Harcanmış Harikalar Diyarı: Spawn – 1. Bölüm

Hani bazı çocukluk arkdaşlarınız vardır. Oldum olası kankasınızdır. Ne zaman tanıştığınızı hatırlamaz ve de umursamazsınız. Arkadaşınızdır işte o. Bu yeterlidir. Spawn da biraz benim için öyle aslında. Ne arkadaş ama. Ne zaman tanıştığımızı hatırlamıyorum. Halbuki Spawn’ın ilk sayısının Amerika’da yayınlandığı sırada 11 yaşındaydım,  sadece  çizgi roman ve  (tabiiki de çok da birşey anlamadan) Asimov okuyordum. Bu 1992 yılı oluyor.  Spawn’ın Türkiye’de duyulması birkaç sene almıştır. Yani demek istediğim; Spawn’la tanışmamızı, aslında çok da küçük sayılamayacak bir yaşta olmama rağmen hatırlamıyorum.

Yanılmıyorsam Türkiye’e ilk olarak Spawn’ın çizgi romanından önce sinema filmi gelmişti. Büyük bir heyecanla izlemiştim çünkü Spawn’ı biliyordum ancak kim ya da ne olduğuna dair en ufak bir fikrim yoktu. Film iyi değildi. Ama o zamanlarda çekilen süper kahraman ve fantazi filmlerine göre (Batman & Robin eheh) belki birazcık daha ‘dolu’ bir yapımdı . Keskin zekalı arkadaşlarımız bu sivrilmenin o dandik filmden değil, filmin hammadesi olan çizgi romandan kaynaklandığını anlamışlardır.  Film Türkiye sinemalarında oynadıktan kısa bir süre sonra da Arkabahçe Yayıncılık tarafından Türkçe olarak yayınlanmıştı. Daha gazete bayisine gitmeden aklımda kalan film karelerinden o ilk sayının içeriğini gözümde canlandırabiliyordum. Ancak bu, orijinaline sadık kalınarak Türkçe olarak basılmış Spawn#1’i okurken duyduğum heyecanı bir nebze olsun azaltmadı.

İlk sayıyı okumayı bitirdiğimde kendimi biraz üzgün hissetmiştim. Çok birşey anlaşılmıyordu ilk sayıdan. Üstüne üstlük çizgi romanın dili Türk okuyucusunun alışık olmadığı  bir dildi ve açıkcası bu biraz yadırgamama sebep olmuştu. Ancak yine de Spawn, spawn’dı. Belli ki ortada bir potansiyel vardı ve ben, ne olursa olsun bu çizgi romanı okuyacaktım. Sayılar türkçe yayınlanmaya devam ettikçe öykü de gittikçe heyecanlanmaya başladı ancak buna paralel olarak da içimi bir huzursuzluk kaplamaya başladı. Biliyordum ki bu güzel ve zengin hikayeyinin tamamını bu şekilde (yani orijinali gibi ancak türkçe) okuyamayacaktım. Sonuçta Türkiye’de yaşıyorduk. Ne özveriyle, ne iyi niyetle ve umutla çıkan çizgi romanlar çıkmıştı ve sonlanmıştı. Daha kaç sayı devam edebilirdi ki? SOnuçta Spawn’ın 10 küsürüncü sayısından sonra yayını durdurulduğunda bu benim için bir süpriz olmadı.

Fazla uzatmayım. Yıllar boyunca o sayı senin bu sayı benim derken yakın zamanda Spawn’ın ana serisinin hemen hemen tüm sayılarını kronolojik olarak okumayı başardım. Spawn şu an 195. sayısında. 92 yılından beri yani hemen hemen 18 senedir yayında. 195 sayı okuduktan sonra insanın bunu sindirmesi zaman alıyor ama tadı da bir başka oluyor.

Bu 2 bölümlük yazının ilk bölümünde Spawn’ın 18 senelik geçmişinin kaba bir özetini bulacaksınız. Bu özeti hazırlarken tembelliğim yüzünden Wikipedia’nın Spawn entry’sini baz aldım (Kısmen çevirdim desem daha doğru olur, başlıklar bile benzer). Bazı şeyleri kırptım, bazı gerekli gördüğüm şeyleri de ekledim. Yazının ikinci bölümünde ise Spawn’ı bir çizgi roman eseri olarak değerlendirmeye çalıştım.

Spawn kimdir/nedir?

Spawn,  “undead” tabir edebileceğimiz , supernatural güçlere sahip bir nevi süper (anti) kahramandır. Todd McFarlane tarafından henüz gençlik yıllarında yaratılmıştır. Okuyucu ile buluşması McFarlene’in de kurucu ortakları arasında yer aldığı Image Comics tarafından Spawn #1’in yayınlanmasıyla vuku bulmuştur.

Spawn 92 yılından beri yayına kesintisiz devam etmekle beraber, bu süreç boyunca ‘Angela’, ‘Curse of the Spawn’, ‘Sam & Twitch’ ve ‘Shadows of Spawn’ gibi  Spawn evreninde geçen birçok mini-seri de, ana seri ile birlikte değişik zamanlarda yayınlanmıştır. Spawn, 1997 yılında çok da başarılı olmayan bir uyarlama ile beyaz perde izleyicisi ile buluşmuş,  Amerika’nın ünlü TV kanalı HBO tarafından da 1997 yılından 1999’a kadar süren yeytişkin izleyicilere yönelik bir animasyon dizisi ile de beyaz ekrana taşınmıştır. Ayrıca -günümüzde de hala üretimleri devam eden-  yüksek seviyedeki detayları ve realistlikleriyle göze çarpan actiopn-figure’leri ile McFarlane Toys’un oyuncak endüstrisinde tanınan bir firma olmaısını sağlamıştır.

