ve başarısız bir seri. Bu sayı bir nebze diğerlerine göre daha heyecanlıydı (başrolde Nick Fury olmasına rağmen – hiç sevmem süper kahramanlar arasında ajan muhabbetini). Ama yine de gerek çizimler gerekse de hikaye bana boş geliyor. Sırf daha sonra olacakları doğru dürüst anlayayıım, birşeyler kaçırmıyım diye okuyorum bu seriyi. Çünkü yakında The Siege adlı yeni bir event vuku bulacak MU’da ve büyük ihtimalle bu Dark Reign’in ve Osborn’un sonu olacak. Bazı dedikodulara göre Sentry ölecek ve deus ex machina olarak da tüm işi planlayan kişinin Mephisto olduğunu göreceğiz. Sentry ölmesin ama Mephisto iyidir, severim. Deus Ex Machina olsa bile abimdir.

Bu haftalık bu kadar valla, daha fazla yazamayacağım.