Batman: Öldüren Şaka (Dc Comics / Baykuş Kitap)

Öldüren Şaka’nın arka kapağında YETİŞKİN OKURLARA ÖNERİLİR ibaresi var. Benim için bu kesinlikle doğru. İster inanın ister inanmayın tahmin ediyorum ki Öldüren Şaka’yı (bundan 5 ay kadar önce satın almış ve  tamamını okumuş olsam bile) bu postu okuyan birçoklarınızdan yıllar ve hatta yıllar önce okumuştum (hiç yoktan bir kısmını). Hem de türkçe olarak.Yanlış hatırlamıyorsam Öldüren Şaka ben 9,10 yaşlarındayken  Hürriyet, Milliyet ya da benzeri bir gazete tarafından haftasonu eki olarak birkaç parça halinde yayınlanmıştı.  Şimdi düşünüyorum da acaba o dönem bu gazetede çalışan kim bu hikayenin güzelliğinin farkına varmış ve gazete kağıdına basılı dahi olsa Türkçe’ye kazandırılmasını sağlamıştı?

Öldüren Şaka’nın yıllar önce Türkçe olarak basıldığını, ancak Baykuş Kitap’ın cildini okurken, Komiser Gordon’un Joker tarafından kaçırılıp, luna parka götürülüp çıplak bir vaziyette korku tünelinde dolaştırıldığı kareleri gördükten sonra hatırlayabildim. Bunu hatırlamamla beraber de içimi rahatsızca ve huzursuz bir duygu kapladı. O dönemde ergenliği eli kulağında olan ben için hikaye neredeyse anlamsızdı fakat buna nazır çizgiler de bir o kadar korkunçtu. Dolayısıyla; Evet. Batman: Öldüren Şaka bence de yetişkin okurlara önerilmesi gereken bir eser.

Öldüren Şaka’nın modern Batman mitosunun ve kişiliğinin şekillenmesinde Frank Miller’ın Dark Knight Returns’u, yine Miller’ın Batman: İlk Yıl’ı ve bu üçüne nazaran biraz daha geri planda kalsa bile yine de bence oldukça dikkate değer bir çalışma olarak gördüğüm Grant Morrison ve Dave mcKean’ın Arkham Aslyum  ile birlikte büyük payı var. Bu 4 kitap 80’lerin sonlarına doğru yazılıyorlar ve hemen hepsi birbirlerinden 1 sene arayla yayınlanıyorlar. Bence 4 kitap kalite olarak birbirlerine eş değerde olmasalar bile yine de hepsinin kesiştiği  ortak bir paydayı da gözden kaçırmamak gerekiyor: Batman de en az uğraştığı manyaklar kadar deli mi?

Batman’i o güne kadar geceleri suçlu, gündüzleri ise süper model peşinde koşturmaktan kurtaran ve onu şu anki modern haliyle ilk olarak tanımlayarak, herşeyi başlatan eser sanırsam Frank Miller’ın  Dark Knight Returns’u ve ondan bir sene sonra gelen Batman: İlk Yıl’ı. Alan Moore ise Öldüren Şaka’da Batman’de orataya çıkan bu “deli” kahraman potansiyeline, Joker’i kullanarak madalyonun diğer yüzünden bakmayı tercih etmiş.

Çok fazla çizgi roman okuyup bunlar hakkında bu blog içerisinde atıp tutsam bile hiçbir yazarın ya da çizerin hatta kahramanın fanatiği değilimdir. Ancak Öldüren Şaka muhteşem çizimleri, hikayesi, anlatımı ve kurgusuyla beraber birçok “iyi “çizgi romandan bile  çok  daha farklı bir yerde duruyor. Brian Bolland tarafından çizilen derginin sanatı, hikayenin karanlık atmosferi ile tamamen doğru orantılı ve realist. İlk yayınlandığı yıl olan 1988’i gözümün önüne getirince,  o dönemde bu çizimlerin büyük ses getirdiğini tahmin ediyorum. Şu an bile bu kadar “tarz” sahibi çizgilere sahip çizgi romanlar yılda belki 1 ya da 2 tane çıkıyordur. Zaten gazete ekinden aklımda kalan korkunç kareler de bunu doğrular nitelikte.

