Post’a dönüşen cevap: All Star Batman & Robin: The Boy Wonder

All-Star Batman & Robin #07 - 00B

Aslında bu post, justan0therg33k’in All-Star Goddamn Batman başlıklı postuna bir comment olarak başlamıştı. Ancak bir cevap için gereğinden fazla uzun olduğunu ve dün de herhangi bir post atmadığımı düşününce, bu cevabın, bugünün postu olmasına karar verdim.

All Star Batman & Robin yukarıdaki linkte ve daha birçok yerde (örneğin wikipedia’nın entrysinde) görüp okuyacağınız gibi çoğu zaman olumsuz eleştriler almış bir eser. Hatta öyle ki Cliff Biggers, Comic Shop News’deki değerlendirmesinde “çizgi roman tarihinin en büyük tren kazası” demiş. Hatta dergiyi “D” ile notlandırıp; “Jim Lee’nin sanatı olmasaydı F verirdim, konuşma balonları boş olsaydı daha iyi olurdu” demiş. William Gatevackes ise PopMatters’da “kesinlikle uzak durulması gereken bir yapım” diye bahsetmiş. Iann Robinson All Star Batman & Robin: The Boy Wonder’ı The Dark Knight Returns ve Batman: Year One ile karşılaştırmış ve Frank miller’ın bu işleriyle sağladığı bütün başarıyı çöpe attığını söylemiş.

Bana gelince: Ben All Star Batman’i beğendim ve bu yukarıda yazanların hiçbirine katılmıyorum.

Biraz Frank Miller’dan ve onun Batman’inden bahsedelim. Öncelikle Sin City’i henüz okumadım ve zaten konumuzla alakası yok. Ancak vakt-i zamanında türkçe olarak da basılmış olan ve Frank Miller’ın yazarlığını yaptığı Batman: Year One ve Batman : The Dark Knight Returns’e sahibim. Açıkcası dönüp çizgi roman koleksiyonuma baktığım zaman verdiğim paraya en çok değenlerin başında bu ikisi geliyor. İkisi de o kadar iyi yazılmış çizgi romanlar ki dönüp dönüp bir daha okuyabiliyorum ve hangisinin daha iyi olduğuna hala karar verebilmiş değilim. Zaten bu konuda sanırım bütün çizgi roman otoriteleri (o da ne demekse artık) sanırım benimle aynı fikirde. Bu iki eser yazılmış en iyi Batman öyküleri olmanın yanında (Alan Moore’un Öldüren Şaka’sını bunun dışında tutuyorum çünkü onu bir Batman öyküsünden öte bir Joker öyküsü olarak görüyorum)  yazılmış en iyi süper kahraman çizgi romanlarından bazıları olarak kabul ediliyorlar. Dolayısıyla bu da, Frank Miller’ı bu sanat dalının zirvesine oturtuyor şüphesiz.

Çizer Jim Lee’ye bakacak olursak: Modern süper kahraman çizgi romanları okuyup da bu adamı bilmeyen duymayan var mı merak ediyorum. Tarihin en çok satan aylık çizgi roman dergilerinin birkaçının çizeridir kendisi. Belki bana “peeehhh” diyeceksiniz ama ben Jim Lee’nin tarzının çok fanı değilimdir. Köşeli çizgileri oldum olası sevmem (David Finch’i seviyorum ama nedense). Ancak bu benim kişisel zevkim ve bu Jim Lee’yi kötü bir çizer olarak gördüğüm manasına gelmiyor. Haşa. Adam çok iyi. Özellikle All Star Batman’de döktürmüş.

Sorun, bu iki çizgi roman süper starının bir araya gelmesiyle başlıyor. Bir tanesi gelmiş geçmiş en iyi süper kahraman öykülerinden bazılarının yazarı, bir diğeri ise gelmiş geçmiş en çok satan dergilerin çizeri ve bu iki isim bir araya gelince haliyle insanların beklentileri çok çok çok yüksek oluyor ve ister istemez ikisinin ortak ürünü olan All Star Batman & Robin: The Boy Wonder’ı First Year ve Dark Knight Returns ile karşılaştırıyorlar.