Spawn, Hellspawn kelimesinin kısaltılmış halidir. Bu sözcükte basit bir kelime oyunu gizlidir. Hellspawn hem “Hell Spawn” (Cehennem yumurtası…gibi gibi. Spawn bir nevi tekrar üreyen manasına gelmektedir. Bkz. FPS’lerde spawn olmak…gibi gibi) hem de “Hells Pawn” (Cehennemin piyonu) olarak okunabilir.

Şu an 200. sayısınını yayınlanmasına 5 sayı kalmış olan Spawn 92 yılından beri hemen hemen her ay devamlı olarak yayınlanmaktadır (Son zamanlarda aylık yayın biraz aksamıştır).

Spawn’ın gerçek ismi Al Simmons’tır. Simmons CIA’in üst düzey operasyonlarında görev yapan, “assassin” olarak tabir edilebilecek bir amerikan askeridir. Patronu Jason Wynn’in “yolsuzluklarına” şahit olduktan sonra yine Wynn tarafından tuzağa düşürülür ve öldürülür. Simmons ceheneme gider. Burada cehennem lordlarından biri olan Malebolgia ile bir anlaşma yapar. Simmons’un tek istediği karısı Wanda’yı son bir kez daha görebilmektir. Malebolgia onu tekrar dünyaya yollayarak bu isteğini gerçekleştirir ancak bunun karşılığında Al Simmons bir Hellspawn’a dönüşür yani cehennem ordularının bir generali.

Tekrar Dünayaya Dönüş

Al Simmons dünyaya bir Hellspawn olarak geri döndüğü zaman henüz hafızaları yerine oturmamıştır, yüzü ve vücüdu bir canavarınkini andırmaktadır, iğrenç derecede deforme olmuştur. Çok geçmeden Spawn, kendi ölümünün üstünden beş sene geçtiğini öğrenir. Bu onun için büyük bir şok olur çünkü onun için ölmesi ve tekrar dirilmesi sadece saniyelerden ibarettir. Simmons dünyaya dönmesindeki neden karısı Wanda’yı bir kez daha görebilmektir. Ancak aradan geçen bu 5 sene içerisinde Wanda, Simmons’un en yakın dostu olan Terry Fitzgerald ile evlenmiştir ve Cyan adında bir de kızları olmuştur.

Spawn’ın sihirli gürçleri vardır, bu sihirli güçler sınırsız gibi dursa da kullanabileceği bir üst limit bulunmaktadırve  bu limit dolduğu anda Spawn tekrar cehenneme döncektir. Bu limit çizgi romanda bir geriye doğru sayım yapan bir counter vasıtasıyla gösterilir. Dolayısıyla sihirli güçleri her ne kadar Spawn için kullanışlı olsa bile Spawn çok zorda kalmadıkça bu güçlerini kullanmaz. Bütün bunların yanında bir başka güç kaynağına daha sahiptir: Bu da spawn’ın ünlü giysisi, 7. K Evinin Leetha’sı (Leetha of the 7th House of K) ya da kısaca K7 Leetiha ya da yine kısaca simbiyottur.

Giysi cehennemin 7. katında üretilmiş bilince sahip bir simbiyottur. Direkt olarak taşıyıcısının sinir hücrelerine bağlıdır. Giysi ve giysinin bütün elemanları (dikenleri, pelerini, zincirleri, maskesi..) taşıyıcının bütün emirlerini dinler ve ona cevap verir. Spawn’ın bilinci yerinde değilse bile yine de onu dış tehditlere karşı korur.

Spawn fiziksel durumundaki korkunçluk ve Terry ile Wanda’nın evliliği karşısında ne yapacağını bilemez ancak bütün bu süreç boyunca Wanda’ya karşı saplantı boyutlarına ulaşan aşkı da tabiri caizse ilk günkü kadar tazedir ve Spawn’ın hareketlerini yönlendiren en büyük etkenlerden biri olmasının yanı sıra başta Maleboglia ve Clown olmak üzere düşmanları tarafından Simmons’a karşı sıkça duygusal bir silah olarak da kullanılır.

Malboglia Spawn’ı gözlemlemesi ve yönlendirmesi için de bir tür zebani olan Clown AKA Vialotur’u da dünyaya gönderir. Vialotor ve Spawn arasındaki dinamikler şu an 200. sayıya yaklaşsa bile halen devam etmektedir ve Clown Spawn’ın belki de yıllardır en çok  burnundan getiren rakiplerinden biridir. Clown insan görünümündeyken suratında Meloboglia’nın işaretini taşıyan, göbekli ve pis bir cüce palyaçodur. Bütün yozlaşmışlığın ve ahlaktan arınmışlığın tek vücutta vuku bulmuş hali gibidir. Zebani formundayken ise oldukça güçlü ve çetinceviz bir canavardır. Çoğu zaman Spawn ile rahatlıkla boy  ölçüştüğünü görürüz.

