Türkçe baskısı bulunan ve okumanız gereken birkaç çizgi roman

Aşağıdaki liste sanırım en çok sevdiğim (türkçe baskısı bulunan) çizgi romanların listesi. Postu yazmaya başlamadan önce “okumanız gereken ilk 10” ya da “ilk 5” gibi haavalı bir başlık düşünmüştüm ancak işi daha kişisel düzeyde tutmaya karar verdim. Çünkü öbür türlü işin içine henüz okumadığım bir sürü çizgi roman ve Türkiye’de çizgi romanın bence esas yüzünü oluşturan ve benim Nathan Never ve Dylan Dog dışında çok az alakamın bulunduğu İtalyan çizgi romanları giriyordu. Ben de boyumun ölçüsünü biliyim dedim.

Eğer Ava Giden Avlanır’ı düzenli okuyorsanız ya da arada bir bakıyorsanız bu blog’un açıklamasında da yazdığı gibi daha çok Amerikan çizgi romanları ve süper kahramanlar hakkında olduğunu da biliyorsunuzdur. Bu post bir tür “Top 10” olmaktan öte kişisel olarak benim sevdiğim ve beğendiğim çizgi romanların listesidir. Peki bunu neden yazıyorum? İnanıyorum ki bu blog’u okuyorsanız ortak bir yönümüz var demektir. Dolayısıyla benim gözümden kaçan ve türkçesi bulunabilen iyi çizgi romanlar olduğu gibi belki sizin de gözünüzden kaçan bazı yayınlar vardır.  Belki bu postta birkaç tanesini bulursunuz. Okumaya devam et

JLA: Yeni Dünya Düzeni

JLA

Grant Morrison tarafından yazılan ve Howard Porter tarafından çizilen Yeni Dünya Düzeni, o zamanki ismiyle Arkabahçe, şimdiki adıyla Gerekli Şeyler yayınları tarafından yayınlanmış. Online kitapçıların kataloglarını karıştırdığımda Yeni Dünya Düzeni görülse bile sanırım yeni basımı yok. Bu yüzden internetten ya da büyük kitapçılardan bulunabilmesi çok olası gözükmüyor. Ben tesadüf eseri Kadıköy’deki çizgi romancıların birinden aldım. Bu tip yerleri denemek daha mantıklı. Belki Gerekli Şeyler’in kendi mağazasında da vardır.

Yeni Dünya Düzeni 1997 yıılında Amerika’da yayınlanmaya başlayan JLA serisinin ilk 4 sayısında süregelen maceranın toplandığı  cilt.

Kısaca özet geçecek olursak: Günlerden birgün beyaz sarayın tepesinde 1 mil çapında bir uzay gemisi belirir ve potansiyel tehlike karşısında tüm dünya alarma geçer. Ancak çok zaman geçmeden bunun sanıldığı gibi bir tehlike olmadığı anlaşılır. Evet, gelenler uzaylılardır ancak “barış içinde” gelmişlerdir ve “dünyayı kurtarmak” istemektedirler. 6 kişilik bir takım halinde gelen bu rengarenk uzaylıların herbirinin kendine özgü güçlerinin olmasının yanı sıra, neredeyse her biri Superman kadar güçlü ve yenilmezdir. Okumaya devam et

Harcanmış Harikalar Diyarı: Spawn – 2. Bölüm

Bu yazının aylar önce yazdığım ilk bölümünde şu an 200. saysına 3 sayı kalmış olan, Imgae Comics tarafından 1992 yılından beri kesintisiz ancak düzensiz olarak yayını sürdüren Spawn adlı dergiden bahsedeceğim. Eğer Spawn’ın başından geçenlere çok hakim değilseniz ya da öğrenmek istiyorsanız ilk bölümü okumunazı tavsiye ederim: Harcanmış Harikalar Diyarı: Spawn – 1. Bölüm.