Bazılarınıza saçma gelecek bir örnek vereceğim:  Pilav hemen her türk evinin herhalde değişmez yemeğidir. Çoğu evde haftada belki birden fazla defa pişirilir ve afiyetle yenilir. Bu pilav denilen yemek çoğu vakit aynı tencerede ve aynı ocakta pişirilse ve aynı tabaklarda servis edilse bile gün gelir o gün yediğiniz pilav diğerlerinden çok daha lezzetli olur. “Offf pilav acayip güzel olmuş dersiniz.” Evet o günkü pilav güzeldir ancak bu diğer günlerde pişen pilavları kötü mü yapar?

Frank Miller’ın başına gelen de bence buna benziyor: All Star Batman & Robin ile ilgili yukarıdaki eleştirilerin çoğunun özeti şuna benziyor:  “Frank Miller! Neden bir Year One ya da Dark Knight Returns daha yazmadın? Biz onlardan istiyoruz.”. Eh, buna ne cevap verilebilir ki? Papaz hergün pilav yemez.

All Star Batman’i bir Year One kalitesinde olmaması kötü mü yapar? Eğer böyleyse, o zaman kalan çizgi romanların da  %99.99’u boktan demektir ve eğer böyle görüyorsanız bence çizgi roman okumayı bırakın zaten. Neden durmadan kötü şeyler okuyup vakit kaybediyorsunuz ki?

Wikipedia’da özet olarak geçmiş birçok eleştiriyi, babası tarafından hediye olarak en iyi oyuncağı değil de, daha düşük kalitede bir oyuncak hediye edilmiş bir çocuğun şımarıkça ağzıyla yazılmış eleştiriler olarak görüyorum. Ve bir yandan da Frank Miller’a bok atmak son birkaç senedir moda (Bu belki de son yıllarda açıkladığı politik görüşlerinden kaynaklanıyor. All Star bir yana esas Holy Terror, Batman gelsin, bence ben, o zaman Frank Miller’a kan kusacağım ama şimdilik konumuz o değil.).

Dark Knight returns ve Year One bir yana All Star Batman’in bir şansızlığı da belki de “kardeş” dergisi olarak görebileceğimiz All Star Superman ile aynı başlığa sahip olması. All-Star Superman’den yine justan0therg33k şuradaki çok güzel yazısında bahsetmiş ve neredeyse bu posta harfi harfine katılıyorum. Gerçekten benim ve birçoklarının  okuduğu en güzel yazılmış ve çizilmiş çizgi romanlardan biri All-Star Superman. Yazar da çizer de bu çizgi romanda sanatlarının zirvesindeler ve günümüzde çok az çizgi romanda rastlanabilecek “fantastik ve iyimiser” bir hava yaratmayı başarmışlar.

All Star Superman’deki bu iyimser hava tamamen All Star Batman ile ters düşüyor. Çünkü All Star Batman’de, yine justan0therg33k’in yazısında da söylediği gibi en karanlık Batman hikayelerinden bile daha “deli ve karanlık” bir Batman görüyoruz. Dolayısıyla All Star Batman neden Year One kadar iyi olmadığı gibi, neden All Star Superman kadar iyi olmadığı gerekçesiyle de eleştiri oklarına maruz kalıyor (hep bu lafı kullanmak istemişimdir).