İlk Maceralar

Simmons’un kafası karışıktır. Cehennemin bir kölesi olarak eski karısını görmeye gelmiş, ancak o en iyi dostu ile evlenmiş, üstüne üstlük bir de çocuk yapmışlardır. Spawn ise korkunç bir haldedir, anıları tam olarak yerli yerinde değildir, henüz sınırlarını bilmediği birçok sihirli gücü vardır ve cehennem ile cennet arasında ezelden beridir sürmekte olan bir savaşta küçük ancak galibiyet için hayati öneme sahip bir piyon olduğunun yeni yeni farkına varmaya başlamıştır. Henüz kendisinin de tam olarak anlayamadığı bu stratejik konumu nedeniyle birçok düşmanla karşılaşır. Bütün bu olayların içerisinde ise Al Simmons’un tek istediği eski karısıyla tekrar beraber olabilmektir ki bu neredeyse imkansızdır. Kısacası Al Simmons Maleboglia tarafından kandırılmıştır.

Spawn’ın ilk maceraları genellikle daha “dünyevi” işler çevresinde döner. Mafya tarafından tutulmuş bir paralı asker ve cyborg olan Overt-Kill’e karşı verdiği mücadele Spawn’ın ilk büyük savaşıdır. Spawn bu ilk sayılar boyunca Mafyaya karşı savaşır ve daha sonraları tekrar başını ağrıtacak olan çocuk tecavüzcüsü/katili Billy Kincaid’i  öldürür ve cehenneme yollar. Billy Kincaid, çizgi roman içerisinde temsil ettikleri yönünden önemli bir karakterdir. Çünkü Al Simmons da aslında bir katildir ve hayttayken onun için iyi bir adam olduğu söylenemez. Ancak yine de ahlaki değerlere sahiptir. Wanda’ya aşıktır ve içten içe dünyanın iyi bir yer olmasını istemektedir. Ancak Billy Kincaid gerçekten de “evil”dır. Cehennemle hiçbir alakası olmadığı halde tamamen kendi isteği ile çocuklara tecavüz etmekte ve onları öldürmektedir.

Spawn kendine mekan olarak evsizlerin sığınağı olan New York’un terkedilmiş ve tehlikeli mahallelerinden “Rat City”i seçer. Burada evsiz insanlarla beraber yaşar ve kısa sürede “These alleys belongs to Spawn” diyerek hem Rat City’nin hem de orda yaşayan evsizlerin koruyucusuna dönüşür. Burada Spwn arkadaşlar da edinir. Bobby ve Cogliostro bunlardan iki tanesidir. Cog’un aslında basit bir evsizden öte olduğunu çok geç olmadan öğreniriz. Cog Spawn(lar) hakkında, Al Simmons’dan daha çok şey biliyordur ve kısa sürede Al Simmons için bir akıl hocasına dönüşür. Cog’un kim olduğu en başlarda tam olarak okuyucuya aççıklanmasa bile Spawn’a kostümünü nasıl kontrol edeceği, güçlerini nasıl kullanması gerektiği ve cehennem ve cennet arasındaki bu savaşta ne yapması gerektiği ile ilgili ipuçları verir. Al Simmons ilk Spawn değildir. Tarih  boyunca birçok Spawn varolagelmiştir ve basitçe Al Simmons son gönderilen Spawn’dır. Spawn’lar ilerleyen sayılarda öğrendiğimiz üzere, Maleboglia tarafından binlerce yıldır insan ırkı içerisinden en yetenekli katiller, intikam hırsıyla yanıp tutuşan kurbanlar arasından seçilmektedir. Ve Maleboglia bu kurbanları kendilerine bağlamak içein tıpkı Al Simmons’un Wanda’ya olan aşkı gibi, kurbanlarının çeşitli zaaflarını kullanmaktadır.

Cog ve Clown Al Simmons için mafdalyonun iki yüzü gibidirler. İkisi de Spawn’ın güçlerini nasıl kullanması gerektiği ile ilgili yönlendirmeye çalışırlar. Bu ikisi haricinde de Spawn birçok karakterle karşılaşır: Bir Spawn avcısı olan melek Angela, Reedemer, Anti-Spawn, Cy-gor ve sihirbaz Houduni bunlardan  bazılarıdır.

Spawn bir yandan kendi yolunu çizmeye çalışırken bir yandan Terry, Wanda ve Cyan’ı da kötülüklere karşı korumaya çalışır. Terry’nin birden çok kez hayatını kurtarır. Fitzgerald ailesi için görünmez, ürkünç ama aynı zamanda koruyucu bir meleğe dönüşür. Bu süreç boyunca Spawn ve Terry ile Wanda’nın kızı olan Cyan arasında duygusal bir bağ da kurulur. Cyan ondan çoğunlukla “sadman” yani “üzgün adam” diye bahseder. Dc Comics ile ortaklaşa yayınlanan bir sayıda Spawn’ın suratı Batman’ın ona fırlattığı bir yarasa shuriken’i tarafından ortadan ikiye ayrılır. Daha sonra Spawn ortadan ikiye ayrılan yüzünü birleştirmek için bir ayakkabı bağcığını dikiş ipliği olarak kullanır. Uzun zaman Spawn suratının ortasında bir ayakkabı bağcığı ile dolaşır ki bu ayarda bir süper kahraman için oldukça tuhaf bir durumdur. Daha sonra bu ayakkabı bağcığını Cyan’a verir ve bağcık Cyan ve Spawn arasındaki duygusal ilişkinin maddi temsiline dönüşür.