Yazının ilk bölümünde Spawn’ın şu an 18 seneyi doldurmak üzere olan tarihinin birkaç sayfalık bir özeti vardı. Şimdi okuyacaklarınız ise bu 18 sene hakkındaki düşüncelerimdir.

Şimdi dönüp baktığım zaman Spawn’ın ortaya çıktığı dönem olan 92 yılında çizgi romanlar açısından oldukça karanlık bir dönemdi. Superman ölmüştü ya da ölmek üzereydi, Batman’in beli kırılıyordu, Green Lantern Parallax’a dönüşmek üzereydi, koca koca silahlar yeni yetme bir sürü kahramanın elinde dolaşmaktaydı..vs.vs. Spawn sanırım o dönemde çizgi roman okurlarının uzun süredir görmek istediği birşeyi okurlara sundu: Rakiplerini öldürmekten çekinmeyen bir süper kahraman evreni içerisinde var olagelen bir ana karakter. Herşeyden önce her ne kadar bu diyeceğim göreceli olsa bile- Spawn iyi gözüken karizmatik bir karakterdi. Bariz biçimde Batman ve Spiderman esintileri taşıyordu. Basit bir taklitten öte bu iki kahramanın bazı özelliklerinin güzel bir senteziydi. Görünşü biraz sayg duruşu niteliğinde olsa bile klasik (ruhunu şeytana satan adam) ama gittikçe derinleşen evreni ile paralel olarak ilgi çekeci hale gelen bir hikayesi de vardı. Okumaya devam et

Biraz Nostalji

Birkaç günlüğüne anne-babamın yanına Ankara’ya geldim. Gelmişken de biraz odamı karıştırdım. Eski çizgi romanlarıma falan baktım ve biraz düzenledim. Odamın çeşitli yerlerinden çekip çıkardığım bu çizgi romanların hepsi türkçe. Genellikle 1N Comics, Büyük Mavi Yayıncılık ve Arkabahçe Yayıncılık‘ın yayınladığı dergilerden oluşuyor:

Diyeceksiniz “madem o kadar eski bir çizgi roman okurusun hani Alfa Yayınları? Hani Conan’lar, Hani Rom’lar, hani Gümüş Kayakçılar?”.

Burada görmüş olduğunuz dergilerden en eski tarihli olan Büyük Mavi tarafından yayınlanan Batman olması gerekiyor. Ancak maalesef derginin üzerinde basım zamanı ile ilgili olarak herhangi bir ibare ile karşılaşmadım. Alfa Yayınları Büyük Mavi’den çok daha eski bir yayınevi. Yüzbaşı Volkan ve Conan başta olmak üzere özellikle birçok Marvel yayını Türkçe olarak yıllar boyunca bastılar. Ancak Alfa’dan çıkan dergilerin boyutları orjinal boyutlarının yarısı kadardı ve hemen hemen hepsi  renksizdi. 150’ye yakın Conan dergisini bir kütüphaneye hibe ettiğimi hayal meyal hatırlıyorum. Diğerleri ise nerde, kimlerin elinde hiçbir fikrim yok.

Elimde kalanlar ise bu yukarıda resimlerini görmekte olduğunuz dergiler.Örümcek Adamlar, Batmanler, Supermanler…vs. Ancak ayrıca dikkat edilmesi gereken bir iki dergi var: Bunlardan ilki varlığını bile unuttuğum ve yanılmıyorsam sadece 3 sayı çıkmış olan, Hakan Tacal tarafından yazılan ve Yıldıray Çınar tarafından çizilen “Karabasan“. Arkabahçe Yayıncılık tarafından yayınlanmış. 2.si ise yine yanılmıyorsam sadece 2 sayı yayınlanmayı başarabilmiş olan Murat Bozkurt tarafından yazılıp çizilen “Şehir Köpeği“. Şehir Köpeği.Amerikan Comic’lerinden öte daha çok İngiliz 2000 AD tarzına yakın bir çizgi roman.