All Star Batman’in en çok eleştri alan yönlerinden biri de Frank Miller’ın karakterleri yeniden tanımlayış biçimleri. Batman’i burada hiç olmadığı kadar psikozlu ve acımasız görüyoruz. O alıştığımız ninja sesizliğine sahip Batman yerine burada düşmanlarının üzerine delice kahkahalar atarak saldıran bir Batman var. “Gecenin esas işine” geçmeden önce biraz antreman olsun diye birkaç hırsızı ve tecvüzcüyü, ısınma ve biraz da zevk için dövüyor. ve Gotham..Gotham şehri belki de hiç olmadığı kadar karanlık ve yozlaşmış bir yer. Year One’da gördüğümüz Gotham bile neredeyse bunun yanında bir oyun bahçesi gibi kalıyor. All Star Batman’in Gotham’ında, polisler 12 yaşındaki masun bir çocuğu öldürmeye teşebbüs etmeye kadar vardırabiliyorlar işi.

Batman’in Boy Wonder’a davranışı da ayrı bir eleştri konusu. Batman Dick Grayson’ı, onu dayak manyağına çevirmek üzere olan polislerden kurtarıyor ancak çocuk kurtuluyor mu yoksa daha da büyük bir belaya mı çatıyor belli değil. Batman çocuğu ağlamaması için tokatlıyor ve yas tutmasını engelliyor. Çünkü Batman’e göre yas tutmak afffetmeye ve kabullenmeye dönüşüyor ve zorla yanına aldığı bu 12 yaşındaki çocuk eğer onun “kutsal görevine” katılacaksa eğer kabullenmemeli ve affetmemeli. Batman, Dick Grayson’ı yarasa mağarasında aç susuz olarak birkaç gün bırakıyor. Kendi gençliğinde olduğu gibi onu da farelerle beslenemeye zorluyor vs. Alışageldiğimiz Batman karakterine tamamen ters düşen bu tip davranışlar birçok kişinin tepkisine neden olmuş ve All Star Batman’in en çok eleştri alan yönlerinden biri de bu zaten.

Şimdiye kadar Batman’in ilk zamanları ile ilgili kaç öykü yazılmıştır, kaç öykünün içinde o zamanlara  atıf yapılmıştır açıkcası bilmiyorum ancak sayısının epey fazla olduğunu tahmin ediyorum. Hemen her çizgi roman  okuru da Batman’in nasıl bir karakter olduğunu ve kökenlerini aşağı yukarı bilir ve burada karşılaştığımız Batman, kesinlikle bildiğimiz Batman’e uymuyor. Belli açılardan benziyor ama aynı adam olduğunu söylemek zor. Ve diğer süper kahramanlar. justan0therg33k Superman’in aşağılandığını söylemiş. Buna katılmıyorum. Neden, nerede ve nasıl aşağılandığını göremedim. Sadece henüz uçabildiğini bilmiyor (Ama Batman biliyor ve bu bence oldukça “cool”). Wonder Woman ise Amazonların arasından daha yeni dünyaya gelmiş ve aşırı feminist bir tavır çiziyor (Hatta Batman’i “bir erkek için bile çizginin dışında olarak tanımlıyor ki bu da “cool” hehe). justan0therg33k Green Lantern’ın da zeka yoksunu bir karaktere dönüştürüldüğünü söylemiş. Buna da katılmıyorum. Batman ve Hal Jordan oldum olası birbirleri ile hoşlaşmaz ve anlaşamazlar. Hatta bu işin Dc Evrenin normal sürekliliği içerisinde kavgaya vardığı zamanlar bile olmuştur (Batman aslında çoğu Green Lantern ile anlaşamaz, Guy Gardner’ı tek yumrukta yere sermişliği, Hal Jordan’ın da Batman’i tek yumrukta yere sermişliği vardır (ki öyle şey olmaz)). Hal Jordan’ı ise burada Batman’in bakış açısından görüyoruz ki, Batman “ah o yüzük bende olsa neler yapardım” gibi şeyler söylüyor ancak belli ki yüzüğün doğası hakkında çok da fazla bilgisi yok (bu da uncool). Plastic Man ise süper bence.