Cennet ve Cehennem

Spawn’ın Meloboglia ile yaptığı anlaşmanın şartları şu şekildedir: Spawn dünyaya dönecek ve istediğini yapma özgürlüğüne sahip olacaktır. Al Simmons, biricik Wanda’sını bir kez daha görebilmek için bu anlaşmaya gözü kapalı “Evet” demiştir. Ancak dünyaya döndüğünde Simmons artık insan vüdununun yerine cehennemin hammadesi sayılabilecek nekroplasmadan yapılmış bir vücuda sahiptir ve görünüşü de bir canavarınkini andırmaktadır.  Spawn’ın esas amacı insanlığını geri alabilmektir (ki Wanda’ya geri dönebilsin). Ancak zamanı sınırlıdır. Spawn’ın sihirli güçleri çok kuvvetlidir ancak bunun da bir sınırı vardır. Güçlerini her kullandığında Meloboglia tarafından ona tanınan zaman da azalmaktadır. Eğer güçlerini yeterli miktarda kullanırsa eğer otomatik olarak cehenneme dönecektir. Dolayısıyla büyük miktarda kuvvete sahip olmasına rağmen Spawn güçlerini kullanmaktan olabildiğince kaçınır, daha çok giysisi ve silahlarını kullanarak savaşır. Ayrıca giysisini ve kendisini beslemek için farklı güç kaynakları da bulur. Özellikle dünya üzerindeki kötülüğü içlerinde taşıyan bazı yaratıklar bunların başında gelir: Kurtçuklar, solucanlar, böcekler, yarasalar, kurtlar..

İnsanlığa geri dönmenin yolunu ararken onu arkadan vurarak cehenneme yollayan kişilerden intikam almakta da geri kalmaz. Spawn tarafından her öldürülen insan cehennem için cennete karşı olan savaşlarında görev yapacak birer askerdir. Dolayısıyla Al Simmons ve Maleboglia arasında yapılan bu anlaşmada Maleboglia her şekilde karlıdır.

Bütün bu süreç boyunca Al Simmons bir yandan sözde ‘Cennet’in gerçek yüzü ile de tanışır. Cennet’in de cehennemden bir farkı yoktur. Tıpkı cehennem gibi de cennet de sadece tek bir şeyin peşindedir: Cehenneme karşı bir ordu oluşturup ezelden beri varolagelen bu savaşı kazanmak. Cennet ve Cehennem baştan beri insanların iyiliklerine ya da kötülüklerine bakmadan kendi orduları için ruhlar biriktirmektedirler. Dolayısıyla ahlaki olarak da cennet de en az cehennem kadar yoz ve aşağılıktır.

Bu Al Simmons’ı iyice umutsuzluğa iter. Cehennemden kaçmaktadır ancak aslında bir cehennem askeri olduğu için de Angela gibi melekler (yani cennetin savaşçıları) onun peşini bırakmaz. Bir yandan cehennemden onu tahrik etmek için gelen saldırılar, bir yandan kellesine konan ödül için cennetin savaşçıları ile girdiği mücadeleler, bir yandan da mafya ve Billy Kincaid gibi çocuk sapıkları ile uğraşmak, üstüne üstlük canavarımsı bir görünüşe sahip olmak Spawn’ı kısa zamanda dibe iter. Bu kozmik oyunda Spawn için hiçbir çıkış yolu yok gibi gözükmektedir. Tıpkı adı gibi gerçekten de bir ‘Piyon’a dönüşmüştür. Spawn gittikçe insanlığından kopmaktadır. Artık Cog’un yönlendirmesini önemsememekte, kime ne olduğu ile ilgilenmemektedir. Her girdiği mücadele de daha vahşi ve daha “evil” olmaktadır-tıpkı cehennemin istediği gibi.

Spawn artık kaybolmanın eşiğindeyken maceralarının birinde canlı bir “çöp yığını” ile girdiği mücadelede ve bu çöp yığını tarafından yutulması ile beraber Spawn Greenworld’e getirilir ve burda The Heap ile karşılaşır. Greenworld aslında basitçe doğa anadır. Kozmik savaşta cennet ve cehennem ile beraber 3. oyuncudur.

Aslında cennet ile cehennem arasında süregelen savaş Greenworld için önemli değildir. Ancak bu savaş birçok yıkıma neden olmaktadır ve Greenworld’un esas endişesi budur. Greenworld durumu Spawn’a izah eder ve onu yeni güçlerle donatarak tekrar dünyaya gönderir. Bu yeni güçlerin ne olduğu tam olarak açıklanmaz. Ancak görünen odur ki Spawn artık doğal elementlere hükmedebilmektedir. Ancak daha önemlisi “Yeryüzü”nü dinleme özelliğine sahip olmuş olmasıdır. Spawn yeryüzüne geri döndüğünde cennet ve cehenneme meydan okur. Artık iki taraf için de bir piyon olmayı reddeder. Bir süre boyunca Greenworld tarafından armağan edilen  yeni güçlerini kullanarak masumlara ve savunmasızlara yardım eder.

Cehennemin Kralı

100. sayısına doğru Spawn o güne kadar karşılaşmadığı kadar büyük bir tehditle karşılaşır. Bu Karanlık Tanrı Urizen’dir (ismini ünlü Romantik dönem şairi William Blake’in bir eserindeki karakterden almıştır.). Urizen zamanın başından beri varolagelmiş güçlerden biridir ve dünyayı hakimiyeti altına almak istemektedir. Urizen hakimiyetindeki dünya ölümün ve yaşamın olmadığı, ruhsuz sonsuz bir çölle betimlenmiştir. Spawn Urizen’e karşı büyük bir mücadele verir ve bu mücadelede artık cennet tarafından dışlanmış bir melek olan Angela’dan da yardım alır. Angela’nın yardımı ve Greenworld’ün armağını olan doğal elementleri kontrol etme yeteneği sayesinde Spawn Urizen’i yeryüzünün içine hapsetmeyi başarır.

