Duvarda Sürünen/Iron Man Extremis post’una cevap

Yarım akıllı bir şahıs olduğum için Duvarda Sürünen Blog‘una henüz bugün ilk defa baktım. Orada Iron Man Extremis ile ilgili bir post var. O post’a uzun bir cevap yazdım. Ancak bilmem kaç karakterin üstünü kabul etmedi ve benim o cevabı yaklaşık 3 ayrı mesaj şeklinde atmam gerekiyordu. Ben de oraya yazmaktan vazgeçtim ve bugünün post’u olarak Ava Giden Avlanır’a koymaya karar verdim. Bu agresif cevabı okumadan önce, Iron Man Extremis ile ilgili yayıncının post’unu ve Bahadır Bey tarafından yapılan yorumu okumanızı tavsiye ederim. Bu arada umarım bu post da pingback olarak ilgili Duvarda Sürünen post’unda gözükür. Cevabım aşağıdadır:

Bende bir arıza var herhalde. Çünkü ben Extremis’i oldukça başarılı buldum. Sanat açısından bence oldukça orjinal bir yaklaşımı var. Normal bir çizgi roman olmadığı doğru ama “sıcaklık” konusunu bilemeyeceğim. Yani insanların yüz ifadeleri olsun, aksiyon olsun hepsi oldukça sağlam bence. Evet konuşmanın olmadığı birçok sayfa var ve tabii ki bu sayfalarda okuyacak “birşeyler” olmadığı için diğer sayfalara göre daha hızlı geçmek gerekiyor ama bu bu sayfalardaki sanatı takdir etmemek ya da bu kareleri incelememek manasına gelmiyor bence. Tam tersine, kitabı elime aldığım zaman “vay be” dedim.

Diyalogların da sıkıcı olduğuna katılmıyorum. Sal ile yapılan muhabbetleri olddukça ilgi çekici buldum.  Sıkıcılıktan öte bence birçok çizgi romanda görmeye alışık olmadığımız kalitede argümanlar vardı. Ancak öykünün sonunda bir sonuca çıkıyor mu bu argümanlar? Hayır. Stark gene bildiğini okuyor maalesef. Bir Marvel çizgi romanı olmasaydı daha farklı yerlere gidebilirdi.  (Bu arada bazı yerlerde çeviri hakkaten zor ve oldukça iyi bir iş çıkarmışsınız bence).

600 civarı satması hakkaten komik olmuş. Yani yıl 2010 ve “hala aynı noktada mıyız hiçbir ilerleme mi yok?” diye karamsarlığa kapılmadan edemiyor insan. Yani bir örümcek adam ne kadar satıyor? Bunu da merak ettim doğrusu. Hani mantıken örümcek adam’ı satın alan kişinin bunu da alması gerek diye düşünüyordum. Ama sanırım işler pek öyle değil(miş).

Konuşmacı olarak çok katılmadığım çizgi roman forumlarına bakıyorum da herkes birşeyler söylüyor ve sanki kuşbakışı bir bakışla çizgi romanı satın alması gereken sanki 2000 civarı insan varmış gibi duruyor. “Nasıl olsa CBR’si var” diye mi almıyorlar? Çünkü bu bence gerçekten saçma sapan bir yaklaşım. Ben de CBR okuyorum. Elim mahkum. Devamlı olarak fasikül ya da TPB falan almaya bir Türk vatandaşı olarak gücüm yetmiyor. Sadece çok beğendiklerimi alabiliyorum ve bu bile bazen beni ekonomik olarak zorluyor. Ama forumlarda tutup da “şunu şunu okuyun” diyen insanların orjinali ile aynı kalitede, basılı olarak, üstelik türkçe olarak yayınlanmış bir çizgi romanı satın almaması bence korkunç birşey. Basılı olması için tasarlanmış ve üretilmiş görsel bir malzemeyi bilgisayar ekranında mouse yardımı ile devamlı zoom in-out yaparak  okumakla, basılı halde okumanın keyifleri birbiriyle karşılaştırılamaz bence. Belki de sorun bu değildir. Yani belki de bu yaklaşık 600 kişi zaten ülkedeki  mevcut potansiyeldir. Eğer öyleyse, esas korkunç olan bu zaten.

Çok bilmişlik yapmak istemiyorum çünkü bilmiyorum ama nispeten eski bir okur olarak çizgi roman yayınlayan firmaların ortak dertlerinden biri hep dağıtım olmuştur. Bilmiyorum belki hakkaten sorun budur ancak şu yıl itibari ile bir ürünü, “ben bunu alacağım” diye düşünen bir insan, bir şekilde (online olarak, çeşitli kitapçılar yardımıyla falan) o ürünü alır. Sonuçta Ankara’da Dost kitapevinde Iron Man Extremis’i gördüm. Kadıköy’de çizgi roman dükkanlarında, sahaflarda ve yine kitapçılarda da gördüm. Dediğim gibi çok bilmişlik yapmak istemiyorum ama bu bahsettiğim yerler normal bir tüketicinin alışveriş yapacağı yerler. Yani dağıtım konusunda “daha ne olsun?” diye düşünmeden edemiyorum.

Dağıtımdan öte belki de biraz daha fazla reklama yüklenmek gerekiyordur diye düşünüyorum. Belki de bir şekilde , fanzinlerden ve internet bloglarından öte büyük yayın organlarında, edebiyat dergilerinde falan bir şekilde çizgi romanların yer bulmaları gerekiyordur. Ancak bunun maddi ve manevi zorlukları hakkında bir fikrim yok ve belki de imkansızdır. Hatta şimdi düşündüm de, eminim bunu siz çooook daha önce düşünmüşsünüzdür ve yüksek ihtimal ben bunları boşu boşuna yazıyorumdur ve siz de bunları okurken “sanki denemedik salak” diye geçiriyorsunuzdur aklınızdan.