Herşeyden önce burada  gördüğümüz karakterler henüz kahramanlık kariyerlerinin daha çok başlarındalar. Orjinallerine ne kadar sağdıklar? Bazılarına göre hiç. Ama zaten orjinal kişiliklerine sadık olarak yapılmış 1 milyon tane çizgi roman var. Burada bence Frank Miller oldukça cesurca ve değişik birşey deniyor. Burda gördüğümüz süper kahramanlar (Superman’in henüz uçamaması gibi) potansiyellerinin henüz farkında olmamak bir yana, tecrübesizlikleri dolayısıyla henüz kendilerinden bile yeterince emin değiller. Bunu da belki de en güzel Batman’in iç sesi ile anlıyoruz: Devamlı olarak kendisi ile bir çekişme içinde. Özellikle Robin’e karşı olan davranışlarını devamlı sorguluyor, doğru mu yoksa yanlış mı yaptığının çoğu zaman ayırt edemiyor. Bazen ona karşı gösterdiği davranışlarından pişmanlık duyuyor. Kendi kendine “yanlış yaptığını” söylüyor. Açıkcası ben Batman’in burada alışageldiğimiz Batman’den öte bir karakter çizdiğine katılmakla beraber Batman’in bu tecrübesiz ve kendinden emin olmayan tavrı hoşuma gitti. Değişik bir bakış açısı ve herşey bir yana orjinal karakterden de o kadar uzak durduğuna da inanmıyorum. Bildiğimiz Batman’e henüz dönüşmemiş bir Batman var aslında karşımızda. Ancak bu dönüşecek demek de değil. Belki bambaşka birşey olacak ama benim gördüğüm alışageldiğimiz o ideal değerlere sahip Batman’den öte kendisini içine soktuğu duruma psikolojisini yeni yeni adapte etmeye çalışan bir kahraman var. Bu süreç içerisinde olan bir kahraman için de Batman’in gösterdiği davranışlar bence gayet uygun.

Batman’in Robin’le olan ilişkisi ise yine orjinalden oldukça farklı olsa bile bence yine ilginç ve güzel işlenmiş. Batman başlangıçta Robin’e karşı çok sert. Ancak öyle de olmak zorunda zaten. Tasvir edilen Gotham gibi bir yerde, bu çocuk bir suç savaşçısına dönüşcekse eğer gerçekten zor koşullara dayanıklı olmak zorunda. Tabii bunun içine fare yemek dahil değil. Ancak bunun zaten yanlış olduğunu, sağduyuya en çok sahip karakter olan Alfred Batman’e ve dolayısıyla bize söylüyor. Gözden kaçan başka birşey de Batman’in, Robin’i alıp anne ve babasının mezarına götürmesi. Burada aslında Batman, Robin’e karşı yaptıklarının yanlış olduğunu fark ediyor ve sonunda Robin’in yas tutmasına ve anne babasıyla vedalaşmasına izin vererek kendince ondan özür diliyor. Ve iki karakter arasındaki sarsılmaz bağ da Batman’in Robin’i yanına sidekick olarak almayısla değil esas olarak burada başlamış oluyor.

Peki genel olarak herşeyi bir kenara bırakırsak –hiç yoktan bence- All Star Batman nasıl bir çizgi roman? Çok mu iyi? Çok mu kötü? Kesinlikle çok iyi değil. First Year ve Dark Knight Returns bir yana bundan çok çok daha iyi bir sürü Batman macerası var. Ancak gerçekten yukarıdaki eleştirilerde denildiği gibi “Çizgi Roman tarihinin en büyük tren kazası mı?” Ya da “Jim Lee’nin çizimleri olmasa F verilecek” ya da “konuşma baloncukları boş olsa daha iyi olacak” bir çizgi roman mı? Hayır alakası bile yok. Açıkcası bir oturuşta 10 sayıyı birden okumuştum ve justan0therg33’ın yazısını okuyunca bir kez daha okudum. Konunun çok derli toplu ilerlediğini söylemek zor. Bazen oldukça dağıldığı bile söylenebilir. Hatta 10. sayıda yayını kesildiği için hikayenin nereye gittiğini bile çıkarmak çok zor. Hatta bu haliyle bazı sayfaların gereksiz kaldığı bile söylenebilir. Mesela Black Cannary? Bence olmasa da olurmuş. Ve Joker tabii ki de. Şu haliyle Joker’in anlamlı bir şekilde hikaye içerisine yerleşip yerleşemeyeceğini bile kestirmek imkansız. 2011 yılını beklemek zorundayız.