Bundan sonra Spawn, Urizen’in gelişinin bir tesadüf olmadığını öğrenir. Urizen binlerce yıldır tutsak halde tutulmaktadır ve onu serbest bırakan Maleboglia’dan başkası değildir. Maleboglia cehennemin bütün katlarını ele geçirmek ve cehennemin tek kralı olmak için bunu yapmıştır. Ancak Urizen’in yenilmesiyle beraber Maleboglia çok fazla güç kaybetmiştir ve cehennem tarafından da “başarısız” gözüyle bakılmakta, diğer cehennem lordları tarafından artık desteklenmemektedir. Yine Angela’nın yardımı ile Spawn cehenneme döner ve derginin 100. sayısında ikisi birlikte Maleboglia’yı sonunda yoketmeyi başarırlar. Angela bu savaş sırasında can verir.

Cehennemin lordunun düşmesiyle beraber, cehennemin tacı Mamnon tarafından (Cehennemdeki üst düzey yetkilerden biri…gibi gibi) Spawn’a teklif edilir. Spawn Mamnon’un sunduğu tacı ve tahtı reddeder ve cehennemi efendisiz biçimde bırakarak dünyaya döner. Maleboglia’yı öldürmesinin üzerine melekler tarafından da ‘affedildiği’ ve artık cennet tarafından kabul edildiğini öğrenir. Ancak Spawn, cennetin de cehennemden zerre kadar farkı olmadığı gerekçesiyle bunu da reddeder ve ölümlü dünyaya dönerek güçlerini dünya üzerindeki kötülüğü yok etmek için kullanmaya devam eder.

Spawn dünyaya döndükten sonra eski akıl hocası Cog’a geri döner ve ona yeni planından bahseder. Buna göre cehennemin tahtını kabul ederek yeni cehennem lordu olacaktır. Ancak bu gücü cehennemi yeni bir cennete çevirmek ve dünya üzerindeki kötülüğü ve acıyı yok etmek için kullanacaktır. Spawn ve Cog cennetin askerlerinden Reedemer ile karşılaşırlar ve mücadele esnasında Spawn akrep benzeri zebaniler tarafından tekrar cehenneme sürüklenir. Bu sırada Mamnon Cog’a bir kutu verir. Cog kendini öldürür ve elinde kutu, cehennemde gözlerini açar. Cog kutuyu Spawn’a verir, Spawn kutuyu açtığı zaman içinde kendisinin ve eski karısının utopik bir yaşam sürdüğü bir dünya görür. Bu esnada Cog gerçek kimliğini açıklar: Cog kendi kardeşi Habil’i öldürerek ilk cinayeti işlemiş olan Kabil’dir. Cog’un amacı en başından beri Spawn’ı kullanarak bir şekilde cehennemin tahtını ele geçirmektir.  Cog cehennemin tacını alarak yeni cehennem lordu olduğunu ilan eder ve yeni güçleriyle birlikte Al Simmons’u gerçek vücudunda, sağlıklı ve hayatta olarak dünyaya geri gönderir. Al Simmons tekrar eski vücudundadır, canlıdır, hayattadır ancak simbiyotundan ayrılmıştır.

Sevgililer Kavuşuyor

Al Simmons dünyaya döndüğünde hafızasını tamamen yitirmiş vaziyettedir. Kim ya da ne olduğuna dair hiçbir fikri yoktur. Bu sırada Simmons Nyx adında genç bir cadı ile tanışır. Nyx sayesinde Al Simmons tekrar simbiyot ile birleşir. Ancak artık durum eskisinden farklıdır. Spawn artık nekroplasmik bir vücut yerine gerçek bir insan vücuduna sahiptir, ayrıca güçlerinin büyük bir kısmı da gitmiştir. Bütün bunlara rağmen Spawn güçlerini kullanarak dünyayı daha iyi bir yer yapma çabasına devam eder. Ancak Mamnon da bu sırada gölgeler arkasından planlarını ilerletmektedir. Nyx’i kandırarak ve Spawn’a ihanet etmeye ikna eder onun güçlerini kullanarak simbiyot ile birleşmesiyle tekrar eski anılarına sahip olan Simmons’un aklından Wanda ile ilgili olan anıları yok eder. Bundan sonra Al Simmons birşeyin eksik olduğunu bilerek ve o eksikliği arıyarak dünyayı dolaşmaya başlar. Bu gezi sırasında “Unutulmuşlar” (Forgotten) adındaki cennetin iç savaşı sırasında kendi kardeşlerine karşı savaşmayı reddeden meleklerle karşılaşır. Onlardan öğrendiği kadarıyla Mamnon da Unutulmuşlardan biridir ve esasen Maleboglia’nın olduğundan çok daha güçlü bir varlıktır.

