Türkçe baskısı bulunan ve okumanız gereken birkaç çizgi roman

Aşağıdaki liste sanırım en çok sevdiğim (türkçe baskısı bulunan) çizgi romanların listesi. Postu yazmaya başlamadan önce “okumanız gereken ilk 10” ya da “ilk 5” gibi haavalı bir başlık düşünmüştüm ancak işi daha kişisel düzeyde tutmaya karar verdim. Çünkü öbür türlü işin içine henüz okumadığım bir sürü çizgi roman ve Türkiye’de çizgi romanın bence esas yüzünü oluşturan ve benim Nathan Never ve Dylan Dog dışında çok az alakamın bulunduğu İtalyan çizgi romanları giriyordu. Ben de boyumun ölçüsünü biliyim dedim.

Eğer Ava Giden Avlanır’ı düzenli okuyorsanız ya da arada bir bakıyorsanız bu blog’un açıklamasında da yazdığı gibi daha çok Amerikan çizgi romanları ve süper kahramanlar hakkında olduğunu da biliyorsunuzdur. Bu post bir tür “Top 10” olmaktan öte kişisel olarak benim sevdiğim ve beğendiğim çizgi romanların listesidir. Peki bunu neden yazıyorum? İnanıyorum ki bu blog’u okuyorsanız ortak bir yönümüz var demektir. Dolayısıyla benim gözümden kaçan ve türkçesi bulunabilen iyi çizgi romanlar olduğu gibi belki sizin de gözünüzden kaçan bazı yayınlar vardır.  Belki bu postta birkaç tanesini bulursunuz. Okumaya devam et

Reklamlar

Batman: Öldüren Şaka (Dc Comics / Baykuş Kitap)

Öldüren Şaka’nın arka kapağında YETİŞKİN OKURLARA ÖNERİLİR ibaresi var. Benim için bu kesinlikle doğru. İster inanın ister inanmayın tahmin ediyorum ki Öldüren Şaka’yı (bundan 5 ay kadar önce satın almış ve  tamamını okumuş olsam bile) bu postu okuyan birçoklarınızdan yıllar ve hatta yıllar önce okumuştum (hiç yoktan bir kısmını). Hem de türkçe olarak.Yanlış hatırlamıyorsam Öldüren Şaka ben 9,10 yaşlarındayken  Hürriyet, Milliyet ya da benzeri bir gazete tarafından haftasonu eki olarak birkaç parça halinde yayınlanmıştı.  Şimdi düşünüyorum da acaba o dönem bu gazetede çalışan kim bu hikayenin güzelliğinin farkına varmış ve gazete kağıdına basılı dahi olsa Türkçe’ye kazandırılmasını sağlamıştı?

Öldüren Şaka’nın yıllar önce Türkçe olarak basıldığını, ancak Baykuş Kitap’ın cildini okurken, Komiser Gordon’un Joker tarafından kaçırılıp, luna parka götürülüp çıplak bir vaziyette korku tünelinde dolaştırıldığı kareleri gördükten sonra hatırlayabildim. Bunu hatırlamamla beraber de içimi rahatsızca ve huzursuz bir duygu kapladı. O dönemde ergenliği eli kulağında olan ben için hikaye neredeyse anlamsızdı fakat buna nazır çizgiler de bir o kadar korkunçtu. Dolayısıyla; Evet. Batman: Öldüren Şaka bence de yetişkin okurlara önerilmesi gereken bir eser. Okumaya devam et

Bağdat’ın Aslanları (Vertigo/Baykuş Kitap)

Bağdat’ın Aslanları’nı birkaç ay önce satın almıştım. Seçerken kapağından etkilenmedim desem yalan olur.  Kitabı oldukça kısa bir sürede okudum ve bitirdikten sonra diğer çizgi romanların yanına kaldırdım. Geçenlerde elimdeki ciltleri düşünürken son zamanlarda satın almış olduğum bir cildi hatırlayamadığımı fark ettim. Eve dönüp çizgi romanları karıştırınca ne olduğu ortaya çıktı: Bağdat’ın Aslanları. Eğer dün sabah bana sorsaydınız “Bağdat’ın Aslanları ile iligli olarak aklında ne kaldı?” diye, muhtemelen cevabım “Aslanlar ve Bağdat” olurdu. Geçen gün yine o kapaktaki erkek aslanla bir bakıştık.  Kitap yine güzel gözüküyordu. Elime aldım, şöyle bir karıştırdım. İlüstrasyonlara bakarak hikaye ile ilgili aklımda kalan seyrek ve az sayıdaki parçayı birleştirmek için kendimi zorladım.  Bu kitabı ilk okuyuşum ne kadar sürmüştü?  20, 25 dakika..belki de yarım saat. Acaba 20,25 dakika elimde tuttuğum ve sayfalarını çevirdikçe gözüme daha da güzel gözükmeye başlayan ancak içeriğini bile hatırlayamadığım bu kitap için yeterli  bir süre miydi? (Tabii bir de 20TL civarı para  vermiş olmak var). Kapağını kapatıp Aslana bir kez daha baktıkran sonra aynı günün akşamı Bağdat’ın Aslanları’nı bir kez daha okudum. Diyaloglar azdı, 3. şahıs ile hikaye anlatımı yoktu.  Dolayısıyla ilk okumam sırasında bu kitabı yanlış değerlendirdiğimi fark etmem uzun zamanımı almadı. Bazı çizgi romanları elime alıp şöyle bir karıştırdığım zaman ilk aşamada çizimler hoşuma gitmeyebiliyor. Ancak öyküyü okuduktan sonra çizimleri beğenmeye başlayabiliyorum (ya da başlamayadabiliyorum). Bağdat’ın Aslanları’nda ise bu yukarıdaki durumun tersi oldu. Bu kitabı ikinci kez  okuduktan sonra kendimi Bağdat sokaklarında bir grup aslanla beraber dolaştığım, savaşla ve özgürlük kavramının çelişkili anlamı ile gölgelenmiş 45 dakika süre bir seyhahatten dönmüş gibi hissettim. Okumayı bitirdiğimde bazı sayfaları işaretlemiş ve birkaç not almıştım. Okumaya devam et