Sonuç olarak esasen All-Star Batman ile ilgili problem –aslında haklı olarak- okuyucunun, yaratıcı ekipteki isimlere bakarak çok büyük beklentiler içinde  olması. Yoksa yazar justan0therg33k, çizer Emre Arifoğlu, renklendirmen Tengunner, çinici Darkruse, kaligraf da Bülent Başkan ve Wunnle isminde kimsenin duyup görmediği ve bilmediği bir yaratıcı kadro olsa bu dergiye F veren o salak eleştirmenin A vereceğinnden adım gibi eminim.

9 thoughts on “Post’a dönüşen cevap: All Star Batman & Robin: The Boy Wonder

  1. aynı karakterle ilgili o kadar çeşitli hikaye yazılıyor ki, bu da absürd yaklaşımla değişik bir tad yakalanan bir hikaye olmuş. Frank Miller ve Jim Lee isimleri ister istemez al bunu koleksiyonuna kat diyor zaten.

    Güzel ve farklı bir yaklaşımdı bence, katılıyorum yorumlarına. +rep:)

    İnsanların alışılmışın dışında eserlerle karşılaştıklarında,ezberleri biraz bozulduğunda o eseri yermesi çok yersiz, hep aynı seylerden sıkılmıyorlar mı arkadas.

  2. Güzel yazı olmuş, bazı konuların üzerinden tekrar geçmemi sağladı. Öncelikle hala serinin kötü olduğu kanısındayım, fakat bunda arkasındaki kadronun yarattığı beklentilerin etkili olması gayet mümkün. Neticede (ben de örneklerle gideyim) bir Anadolu takımına ligden düşmekten son anda kurtuldu diye fazla kişi saldırmaz fakat üç büyüklerden biri o pozisyona düşerse herkes yerin dibine batırır. Bu açıdan çizgi roman tarihinin en büyük tren kazası, konuşma balonları olmasa daha iyiydi gibi nitelendirmelerin aşırı olduğu doğru. Hiç bilinmeyen kişilerce yazılsa yine A vereceklerini düşünmüyorum ama “çizgi roman otoriteleri” tarafından en azından ortalama bulunurdu ve bu kadar yerilmezdi.

    Superman ve Hal Jordan konusunda hassas davranıyor olabilirim belki, bunlar benim en sevdiğim iki DC karakteri. Batman’in onların zekasına yönelik yaptığı aşağılamalar onun bu serideki narsist yapısıyla açıklanabilir. O yüzden sürekli moron, aptal olarak nitelendirilmelerini hoş görebilirim belki. Fakat Hal Jordan da gerçek Hal Jordan’ın bir parodisi gibiydi bu seride. Özellikle 9. sayıda gerek “don’t try to confuse me” muhabbetiyle (zira orada bariz bir şekilde salak yerine konuyor) gerekse yüzüğünün elinden alınıp maymun edilmesiyle çok açık görülüyor bu.

    Superman’in uçamaması da sorun değil, zaten Smallville’de 9 sezondur uçamayan Superman izliyoruz. Fakat mesela 4. sayıda “get that clown in metropolis to fetch him” olayının olduğu sayfayı baştan aşağı rahatsız edici buldum (Ayrıca Batman’in Superman’in uçabileceğini bilirken Superman’in kendisinin bilememesi “uncool” bence). Buralarda Miller Batman yoluyla Superman’e olan antipatisini sergiliyor diye düşünüyorum. 5. sayıda ise Superman’in bir anda tanrı kompleksine kapılıp benim dünyam, benim insanlarım, benim kurallarım, benim, benim, benim diye kendinden geçmesi ve ardından Diana’nın dudaklarına yapışması falan… Bunlar gerçekten Superman’den beklenecek hareketler değil. Ama dediğim gibi belki ben bu karakterlerin sıkı birer hayranı olarak hassas davranıyor olabilirim.