Son olarak ise ikisinin de tam olarak kaçar sayı devam ettiğini bilmediğim aylık olarak yayınlanan çizgi roman dergileri Rodeo Strip ve Resimli Roman. Yanılmıyorsam Rodeo Strip cilt halinde bulunabiliyor.

Burda görmş olduğunuz çizgi romanların hemen hepsi 1995-2004 yılları arasında yayınlanmış çizgi romanlar ki bu tarihler arasında çıkmış ve benim de daha önce sahip olduğum ancak şimdi bulamadığım birçok çizgi roman var (Örn: Sandman, Spawn). Şöyle genel olarak bir değerlendirme yapınca Türkiye’de çizgi romanın asla hakkettiği yeri bulamadığı su götürmez bir gerçek ancak yine de kuşbaşı bakınca çok da azınsanamayacak miktarda yayın yapılmış. Bu yayınların birçoğu da bence göreceli olarak iyi maceralardan seçilmiş ve hemen hepsi orjinaline sadık kalınarak yayınlanmışlar.

Geçtiğimiz 5 sene içerisinde de birçok yayın çıktı. Hatta öyle ki bir ara ekonomik durumum bütün o ciltleri falan takip etmeye izin vermiyordu. Şimdi ise yine bir durgunluk hakim sanırım.

Dün Dost Kitapevine bir uğradım. Ankaralıların birçoğu burayı bilir; herhalde Ankara’nın en büyük kitapçılarından birisidir. Benim çizgi romanı boşladığım tarihlerde yayınlanmış olan birçok çizgi roman hala benim tarafımdan satın alınmayı bekliyor. Ancak yayınlandığını bildiğim birçok çizgi roman da maalesef artık yok (Örn: Spider-Man: Açlık, Batman: İlk Yıl gibi). Sadece Amerikan çizgi romanları da değil, birçok Türk ve Avrupa çizgi romanı da standları süslüyor. Hala satın alınacak ve okunacak çok şey var.

Ancak son söz olarak klasik bir türk çizgi roman okuru söylenmesi yapmadan geçemeyeceğim: Fahiş fiyatlar. Elim Conan’ın 5. cildine gitti ve gördüğüm fiyata inanamadım: 45 TL. Evet süper basım ama orjinalinin bile bu kadar pahalı olduğunu zannetmiyorum. O biraz kazık olmuş. Aynı şey Sin City’ler için de geçerli (30 TL ve Conan’ın yarısından daha ince). Sadece ilk cildini okudğum bu harika çizgi romanın diğer cilterini biriktirmek gerçekten uçuk bir paraya mal olacak benim için. Olabildiğince Türkçe’si olan yayınların orjinalini almamaya ya da cbr şeklinde okumamaya çalışıyorum ancak bu fiyatlarla çizgi roman okumaya çalışmak ufak bir serveti de harcamak manasına geliyor. Yayın masrafları hakkında çok bilgim yok, o yüzden atıp tutmak da istemiyorum ama Batman: Dark Knight Returns’ün orjinalini aldım geçen aylarda ve hafızam beni yanıltmıyorsa eğer 30 lira civarı bir para ödedim ki sayfa sayısı olarak Conan’ın 5. cildine eşit. Sanırım yayınevleri sürümden kazanamıyorlar maalesef. Ancak dediğim gibi: para para para.

Harcanmış Harikalar Diyarı: Spawn – 1. Bölüm

Hani bazı çocukluk arkdaşlarınız vardır. Oldum olası kankasınızdır. Ne zaman tanıştığınızı hatırlamaz ve de umursamazsınız. Arkadaşınızdır işte o. Bu yeterlidir. Spawn da biraz benim için öyle aslında. Ne arkadaş ama. Ne zaman tanıştığımızı hatırlamıyorum. Halbuki Spawn’ın ilk sayısının Amerika’da yayınlandığı sırada 11 yaşındaydım,  sadece  çizgi roman ve  (tabiiki de çok da birşey anlamadan) Asimov okuyordum. Bu 1992 yılı oluyor.  Spawn’ın Türkiye’de duyulması birkaç sene almıştır. Yani demek istediğim; Spawn’la tanışmamızı, aslında çok da küçük sayılamayacak bir yaşta olmama rağmen hatırlamıyorum.

