Vah Piglett’in haline

Yaratıcılığın çok çeşitli şeylerden beslenebileceğine inananlardanım. Bu herkes için değişir. Bazı insanlar taştan, ağaçtan, dağdan, tepeden, bayırdan ilham alır, bazısı dinlediği müzikten, okuduğu kitaptan, izlediği filmden, bazı insanlar aşık olmaktan, bazı insanlar ise aşık olamamaktan, bazısı da (sanırım benim gibi olanlar) domuz gibi hissetiklerinde birşeyler yaratmaya başlarlar.
Peki bu durumda yaratıclık nedir? Tamamen kişisel fikrim olarak söylüyorum ki; kişisel amaçlar uğruna yapılmış ve sonlandırılabilmiş hemen herşey bence yatıcılıkdır ve eğer bu eylem sonucu ortaya çıkan “yaratı” birilerinde bir şekilde insanı duygular ya da insana dair birşeyler uyandırabiliyorsa eğer (heyecan, üzüntü, şiddet, seks, sevgi gibi) bu bir sanat eseridir.
Örneğin bu blog bir yaratdır. Yaratım sürelerim domuz gibi hissettiğim zamanlarda ortaya çıkıyor (evet domuz gribi benim hastalığım ancak bir de ayı gribini görün siz, seneye çıkacak ve ebenizi zükkecek). Ve eskisine oranla çok daha az post attğııma göre domuz gibi hissetmiyorum demektir. Yani OOOokkkeey hissediyorum. Bunu da paylaşıyım dedim sevgili arkadaşlar. Sonuçta bu blog wordpress’in olduğu kadar da benim malım değil mi?

61aXE

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s