Armageddon

Greenworld’un yardımıyla Spawn kayıp anılarına tekrar kavuşur ve giysisi de bir metamorfoz daha geçirir. Daha sonra Spawn Mamnon ve zebanileri tarafından yakalanılarak işkence edilir. Mamnon’un amacı Spawn’ın vücudnun barındırdığı sırları öğrenmektir. Daha önceki bir mücadele esnasında Spawn’ın kalbi bir cennet savaşçısı olan Disciple tarafından sökülmüş ve Chris adındaki genç bir çocuğa dönüşmüştü. Chris, Sam ve Twitch (Batman için komiser Gordon neyse, Sam ve Twiitch de Spawn için odur)’in yardımıyla birlikte Spawn’ın Mamnon’un elinden kurtarır ve onu dünyaya geri getirirler. Spawn vücudunun binlerce insan ruhu barındırdığını ve istediği zaman bu ruhları hellspawnlar olarak çağırabileceğini öğrenir. Bu arada Kıyamet’e ( Armageddon) dair birçok mitolojilk işaret gerçek olmaktadır. Spawn bir şekilde kıyameti engellemeli ve cennet, cehnnem ve dünyanın gerçek doğasını öğrenmelidir.

Spawn eski karısı Wanda’nın ikiz çocukları olan Jake ve Katie’nin ise Kıyametin sorumluları olduklarını öğrenir. İkizler, henüz küçük birer çocuk olmalarına rağmen aylardır aralarında sadist ve kanlı oyunlar oynamaktadırlar ve sonunda iş bütün bir Fitzgerald ailesini öldürmeye kadar varır. Ancak Spawn onları durdurmayı başarır. Tam bu arada cennetin baş meleği olan Seraphim gelir ve korkunç gerçeği açıklar: İkizlerden Jake Fitzgeralde Tanrı, Katie Fitzgerald ise Şeytan’dır.

Bundan sonra açıklanıyor ki Şeytan ve Tanrı, Bütün evrenin yaratıcısı olarak tabir edilebilecek olan Mother (Anne) tarafından krallıklarından ayrılarak insan şeklinde tekrar reankarne ediliyorlar. Tanrı ve Şeytan aslında Mother’ın sayısız çocuklarından sadece ikisidir ve ikisinin birbirlerine karşı duydukları nefret dolayısıyla Mother onları hayal kırıklıkları olarak görmektedir (Bir nevi mikrop evlat). Mother aslında Kali, Greenworld’ün sözcüsü ve Man of Miracles olarak birçok kez Spawn’a yardım etmiştir zaten. Spawn’ı Kıyamet’in önlenemez olduğu yönünde uyarır, bu insanlığın kaderidir. Ancak Spawn’ın bizzat kendisinin de Şeytan ve Tanrı’nın da üstünde yer alabilecek potansiyele sahip olduğunu ve bu vesile ile insan ırkını kurtarabileceğini söyler.

Spawn insan ırkının koruyucusu olduğunu ispatlamak için son bir teste girmeli, insan ırkını kıyametten kurtarmak için yemesi gereken Yasak Elma’nın bulunduğu cennet bahçesinin koruyucusu olan Discple’ı alt etmelidir.  Spawn Discple’ı yendikten sonra görürüz ki aslında 11 tane Dicsiple (12 havariye atıf) vardır ve Spawn bunların herbirini yenmek zorundadır.  Bu mücadele sırasında aslında Cyan Spawn’a yol göstermektedir. Mother’ın dediğine göre Spawn’ın Cyan’ı dinlemelidir çünekü Cyan yaşına göre çok daha ileri bir erdeme sahiptir. Bundan sonra Spawn’ın Disciple’lerle olan savaşını okuruz. Cyan ve Spawn’ın vücudunun taşıdığı ruhlar ile Spawn Diciple’ları tek tek yok eder. Cyan da bütün bu savaşı laptop’un bir video oyunuymuşçasına izlemektedir. Sonunda Spawn son Diciple’ı ödürecekken Cyan yapmaması için bağırır ve son Diciple bu boşluğu fırsat bilerek Spawn’ı kalbinden bıçaklar ve Cyan’ın video oyununda da görürüz ki Spawn’ın counter’ı 0’a ulaşarak biter.

Spawn ölü biçimde yatarken Mother ortaya çıkar. Son Disciple olan Judas ile konuşur. İsa’nın en sevdiği havarisi olan Judas, bütün havariler içerisinde İsa’ya ihanet ederek en büyük cesarete sahip olduğunu göstermiştir. Eğer onun ihaneti olmasaydı İsa’nın yaşamının ve ölümünün bir anlamı olmayacaktır. Mother hareketsiz vaziyette yatan Spawn’ın ağzına hayat ağacından koparılmış bir parça yasak meyve verir. Spawn tekrar dirilir. Ancak zincirler ve pelerini gitmiştir. Onun yerien artık beyaz ve görkemli kanatları vardır. Mother’a göre Cyan haklıdır. Spawn’ın Tanrı ve Şeytan’dan daha güçlü olabilmesinin tek yolu ölüp, tekrar dirilmesidir. Spawn dünyaya döner ve New York’un Four Horsemen of the Apocalypse (Mahşerin dört atlısı) tarafından tamamen yok edilmiş olduğunu görür. Katledilen insanlar melekler ve zebaniler tarafından ele geçirilerek cennet ve cehennem arasındaki son savaş için kullanılmaya hazırlanmkatadırlar. Spawn bu savaşın yapılacağı yere geldiğinde ise meleklerin en güçlü savaşçısı Zera ile karşılaşır.