Çizimlerin betimlemekte olduğu öyküye gelince. Konu kısaca şöyle: Joker bir kez daha Arkham akıl hastanesinden kaçar, bir lunapark’a yerleşir ve burayı kafasındaki plan için hazırlar. Taşlar yerine oturduğu zaman Gotham’ın en az Batman kadar ünlü komiseri Gordon’un kapısını çalar. Gordon kızı Barbara ile beraber yaşamaktadır. Barbara kapıyı açınca karşısında Joker’i görür, Joker Barbara’yı elindeki silahla vurur. Barbara omuriliğinden yaralanır ve belden alağısı bundan böyle sakat kalır. Joker’in adamları Gordan’ı döverek bayıtlır ve lunaparka taşırlar. Bu sırada Joker Barbara’yı soyarak kanlar içerisindeki çıplak fotoğraflarını çeker. Bütün bunlar aslında joker’in Batman’e “tek bir kötü günün en aklı başında, sıradan insanı delirtebileceği”ni kanıtlamak için oluşturuğu planın parçasıdırlar. Hedefi Gordon’u delirtmek ve tezini Batman’e kanıtlamaktır. Bittabii hikayenin sonunda Batman Gordon’u Joker’in elinden kurtarmayı başarır.

Benim için Öldüren Şaka birbiriyle bağlantılı iki soruya yanıt arıyor. Bunlardan ilki Joker’in de macera boyunca sık sık dile getirdiği “Sıradan bir adamın delirmesi için tek bir kötü gün yeterli midir?” Joker’e göre bu kesinlikle evet: “İnsanoğlunun varlığının delice, tesadüfi ve amaçsız olduğunun kaçınılmaz gerçeği ile yüzleşen her sekiz kişiden biri tırlatıp tamamen zırdeli oluyor! Fakat onları kim suçlayabilir? Bu kadar psikopat bir dünyada…başka bir tepki delice olurdu!” diyerek tezinin haklılığını savunuyor.

Hikayede Joker’a ait, muhtemelen gerçek olmayan kökenlerden biri de (ve muhtemelen en ünlüsü) anlatılıyor. Joker, -gerçekliği tartışmalı flashbaacklere bakarsanız eğer- hayatın kaoasu, ratsgeleliği ve tahmin edilemezliği karşısında acil çıkışı kullanıp tek bir gün içerisinde deliriyor. Bir nevi geri dönülemez noktayı geçiyor. Herşey anlamsız, herşey rastgele, insanoğlu evrende bir nokta ve varoluşun, dolayısı ile de ahlak, ve toplum kuralların da aslında hiçbir önemi yok.. Joker haklılığını belki de Batman evreni içerisindeki en sağlıklı ve mantıklı adam olarak görebileceğimiz Komiser Jim Gordon’u  da kendisinin de yuvarlandığı aynı uçuruma iterek kanıtlamak istiyor. Fakat Gordon bütün o içinde bulunduğu duruma rağmen Joker’in acil çıkış planına uymayı reddediyor ve gerçek manada elinde kalmış tek şey olan aklını korumayı başarıyor (gerçekten adamcağızın donu bile yok).

Madalyonun öbür yüzünde ise Batman var. Her ne kadar hikaye ilk bakışta Joker’in Batman’e birşeyleri kanıtlama çabası olarak görülse bile aslında ilk sayfalarda Batman’i Arkham’da Joker’i ziyaret ederken ve kendi usulü ile Joker’le iletişime geçmeye çalışırken buluyoruz.Bu karşılaşmada Batman’in joker’e söylediği sözler şunlar:” Belki sen beni öldüreceksin. Belki ben seni öldüreceğim. Belki yakında belki daha sonra. Sadece bunun olmasının önlemek için konuşup samimi bir girişimde bulunduğumu biliyor olmak istiyorum.” Bu monoloğun devamını ise ancak son sayfalarda okuyabiliyoruz: “Bu şekilde sona ermek zorunda değil. Hayatını yoldan çıkaran şeyin ne olduğunu bilmiyorum. Fakat kim bilir? Belki ben de ordaydım. Belki yardım  edebilirim. Birlikte çalışabiliriz. Seni rehabilite edebilirim. Uç noktalarda olmana gerek yok. Yalnız olmak zorunda değilsin.