Yanılmıyorsam Türkiye’e ilk olarak Spawn’ın çizgi romanından önce sinema filmi gelmişti. Büyük bir heyecanla izlemiştim çünkü Spawn’ı biliyordum ancak kim ya da ne olduğuna dair en ufak bir fikrim yoktu. Film iyi değildi. Ama o zamanlarda çekilen süper kahraman ve fantazi filmlerine göre (Batman & Robin eheh) belki birazcık daha ‘dolu’ bir yapımdı . Keskin zekalı arkadaşlarımız bu sivrilmenin o dandik filmden değil, filmin hammadesi olan çizgi romandan kaynaklandığını anlamışlardır.  Film Türkiye sinemalarında oynadıktan kısa bir süre sonra da Arkabahçe Yayıncılık tarafından Türkçe olarak yayınlanmıştı. Daha gazete bayisine gitmeden aklımda kalan film karelerinden o ilk sayının içeriğini gözümde canlandırabiliyordum. Ancak bu, orijinaline sadık kalınarak Türkçe olarak basılmış Spawn#1’i okurken duyduğum heyecanı bir nebze olsun azaltmadı.

İlk sayıyı okumayı bitirdiğimde kendimi biraz üzgün hissetmiştim. Çok birşey anlaşılmıyordu ilk sayıdan. Üstüne üstlük çizgi romanın dili Türk okuyucusunun alışık olmadığı  bir dildi ve açıkcası bu biraz yadırgamama sebep olmuştu. Ancak yine de Spawn, spawn’dı. Belli ki ortada bir potansiyel vardı ve ben, ne olursa olsun bu çizgi romanı okuyacaktım. Sayılar türkçe yayınlanmaya devam ettikçe öykü de gittikçe heyecanlanmaya başladı ancak buna paralel olarak da içimi bir huzursuzluk kaplamaya başladı. Biliyordum ki bu güzel ve zengin hikayeyinin tamamını bu şekilde (yani orijinali gibi ancak türkçe) okuyamayacaktım. Sonuçta Türkiye’de yaşıyorduk. Ne özveriyle, ne iyi niyetle ve umutla çıkan çizgi romanlar çıkmıştı ve sonlanmıştı. Daha kaç sayı devam edebilirdi ki? SOnuçta Spawn’ın 10 küsürüncü sayısından sonra yayını durdurulduğunda bu benim için bir süpriz olmadı.

Fazla uzatmayım. Yıllar boyunca o sayı senin bu sayı benim derken yakın zamanda Spawn’ın ana serisinin hemen hemen tüm sayılarını kronolojik olarak okumayı başardım. Spawn şu an 195. sayısında. 92 yılından beri yani hemen hemen 18 senedir yayında. 195 sayı okuduktan sonra insanın bunu sindirmesi zaman alıyor ama tadı da bir başka oluyor.

Bu 2 bölümlük yazının ilk bölümünde Spawn’ın 18 senelik geçmişinin kaba bir özetini bulacaksınız. Bu özeti hazırlarken tembelliğim yüzünden Wikipedia’nın Spawn entry’sini baz aldım (Kısmen çevirdim desem daha doğru olur, başlıklar bile benzer). Bazı şeyleri kırptım, bazı gerekli gördüğüm şeyleri de ekledim. Yazının ikinci bölümünde ise Spawn’ı bir çizgi roman eseri olarak değerlendirmeye çalıştım.

Okumaya devam et