Identity Crisis

Birçok yabancı blog’u takip ediyorum ve çizgi roman incelemeleri okuyorum.Bu blog’larda karşılaştığım bir inceleme türü var ki bu beni aslında biraz rahatsız ediyor. Bu incelemelerde genellikle çizgi romanlardaki sanat bir Rembrant eseriymişçesine , yazın da bir Dostoyevski kitabıymışçasına sözde ağır biçimde sanatsal yönden eleştiriliyor. Bunun nedenini, bu blogların çoğu zaman ticari amaçlar gütmesine, bazen de incelemeyi yapan kişinin çizgi roman dışında herhangi bir edebiyat dalı ile ilgenmiyor oluşuna, bazen de yazarın sadece “o incelemeyi yazmak” zorunda oluşuna  bağlıyorum.

Bu bana biraz saçma geliyor. Çünkü elinizde tuttuğunuz kitap özellikle Identity Crisis gibi büyük bir cross-over ise bu derginin üretilişindeki ilk amacı göz ardı etmemek gerekiyor. Bu da o derginin belli bir satış rakamına ulaşması, yani üretici şirkete, belirlenmiş min. düzeyde bir para kazandırmasıdır. Dolayısıyla bu dergilerde sanatsal kaygılar, ticari beklentilerin gerisinde kalmaktadır. Ve şunu da itiraf etmek gerekir ki bu eninde sonunda bir süper kahraman çizgi romanı. Marvel ve DC söz konusu olduğu zaman birçok hikayenin oldukça dar ahlaksal kalıplar çevresinde şekillenmesi şaşırtıcı bir şey değil. Bir okuyucu olarak da bu dergileri okumaktaki amacım her ne kadar okurken sanatını takdir etsem bile öncelikle eğlenmek ve iyi vakit geçirmek oluyor. Zaten bu yüzden de ortalamanın biraz üzrerindeki bir çizgi romandan, ortalamanın biraz üzerindeki bir sinema filmine oranla çok daha fazla keyif alıyorum.  Yani alan memnun, veren memnun.

Ancak bazı hikayeler oluyor ki bu ticari kaygıları aşmayı başararak, benim için gerçekten sanat yönleri ile ön plana çıkıyorlar. Identity Crisis da bunlardan biri.

Identity Crisis temelinde “kapalı oda” gizemi etrafında dönen klasik ancak güzel işlenmiş bir “katil kim?” hikayesi. Hikaye güzel anlatılmış ve son sayıya kadar gizemini korumayı başarıyor. İlk yayınlanışının üzerinden 6 sene geçtiği için DC evrenini takip eden birçok okurun hikayenin sonundaki katilin kimliğini bildiğini tahmin ediyorum (ben biliyordum) ancak bu hikayeyi okumamak için bir bahane değil. Tam tersine hikaye güzel anlatılmış ve kurgulanmış olsa bile Identity Crisis’ı iyi yapan aslında hikayenin kendisi değil, yukarıda da bahsettiğim dar ahlaksal kalıplara getirdiği eleştiri.

Identity Crisis süper kahramanların, kahramanlık faslı bittikten sonra nelerle karşı karşıya kaldıklarının sorusuna cevap arayan, süper kharaman türü içerisinde beklenmedik derecede derinliğe ulaşan bir hikaye.

Hikaye Elongated Man diye tanıdığımız eski Justice League üyesi Ralp Dibny’nin, kendisi de JLA’nın onursal üyesi olarak kabul edilen eşinin (Sue), kendi evinde yakılarak öldürülmesiyle başlıyor. Burada klasik bir “kapalı oda” hikayesiyle karşılaşıyoruz. Sue kendi evinde öldürülüyor ve ne içeriye zorla girildiğine dair ne de dışarıya çıkıldığına dair bir iz var.  Sue bütün JLA üyeleri tarafından çok sevilen bir karakter ve cenazesi de bütün JLA üyelerinin (Batman dışında, o ipucu kovalıyor) katılımıyla oldukça hüzünlü biçimde gerçekleşiyor. Ellerinde işlenen cinayete dair hiçbir ipucu olmayan JLA üyeleri gruplar halinde dağılmaya ve JLA’nın düşmanlarını sorgulamaya başlıyorlar.

Bu cinayeti süper kahramanlar için bile ürkütücü kılan taraf, kurbanın bir süper kahraman olması değil, bir süper kahramanın eşi olması. Dolayısıyla süper kahramanlar kendilerini koruyabileceklerine inansalar bile, en sevdiklerinin hedef tahtasında olduğunu görmek kafalarında bir soru işareti oluşturuyor: En sevdikleri insanların içinde olmadığı bir dünyayı yok oluştan kurtarmaya değer mi?