Ancak 600 sinir bozucu bir rakam. Yani gidip ingilizce bir TPB’ye para verip, Extremis’i almayan insanlar var sanırım (Hiç yoktan ben 1’ini tanıyorum). Yıllardır birçok çizgi roman yayıncısının, Türk halkına küsmesine şaşırmamalı.

Yahu düşündüm de… Hakkaten neden almıyor insanlar bunu? Daha ne? Sorun Iron Man mi? “Spider-Man’i severim ama Iron Man’i sevmem ve okumam” mı demek oluyor bu? Şu kalitede basılmış bir kitap için Türk çizgi roman okurlarının böyle bir tercih lüksü olduğuna ben inanmıyorum. Tam tersine bence okurların fanatikçe davranması gerekiyor. Belli bir kalitenin üzerinde çıkan herşeyi satın almaları gerekiyor. Ama tabii serbest piyasa.. Ne diyebilirsiniz ki? Extremis’in 600 bile satmaması benim de içinde bulunduğum okur grubunun şımarıklığıdır sadece.

3 thoughts on “Duvarda Sürünen/Iron Man Extremis post’una cevap

  1. Sorunun iron man sevip,sevmeme olduğunu düşünmüyorum açıkcası,öyle olsa örümcek adam deli gibi satardı.
    Sorun bana kalırsa,duyurma,reklam ile ilgili.Bakınız Ntv nasıl satabiliyor,bir takım kapıları ne de kolay açtı değil mi? Bir de şu var tabii ki,kendim için söylemiyorum fakat uçan makinalar veya mutantlar,özellikler teksas,tommiks,conan ile büyüyen insana uzak geliyor.Yeni nesil mi? onların okuma mecralarının artık değiştiğini düşünmekteyim..ki ıron man’i anlayabilmek için,ucundan marvel alemini bilmek gerek diye düşünüyorum.Tabii ki üzücü bu rakam ama birde filme giden kesime bakmak lazım tolam 260.000 civarı,yüksek gibi gözükmesine rağmen böyle gişe canavarı tabir edilen bir film için az geldi bana….Konuşulacak çok şey var fakat yer az..:)

  2. Ben sipruu’nun yorumuna katılmıyorum. Iron Man hastası bir adam olarak bu çizgiromanı almadım, alacağımı da sanmıyorum.

    Sebeplerinin başında ise çizimlerin fazla mekanik ve ruhsuz olması geliyor. Ben merkezli bir yorum olmasına rağmen (yaşasın subjektizm!) çevremdeki insanlardan da aynı yorumu aldım. CNBC-E de yayınlanmaya başlayan Iron-Man uyarlamasına benziyor çizimleri ve “fazla renkli” böyle bir eser için. (rekliden kastım parlak renkler ve aşırı kaliteli bir kağıt kullanımı)

    Ayrıca yayınevi Arkabahçe ile aynı hataya düşmüş durumda. Ciltleme cidden çok kötü, elime aldığımda dağılacak gibi duruyordu, yapıştırmasını hiç beğenmedim.

    İyi yönleri yok mu derseniz eserin; bence Türkiye’de çıkan her çizgiroman değerlidir. Sadece bu ülkede basılmış olması bile yeterli bunun için. Ayrıca Iron Man ile ilgili çok uzun süredir basılı materyal yoktu sanırım Türkiye’de (Avangers cildini ve Civilwar’u saymazsak). Benim elimdekiler o kadar eski ki yeni bir şeyler görmek mutlu etti tabi ki:)

    laraken.

  3. Bugün George Tusca’nın 1974 orjinli çizgileri bana hala normal geliyorsa demek ki sorun bende ama soğukluk konusunda insanların yüz ifadelerini yada argümandaki aksiyonu kastetmemiştim benim kastım tamami ile çizgiler idi ki Adi Granov orjinal künyede de çizer değil illüstratör olarak geçtiği önsözde de zaten belirtilmiş.

    Farklı tarz, yorum ve orjinal yaklaşımına kimsenin bir şey diyeceğini sanmıyorum gerçekten arasıra böyle farklı yorumlar görmek çizgiromandan alınan hazzın en üst seviyeye çıkmasına neden olacaktır…

    Ama herşeye rağmen Granov’un üslubunun çizgiromandan çok fotoroman gibi durduğunu söylemeden geçemiyeceğim…

    Çizgi dışında konu olarak da hala sözümün arkasındayım gerçekten sığ ve basit bir konu olmasının dışında Tony’yi ucube yapmalarına bir anlam veremedim…Demir Adam giysisinin alt kaplamasını vücudunun içinde kemiklerinin arasındaki boşluklarda saklmak kadar itici bir güç olamazdı…Demir Adam kostümden ibaretdir.Yani o kostümü kim giyerse Demir Adamdır.Ama bu durumda bu görevi tek başına Tony üstlenmiş oluyor…

    Herşeye rağmen Hoz ayrıcalığı ile basılabilcek en üst kalitede basılmış tablo görselliğindeki kapakları ve içindeki her karesi ile alınmayı ,okunmayı ve saklanmayı hakeden,bir baş yapıt Extremis…Alın, okuyun,saklayın…Sonra yine okursunuz..;-)

    BAHADIR…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s