    Bunlara rağmen serinin devamını da beklemiyor değilim. Nasıl bir final olacağını merak ediyorum.

    • Hal Jordan’ın biraz maymuna çevirildiğine ben de katılıyorum aslında. Yani yüzüğü de artık kaptırmayıversin gerçekten. Robin’in yeteneğini göstermek için Jordan biraz kurban edilmiş o sahnede. Ama beni eğlendirdi valla. Aynı şekilde Supermanle olan “get that clown in metropolis to fetch him” sayfası da öyle. Senin aksine çok komik gelmişti bana o sayfalar. Ama evet bütün kahramanlardaki agresyon düzeyi senin de dediğin gibi biraz aşırıya kaçmış olabilir. Ve evet. Belki biza yapsaydık gene A alamayabilirdik. Ama B alırdık.

  3. all star batman pazarlama stratejisinden çekti ne çektiyse. ilk duyurulduğunda all star ın amacı marvel in ultimate evrenine benzer bir evren yaratmaktı.

    all star batman, batman year 1,5 olarak duyuruldu. bu da year one kalibresinde bir eser beklememize yol açtı. seriyi okuyuncada beklentimizle alakası olmadığını gördük. tren enkazı denildi. ben de ilk başta hiç sevmemiştim ama ikinci okuyuşumda gülmekten yerlere yattım. frank miller süper kahramanlardan bıkmış, süper kahraman janrıyla ilgili yapılabilecek her şeyin yapıldığına inanıyor. all star da da herşeyle dalga geçmiş. Her karakteri kendi en uç noktalarına koymuş. Böyle değerlendirdiğimiz de çok komik bir seri. Batman’in koskoca bir odayı sarıya boyayıp limonata içtiği bir dergiyi pek ciddiye almamak gerek diye düşünüyorum.

    • İşte o yüzden diyorum ya karakterler orijinallerinin parodileri gibi diye. Eğer DC All-Star gerçekten (ve eğer bir değişikik olmadıysa stratejide) eski karakterleri yeni okuyuculara tanıtmak amacı taşıyorsa onların kişilikleri üzerinde bu kadar marjinal değişiklikler yapılmamalıydı. Mesela Marvel Ultimate’e baktığında bir ton değişiklik görülebilir fakat Peter Parker yine Peter Parker’dır, Wolverine yine Wolverine’dir(di). Keza All-Star Superman de aynı şekilde. Bildiğim kadarıyla birkaç karakterin daha All-Star serisi gelecek. Umarım onlarda karakterlerin temeline sadık kalırlar.

      • All star’ı kapattılar. Sadece All Star Wonder Woman gelebilir, belki başka bir isimle de yayınlanabilir.. All Star Batman’in devamı da The Dark Knight: Boy Wonder isminde gelicek.

        All Star’ın amacı ultimate benzeri bir evren yaratmak”tı”. Ama sonunda tamamen kendine özgü bir şey oldu. Karakterleri yeni okurlara tanıtma amacı ortadan kayboldu. AllStar Superman’de Superman’i kariyerinin sonlarında görüyoruz. Bu dönem yeni bir okurun seriye başlaması için pek de uygun değil.

        All Star’ın işlevi sektörün önemli isimlerine devamlılığa takılmadan istedikleri gibi karakterleri yazma imkanı sunmak, karakterlerle istedikleri gibi oynamalarına imkan vermek. Frank Miller’da bir süper kahraman parodisi yazdı işte. Bu da tamamen Frank Miller’ın süper kahramanlarla ilgili düşündüğü şeylerden kaynaklanıyor.

  4. Geri bildirim: Justice League Sayı Biiiiirr | Ava Giden Avlanır

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s