Spawn Zera ile olan savaşı sırasında Tanrının ve Şeytan’ın da üstünde olan güçlerini sergiler ve savaş meydanına elinde Zera’nın kafası ile birlikte geri döner. Savaş cehennem tarafından kazanılmak üzeredir. Spawn cehennemin ordusu ile karşılaşır. Bu dünyanın onun korumasında olduğunu söyler. Önce diğer Hellspawn’larla çarpışır. Hellspawnlar onu kardeşlerine ihanet etmekle suçlar. Spawn onları tekrar cehenneme gönderir. Şeytan kalan tüm kuvvetlerini Spawn’ın üstüne gönderir. Tanrı da aynı şeyi yapar. İki ordunun saldırısı karşısında Spawn bütün gücünü serbest bırakır ve cennet ve cehennemin bütün ordularını, bütün insanlığı ve neredeyse bütün evreni yok eder. Bütün bu olaylar olurken Mamnon ve yüzü gözükmeyen bir figür herşeyin planlandığı gibi gittiği hakkında konuşmaktadırlar.

Bundan sonra Spawn Mother’dan Tanrı ve Şeytan’ı eski güçlerine kavuşturmasını ister. Mother Spawn’ın isteğini gerçekleştirir ve Tanrı ve Şeytan terkedilmiş, yok olmuş bir dünyada ancak bizimkinden farklı bir gerçeklik düzleminde birbirleriyle savaşmaya devam ederler.

Yeni Dünya

Bir tanrının gücüne sahip olan Spawn dünyayı tekrar yaratır. Hem de tamamen eskiden olduğu gibi. Ancak yaşanan herşeyin anısının dünyada yaşayan insanlar tarafından hatırlanmasını sağlar. Bu yeni dünyada artık Tanrı ve Şeytan yoktur ve Spawn dünya ile cennet ve cehennem arasındaki tüm kapıları kapamıştır.

Bundan sonra Spawn Mother’dan onu tekrar insan yapmasını ister, böylece tekrar Wanda’yı kazanmak ve Cyan için yeni bir baba olma şansı yakalayacaktır. Mother Al Simmons’un bu isteğini kabul eder ancak onu insana çevirmeden önce görecekleri karşısında uyarır. Al tekrar insana dönüşür ve eve döner. Fakat döndüğü zaman zihninin derinliklerinde gömülü kalmış bir çok anı da su yüzüne çıkar. Al, Wanda’ yı ölmeden önceki gece dövmüştür, Wanda’nın doğmamış çocuğunu düşürmesine sebep olmuştur. Hem de bilinçli olarak. Bunların hiçbirini hatırlamamktadır, çünkü bu anılar ne Melogoblia, ne Mennon ne de başka  bir supernaturel güç tarafından gizlenmiştir. Bunu Al kendi kendine yapmıştır. Vicdan azabı ile bu anıları kendi kendine hafızasından. Bu yüzden görünşü bu kadar canavarımsıdır, bu yüzden  o kadar güce sahip olmasına rağmen aslında kendine bir türlü insan görünümü kazandıramamaktadır. Aslında herşeyin sorumlusu kendi bilinçaltıdır.

Bundan sonra AL, artık insan olamayacağını ve Wanda ile asla beraber olamayacağını kabul eder ve simbiyotu ile tekrar birleşerek Rat City’e geri döner.

Daha sonra Spawn’ın başından irili ufaklı birkaç macera daha geçer. Bunların birinde Nyx’in Mamnon’a kaptırdığı cadılık gücünü geri alışına tanık oluruz.

3 Kardeşin Hikayesi

Sayı 170-173 arasında süren “A Tale of Three Brothers” hikayesinde Al Sİmmons’un iki erkek kardeşi daha olduğunu öğrenir ve Al’ın çocukluk anılarını okuruz. Bu hikaye önemlidir çünkü Al Simmons’un kökenleri ile ilgili olarak daha önce hiçbir bilgi verilmemiştir.

Mamnon’un aslında Al Simmons’un çocukluğu üzerinde büyük etkisi vardır. Mamnon Mr. Malefick ismi ile Simmons’ların evine devamlı olarak gelmektedir. Bu ziyaretler Al’ın babası şehir dışındayken yapılmaktadır ve büyük ihtimalle Al’in annesi Mr. Malefick ile yatmaktadır. Mr. Malefick Al Simmons’a henüz çok gençken hayvanlara işkence yapmayı ve öldürmeyi göstermiş, sanki kendi çırağıymışçasına onu eğitmiştir. Ona öldürmeyi ve canlıların yaşamını aldıktan sonra vicdan azabı duymamayı öğretmiştir. Al Simmons’un ileride dönceği mükkemmel katile dönüşmesi için Mamnon/Mr. Malefick Al’ı yönlendirmiştir. Malefick aynı zamanda Al’in kardeşi Richard’ı uyuşturucu satıcısı Weasel ile tanıştırmış ve onun uyuşturucu kullanmasını sağlamıştır. Görünen o ki Mr. Malefick’in Simmons ailesi üzerindenki bu kötü etkisindn tek kurtulabilen 3. kardeş olan Marc Simmons olmuş ancak o da diğer kardeşlerine yardım edememiştir.

Bir gün Richard uyuşturucu etkisi altındayken, uyuşturucu satıcısı Weasel’ı Mamnon’un verdiği bir bıçakla bıçaklamış ve kardeşlerini yardıma çağırmıştır. Ambulans ve polis çağırmak için 3 karedeşin arasında geçen tartışmadan sonra, kardeşini hapiste görmek istemeyen Al, bıçağı kullanarak zaten yaralı olan uyuşturucu satıcısını öldürmüştür. Bundan sonra tekrar Mr. Malefick/Mamnon ortaya çıkmış ve gençleri evlerine yollayarak uyuşturucu satıcısının ölü bedenini yoketmiştir.

