Marvel’dan Geriye Kalanlar

Yukarıda görmekte olduğunuz bu kaydadeğer koleksiyon benim çok yakın ve çok eski bir arkadaşıma ait. Kendisini Spider-Man pioneerı olarak tanımlayabiliriz. Peki bu resmi neden buraya koydum? Çünkü bu koleksiyon bize birşey anlatıyor: Bazı insanlar aynı türde olsalar bile o türe ait bazı spesifik şeyleri severler. Mesela tahmin edebileceğiniz gibi bu koleksiyonun sahibi olan Arda ismindeki arkadaş Spider-Man’i seviyor. Bu demek değil ki diğer çizgi romanları sevmiyor ya da okumuyor veya takip etmiyor. Zaman zaman ediyor evet ama adamın olayı Spider-Man. Ondan zevk alıyor.

Marvel Comics’in güncel olaylarını ve maceralarını takip ediyorsanız eğer Marvel’ın son büyük event’i Siege’in sonlandığını da biliyorsunuz demektir. Genel olarak bu macera hakkındaki düşüncelerimi dün yazdığım ve şurada bulunan post‘ta okuyabilirsiniz.

Siege, Marvel’ın Spider-Man dışındaki lokomotif dergileeri olan Thor, Avengers gibi dergiler içerisinde şekillenen bir macera. Yani Guns n’ Roses bir çizgi roman olsaydı Siege de muhtemelen Axl Rose olurdu.

Siege bu kadar büyük bir olay olarak lanse edilmesine rağmen öyle kötü, öyle ucuz çıktı ki yaşı 18’in üstünde olan birçok sadık Marvel okuyucunun kendilerini saygısızlığa uğramış gibi hissettirmiş olmalı. “2 senedir bunu mu bekliyorduk ya?” dedim ben.

Marvel evreninde bayrağı taşıyan yazar; Siege’in de yazarı olan uzun ve yıllardır çizgi roman piyasasının “taşaklı” adamlarından biri olarak rağbet gören Brian Michael Bendis (adamın tip süper aslında).  Ve önümüzdeki yıl da (hiç yoktan 6 ay boyunca) bu bayrak yine Bendis’te kalacak. Bu bence şu demek: marvel comics’in lokomotif dergileri yine yerinde sayacak, maceralar 15-16 yaşındaki oğlan çocuklarına fast-food tadında bir “ürün” olarak satılmaya devam edilecek. Yine her blog’da reklamı yapılan büyük olaylar yaşanacak ama büyük ihtimalle hepsi Siege gibi kolpa çıkacak.

Peki bu durumda Arda gibiler ne yapsın? Arda’dan öte “Hacı ben DC’den hoşlanmıyorum, Marvel daha güzel geliyor bana” diyen arkadaşlarımız ne yapsınlar? Herşeyden öncelikle Arda (ve kardeşi Kemal Can!) Siz Spider-Man okumaya devam edin, çünkü ben okumuyorum (kötü olduğundan falan değil sadece ben okumuyorum).

“Ben Marvel okuyacağım” diyen ama “Valla ya, bu Avengers saçmalığından ve bendis kolpalığından daral geldi” diyen diğer arkadaşlar için Marvel evrenine şöyle bir göz atalım; şu an ve önümüzdeki aylarda neler okuyabileceğimize bir bakalım:

Daredevil

Valla ne yalan söyleyeim geçen yıla kadar büyük bir Daredevil fanı değildim. Dikkat vererek tek okuduğum öyküsü türkçe de yayınlanmış olan Frank Miller ve John Romita Jr.’ın Korkusuz adlı eseriydi. Geçen yıl 500.cü sayısı yayınlanmış olan Daredevil’a bir şans vermeye karar verdim ve o gün bugündür her sayısını iple çekiyorum.

Dardevil Andy Diggle tarafından yazılıyor. Matt Murdock AKA Daredevil oldukça uzun süren bir değişim sürecinin belki de son aşamasında. Artık gizli kimliği halk tarafından biliniyor. Ancak bundan öte Daredevil Hand’in başına geçmiş durumda (Hand katil ninjalardan oluşan Japonya kökenli bir suç  örgütüdür. Daredevil başta olmak üzere Marvel evreninin herhangi bir köşesinden fırlayabilirler. neredeyse “unlimited resources” gibi bir özellikleri vardır.). Amacı ise Hand’i kendi istekleri doğrultusunda kullanabilmek. Ancak o o kadar kolay olacak mı belli değil. Ve ayrıca burada anlatılan hikaye Marvel’ın sıradaki büyük olaylarından Shadowland’e uzanacak gibi duruyor.   Her ne kadar anlatılan hikayenin kökleri, Daredevil’in onlarca yıllık geçmişine uzansa bile biraz dikkat verilerek okunursa eğer karmaşık gözüken bu hikayeye okuyucu rahatça dahil olabiliyor. Tam Marvel tarzı bence.