Batman’in ağzından çıkan bu sözlere ve Joker’in “tek bir günde sıradan bir insan delirir mi?” iddiasını göz önüne alıp, Batman’in zaten bildiğimiz kökenini (Anne ve babasının gözleri önünde öldürülmesi) ve Joker’in büyük ihtimalle uydurma olan kökenini (Joker’in bakış açısına göre bu kökenin uydurma olup olmamasının da hiçbir anlamı yok) üstüste koyunca sanki ikisi de aynı dönemeçlerden geçmiş ancak farklı noktalarda sona ulaşmışlar gibi bir izlenim oluşuyor.  Fakat Joker’in Batman’in bu sözlerine karşılık anlattığı fıkra belki de Joker’in Batman’e neyi seçerlerse seçsinler aslında ikisinin de birbirlerinin birer yansıması olduğunun en güzel cevabı. Belki Joker, Komiser Gordon’u  delirtmeyi başaramıyor ancak Batman’in de tıpkı Joker gibi ta en başından beri bir deli olduğunu ve birbirlerinden o kadar da farklı olmadıklarını sonunda Batman’e bile kabul ettirmeyi başardığını söyleyebiliriz.

Sonuçta iki karakter de Öldüren Şaka boyunca kendi usülleri ile birbirleri ile iletişime geçmeye çalışıyorlar. Batman bunu konuşarak, Joker ise Gordon’u delirtmeye çalışarak yapmaya çalışıyor ancak ikisinin de birbirlerine söylemeye çalıştıkları şey aslında aynı: Kötü bir günün ardından seçilebilecek başka bir yol daha var. Ancak son sayfada Joker’in fıkrası üzerine beraber attıkları kahkahalar, seçimleri ne kadar farklı olsa bile iki karakterin de aslında olmaları gereken yerin Arkham olduğunu gösteriyor. Ve belki de biraz daha uçlara doğru yürümeye devam edersek eğer joker’in anlamsızlık teorisini haklı çıkarıyor.

Öldüren Şaka hakkında yazılan birçok değerlendirme ve yazıda son sayfada Batman’in Joker’le beraber gülmesi ilginç olarak gösterilirken beni en çok etkileyen ise hemen hemen aynı sayfalarda Batman Joker’le konuşurken resmedilen kareler. Joker belki de gözüktüğü tüm çizgi romanlarda sadece bu iki üç karede Batman’in dediklerini dinleyen ve başka bir olasılığın varlığını tartan, normal, sıradan bir insan bir insana dönüşüyor.

Son olarak ise şuna değinmek istiyorum: Yine Öldüren Şaka hakkında yazılan birçok yazıda son sayfa üzerinde çokca konuşulduğu dikkatimi çekti. Son sayfada hikaye bittikten sonra Joker ve Batman kahkahalarla gülmeye başlıyorlar. Batman’i Joker’e dokunurken görüyoruz, bir yandan da ikisi birden gülüyorlar. Bu “çok gizemli” sahne çizgi roman okurlarına yıllardır dert olmuş olacak ki kitabın çizeri Brian Bolland 800 kelimelik son sözünde bunu açıklayacağına dair söz veriyor. Ancak tam açıklamayı yaparken Bolland’a ayrılmış 800 kelimelik alanının sonuna geliyoruz ve Bolland’ın cümlesi yarım kalıyor. Ben Bolland’ın sonsözünde, bu sahneyi “çok gizemli”, “ucu açıkta” olarak gören okuyucuları tiye aldığını düşünüyorum. Bahsi geçen karede benim gördüğüm olay biri, diğerinin omuzuna elini atmış olarak duran ve az önce anlatılmış fıkrada kendi metaforlarına gülen ve birbirlerine çok benzeyen iki adam. Gizeme falan gerek yok, bu tuhaf hikaye için bundan  daha iyi bir son olamazdı.

Baykuş Kitap’ın Öldüren Şaka’yı Türkçeye kazandırmakla gerçekten zevkli ve yerinde bir tercih yaptığını düşünüyorum. Henüz okumadıysanız, temin ediniz ve okuyunuz.

Reklamlar

One thought on “Batman: Öldüren Şaka (Dc Comics / Baykuş Kitap)

  1. Geri bildirim: Türkçe baskısı bulunan ve okumanız gereken birkaç çizgi roman « Ava Giden Avlanır

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s