Bundan sonraki sayılarda Al Simmons’un anne ve babası ile de tanışırız. Yıllardır Mamnon’un büyüsü altında yaşamaktadırlar ve Mamnon bir büyü ile çocuklarının onlar hakkında düşünmesini engellemektedir. Ayrıca birkaç sayı boyunca Mamnon’un onlarca yıldır Simmons ailesini manipüle ettiğini öğreniriz. Mamnon’un gerçek amacı simbiyot için mükemmel taşıyıcıyı yaratmaktır. Bugüne kadar olmuş olan herşey de onun planıdır. Armageddon ise Mamnon’un kesin hakimiyeti için Satan, Tanrı ve Maleboglia’nın yol üstünden kaldırılması için düzenlenmiş birer oyundur sadece.

‘Endgame’

Bundan sonra detaya inmenin gereksiz olduğu birçok irili ufaklı olay sonucunda Al Simmons ve Wanda kızları ile karşı karşıya gelirler. Kızları Al’in Wanda’yı dövdüğü gece düşürdüğü çocuktur. Çocuk aslında ölmemiş, Mamnon tarafından alınmış ve yetiştirilmiştir. Mamnon bu sayede simbiyot için mükemmel taşıyıcıyı yaratmıştır. Spawn, Nyx ve Cyan’ın yardımıyla kzının hakkından da gelir.

Daha sonra Wanda ile son bir kez vedalaşarak asla sahip olamadıkları ortak yaşamları ve ona karşı işlediği günahlar için Wanda’dan özür diler. Bundan sonra ise Spawn artık herşeyi bitirecek olan son oyun için harekete geçer. Al Simmons’u Rat City’e geri dönürken görürüz. Uygun noktayı bulur ve bir Hellspawn’ı yok etmenin tek yolu olan kafasını kesme yoluyla kendi hayatına son verir.

Al Simmons kendini öldürdüğü zaman New York’un başka bir köşesinde bir hastane odasında yıllardır komada yatan Jim Downing gözlerini açar. Downing artık yeni Spawn’dır. Bundan sonra günümüze kadar Spawn olarak Jim Downing’i okuruz. Al Simmons Spawn dergisinde bir daha gözükmez. Ancak Image Comics’in geçtiğimiz aylarda yayınlanmaya başlayan serisi Image United’da Al Simmons bir kez daha karşımıza çıkar. Artık basit bir Spawn değil, kendi tabiri ile ‘Omega Spawn’dır ve hemen görünüş, hem de hal tavır, hareket olarak çok daha canavarımsıdır. Al Simmons, Image United serisindeki dünyayı yok etmek isteyen esas kötü oğlandır (Nerden nereye).

Eğer hepsini okuma sabrına eriştiyseniz eğer zannediyorum ki Spawn’ın kaba tarihini de öğrenmiş oldunuz. Şimdi sıra öğrendiklerimizi değerlendirmede. Yordu lan bu yazı.

Yazının 2. bölümü için tıklayınız.

7 thoughts on “Harcanmış Harikalar Diyarı: Spawn – 1. Bölüm

  1. Aslında 150’i sayıya kadar sağlam gidiyor Spawn. Çok güzel ve karmaşık biçimde kuruluyor ancak 150’den sonra yazar değişiyor ve 1450 sayı boyunca çok güzel kurulmuş o düğümleri bir çırpıda silip atıyor. Yazının ikinci kısmında esas olarak bunlara değinmek istiyordum zaten ama hala daha tamamlayamadım.

    • Başkan güzel yazı olmuş valla. Şimdi devamını da okuyacağım. Ondan önce söylemek istediklerim var.

      Birincisi ben de önce oyuncakları sonra filmin soundtrack’i, filmin kendisi ve çizgi filmi ile tanışmıştım Spawn’la. Çok şekilli bir kahraman. O zamana kadar çıkmış en şekilli kahramanlardan herhalde. Çizmesi de zevklidir ayrıca. Örümcek adam gibi hep aynı kıyafeti giymez. O sebeple çizerken kafana göre takılabilirsin kimse de ama bu benzememiş diyemez🙂

      İkincisi de şu: Al Simmons siyah bir Amerikalıdır. Hiç bahsetmemişsin ama başrolün siyah olduğu iki süper kahraman filmi biliyorum ben. Biri Blade öbürü de Spawn. Önemli olduğunu düşünüyorum.

  2. Geri bildirim: Harcanmış Harikalar Diyarı: Spawn – 2. Bölüm « Ava Giden Avlanır

  3. Spawn’ın son halleri bence iyice güzel oldu. eskiden kostüm daha bir stabildi, şimdiki Spawn’ın kostüm daha bir oynak, girintili çıkıtnılı:)
    Valla sen diyince düşündüm hakkaten başka siyahi çizgi roman kahramı var mı diye. Catwoman var. Halle Barry:D eheheh. Şaka bir yana şurada da aslında bu konuyla ilgili güzel bir yazı var:

    http://www.comicsalliance.com/2010/05/06/the-racial-politics-of-regressive-storytelling/

    Bir de buna paralel şu:

    http://tengunner.wordpress.com/2010/05/15/kiralik-kotuler-ve-istemsiz-irkcilik/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s