Daredevil’i merkez alacak ve Luke Cage, Punisher, Spider-Man gibi daha “ayak takımı” kahramanlar arasında geçecek olan crossover Shadowland: Dağılın Ule!!!!

Hikaye size çok orjinal gelmemiş olabilir aslında ama bence anlatımı çok iyi. Bu da bir çizgi romanı “iyi” yapmaya yeten 2 özellikten biridir. Diğeri ise tabii ki işin çizgi kısmı: Hikaye, Daredevil’da 10 üzerinden 7 ise (misal yani) dergideki sanat bence 10 numara. Özellikle 501-504. sayılar arasında degiye can veren sanatçı Roberto De La Torre muhteşem bir herif. Bence bir Batman hikayesi bu adama yakışırdı (belki de çizmiştir, araştırmadım).

Daredevil 504, Sanatçı: Roberto De La Torro

X-Men Cephesi

House of M’den beri X-Men’i takip etmiyordum (Oldukça popülüst bir davranışmış aslında). X-Men cephesinde son durum şu (Biliyorsanız diğer paragrafa geçin): Dünyadaki mutant sayısı 200’ün altına düşmüştür ve mutantların soyu tükenmek üzeredir. X-Men başta olmak üzere, uzun yıllardır mutantlara kök söktüren, mutant karşıtı gruplar da bunu fırsta  bilerek mutant ırkını tamemen ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. Bunların başını da aslında fazlaca “iy” programlanmış bir android olan Bastion çekmektedir. X-Men bir yandan bu faşistlerle uğraşırken bir yandan da o sırada Big Bad Boss Norman Osborn’a karşı da mücadele verir. Sonunda X-Men San Fransico açıklarındaki bir adaya yerleşir ve burayı Utopia diye isimlendirerek dünya üzerinde sağ kalmış hemen hemen bütün mutantlara bir sığınak olarak açar. Bütün bunlar olurken kimsenin beklemediği birşey gerçekleşir ve yıllar sonra mutant bir bebek dünyaya gelir. Bu kız çocuğu iki taraf tarafından da mutant ırkını kurtaracak bir mesih olarak adlandırılır.  Dolayısı ile herkes kızın peşine düşer. Kızı kurtaran Apocalypse’in hüküm sürdüğü, cehennem benzeri alternatif bir gelecekten gelmiş olan ve Cyclops’un (zaman yolculuğu dolayısı ile) ondan yaşça çok büyük olan oğlu Cable’dır. Cable bir asker olmasının yanısıra bir zaman gezginidir. Bebeği (Hope) alır ve onu kurtarmak ve büyütebilmek için gelecekteki “güvenli” bir zaman dilimine kaçırır.

Şu an X-Men evreni de kendi büyük event’ini yaşıyor. İsmi Second Coming. Cable ve Hope’un uzun süreden sonra gelecekten dönmesini konu alıyor. X etiketi taşıyan hemen hemen bütün dergilerde devam ediyor ve bence şu an piyasada süregelen en güzel maceralardan biri. Sonunda bir süprizle karşılaşır mıyız bilmiyorum ama henüz Marvel tarihinde sırat köprüsünü görmemiş karakterlerden biri olan Kurt Wagner, Hope’u kurtarmak için can veriyor. Hikaye bir aksiyon filmi şeklinde ilerliyor ve şu ana kadar temposunu gayet sağlam biçimde ve tutarlılıkla koruyor ve henüz yarısına gelmiş değil. Açıkcası güzel süprizler bekliyorum.

Aslında X-Men hakkında söylemek istediğim birçok şeyi Emre şu çok güzel post’unda zaten söylemiş. X-Men’e ne oluyor diye merak ediyorsanız okumanızı tavsiye ederim.