Sorgulamalar ilerlerken, JLA içerisinde geçmişe gömülüp kalmış, sadece bazı üyelerin haberdar olduğu ve diğerlerine ne pahasına olursa olsun söylememek üzere anlaştıkları bazı olayların varlığına da öğreniyoruz ve bu olaylar aslında hiç de hoş değil: Öldürülen Sue Dibny’nin aslında birkaç sene önce JLA uydusunda Dr. Light ismindeki kötü adam tarafından tecavüze uğradığı ortaya çıkıyor. JLA üyeleri her ne kadar olay sonrası uyduya ulaşmayı başararak Dr. Light’ı etkisiz hale getirmeyi başarsalar bile, Dr. Light iyicene zıvanadan çıkmış biçimde gözüküyor. Bütün JLA üyelerini tehdit ediyor, artık onların değil, ailelerinin peşinden gideceğini söylüyor. Orada bulunan birkaç JLA üyesi bu tehdit karşısında ne yapacaklarını bilemiyorlar çünkü mümküm mertebe en ço korktukları şey başlarına geliyor. O an orada bulunan birkaç JLA üyesi uzun tartışmalar sonucunda aralarında bir anlaşmaya varıyorlar ve Zatanna sihir kullanarak Dr. Light’ın kişiliğini değiştiriyor. Bu olay gizli kapaklı tutulmaya çalışıyor çünkü ağır toplar olan Batman ve Superman gibi kahramanların bu “kişilik değiştirme” eylemine kesinlikle karşı çıkacakları ortada olan bir gerçek. Ancak bittabiki bu gizli pakt bir yere kadar dayanmayı başarıyor ve daha sonraları tüm DC evrenin sürekliliğini etkileyecek olan bazı olaylara vesile oluyor. Ancak bunu anlatarak okuyucunun keyfini kaçırmak istemem.

Identity Crisis’ı değişik kılan Batman ya da Superman gibi bir kahraman kötü adamı durdurduktan sonra yaşanan olaylar aslında. Dr Light’ın bu manyakça tehditleri karşısında ne yapacaklarını bilemeyen diğer süper kahramanlar, alışageldiğimiz süper kahraman etiğinin dışına çıkarak bir düşmanlarının kişiliğine değiştirmeye çalışıyorlar. Uzaktan bakınca bu eylem bir süper kahramanın değil, kötü bir adamın yapacağı bir hareket gibi gözüküyor. Dolayısıyla yazar, yılların süper kahramanlarına şu soruyu yöneltiyor: Bütün dünya bir yana, en çok sevdikleriniz tehdit edilse, oynadığınız süper kahraman rolünü nereye kadar sürdürebilirsiniz? Gerçekten yıllardır süre gelen ahlak kurallarına sadık mı kalırsınız yoksa elinizdeki gücü kendi güvenliğiniz ve menfatiniz için mi kullanırsınız?

Hikaye içerisinde birçok kahramanın bu soruya yanıtı farklı oluyor. Her ne kadar Zatanna’nın Dr. Light’ın kişiliğini değiştirdiğini birçok kahraman bilmese bile hikayenin güzel kurgusu içerisinde bütün kahramanlar değişik biçimlerde bu soru ile karşı karşıya kalıyorlar ve hepsinin yanıtı da farklı oluyor.

Identity Crisis, bu çaptaki birçok cross-over’dan çok daha farklı bir hikaye. Bittabiki aksiyon ve dövüş sahneleri var olsa bile süper kahraman türü içerisinde az rastladığımız duygusal yönü ağır basıyor. Hatta inanıyorum ki süper kahramanların içerisinde olduğu bir dram hikayesini pembe dizi moduna kaçmadan yazmak oldukça zor bir şey olsa gerek. Bu açıdan yazar –bence- mükemmele yakın bir iş çıkarmış. Çok benzeri olan bir çalışma değil.

Serinin görsel sanatı objektif bir gözle bakınca ne iyi ne kötü geliyor. Aslında olaydan çok duygu ağırlıklı bir öykü olduğu için bazı karelerin oldukça güzel resimlendirildiğini söylemem gerek ancak yine de bazı panellerin de beni rahatsız ettiğini söylemeyiliyim. Özellikle Superman ve Robin çizimlerini oldukça başarısız ve hatta bazen baştan savma bulduğumu söylemeliyim.

Identitiy Crisis süper kahraman türü içerisinde çok da alışagelmediğimiz bir mini-seri değil. Süper kahramandan anladığınız şey tayt giyen ve birbirlerini döven kahramanlarsa büyük ihtimalle sizi hayal kırıklığına uğratacaktır. Ancak “biraz da işin karanlık tarafına bakmak istiyorum” diyorsanız, okumanızı tavsiye ederim.

Reklamlar

2 thoughts on “Identity Crisis

  1. DC evreninde geçen Watchmen olarak değerlendiririm ben Identity Crisis’i. Dergide yapılanların sırf şok etkisi yaratsın diye yapılmadığı belli. Ciddi bir karakter gelişimi sağlıyor. Yazar da karakterleri oldukça derin yazmış. DC evrenini uzun bir müddet etkiledi bu çizgi roman.

    Devamı için JLA: Crisis of Conscience’ı öneririm. Identity Crisis kadar kaliteli değil ama Batman’in tepkisi ne olacak diye merak ediyorsan bakmalısın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s