X-Men’de değişim hat safhada. X etiketi taşıyan hemen her birey (sanırım X-Factor dışında) X-Men ve Utopia çatısı altında toplanmış durumda. Yok olmanın eşiğindeler ama Scott Summers AKA  Cyclops’un önderliğini kabul etmiş durumdalar. Buna Magneto da dahil. Utopia’daki mutantlar adeta Cyclops’un önderliğinde bir asker taburu gibi hareket ediyorlar. Cylops’un onlarca yıldır -her ne kadar liderlik vasfı hep ön planda tutulmuş olsa da- karakter olarak depresif, dramatik lider imajı çizse de, şu an tamamen nötr ve (hiç yoktan çizgi romanlarda) halkı için karar alan bir lider gibi davranıyor. Ve şu ana kadar da oldukça başarılı.

Ayrıca bu noktada X-Force’a da değinmek istiyorum. Cyclops tarafından kuruldu. Liderliğini Logan yapıyor. Bir nevi Black-Ops timi. varlığından üyeleri ve Cyclops dışında hiçbir X-Men bilmiyor. Buna Emma Frost da dahil. Cylclops’un emriyle ortalığı gayet kana bulabiliyorlar.  X-Force’un güzel yanı benim için görmek istediğim X elemanlarını bana hep görmek istediğim şekliyle göstermesi: Wolverine’i hakikaten o pençeleri hakkıyla kullanırken. Ya da (bu dergi içinde favaori karakterim olan) Archangel’ı ortalığı mezbahaya çevirirken görmek gibi. X-Men’de bir başka çok sevdiğim muhabbet ise Cyclops ve wolverine itiş kakışlarıdır. Tahmin edersiniz ki X-Force’da bundan da bolca bulabiliyoruz.

Derginin ilk maceraları çok da iştah açıcı olmasa bile Necrosha okuması zevli bir maceraydı. Şu an X-Force da Scond Coming içine dahil. Bundan sonra ne olacak kestirmesi zor ama bu derginin sayfalarında bolca insan ve mutant kanının dökülmeye devam edeceği kesin gibi.

Bunun yanında derginin sanatı da birçok çok satan çizgi romandan ayrı bir yerde duruyor. Karanlık ve kanlı atmosfere oldukça uygun. Tıpkı Daredevil gibi x-Force da çoğunlukla tek bir kişi tarafından çiziliyor, mürekkepleniyor ve boyanıyor:Mike Choi.

Scarface’i hatırlatan..

oldukça düşündürücü ve sofistike sahneler

Peki bunlar dışında Marvel’da neler var: Punisher Max kesinlikle okunmaya değer. Çok güzel suç, psikopatlık ve mafya öyküleri anlatıyor. Bunun dışında el ele yuürüyecek gibi duran (Dark) Wolverine ve Wolverine origins dergileri de tam gaz devam ediyorlar. origins geçtiğimiz ay başlayan macera ile sonuçlanacak ve sonlandıralacak gibi duruyor. Açıkcası Origins’i cilt halinde edinmek istiyorum (tabii finalinde çok büyük bir hayal kırıklığı yaşamazsam).

Veeee…. Sanırım bu kadar.Aklıma başka birşey gelmiyor. Şu aralar 2 sene önceki gibi olmasa da Iron Man gazlanıyor. Thor’un sinema filminin görüntüleri düşmeye başladı dolayısıyla Thor önümüzdeki aylarda epeyce fişeklenecek. Marvel’ın kozmik olaylarını hiç bilmiyorum. Hiçbir zaman ilgilenmedim o yüzden yorum yapamayacağım. Hulk cephesi deseniz… Okumayı bırakalı birkaç ay oldu. Anlamsız derecede karmaşık ama bir yandan da bir o kadar laubali bir dergi grubuna dönüşmüş durumda.

Sonuçta Marvel’ın bence son zamanlardaki içler acısı durumu budur. Yazarlar mı, firma mı, editörler mi suçlu bilmiyorum. Çok da umrumda değil aslında. Ama yine de bazı fikirlerim var. Ama bir okuyucu olarak yukarıdaki dergiler hariç Marvel beni kes-mi-yor.

Reklamlar

2 thoughts on “Marvel’dan Geriye Kalanlar

  1. Second Coming’i ben de okuyorum bence de şuana kadar çok güzel götürdüler inşallah aynı şekilde devam eder. Shadowland’i de kesinlikle okuyacağım. Daredevil’e başlamayı düşünebilirim ama Punisher MAX’ın çizimlerini beğenmediğim için şimdilik okumayı düşünmüyorum.

  2. Valla Punisher Max’i ben de başlarda beğenmiyordum ancak garth ennis tarafından yazılan ve yine Steve Dillon tarafından çizilen türkçe de yayınlanmış olan ‘Hoşgeldin Frank’i okuduktan sonra 180 derece olmasa bile fikirlerim değişti. Bence bir şans ver.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s