Wolverine Origins

Wolverine’i karakter olarak çok çok da sevmediğimi ancak bunun kişisel zevklerle ilgili birşey olduğundan daha önce de bashetmiştim. Geçen hafta yeni çizgi roman ne çıkmış diye bakarken Wolverine Origins #41’i de okuma “gafletinde” bulundum. Gaflet diyorum çünkü tek tatil günüm olan pazarı; bütün Origins serisini baştan sona okuyarak geçirmiş oldum. Değdi mi? Netbook’un 10.1 inçlik ekranına 4 saat kadar kesintisiz bakmamı saymazsanız değdi.

Herşeyden önce Origins’in yaz başında sinemalara gelen X-Men Origins: Wolverine ile bir ilgisi yok. Origins MU’da günümüzde geçiyor ancak yine de adından da anlaşılacağı gibi daha çok Logan’ın geçmişiyle ilgili. Logan (Wolverine) çok fazla potansiyele sahip bir karakter. Healing Factor’e  yani iyileşme gücüne sahip. Dolayısıyla hemen hemen ölümsüz. Kendi bile tam olarak ne zaman ve nerde doğduğunu tam olarak bilmiyor, ya da nasıl ölebileceğini. Geçmişinden de tam olarak emin değil, bütün bir yaşamı kayıp zamanlarla, hatırlamadığı süreçlerle dolu. Bu karanlık zamanların bazılarını kendisi bilinçli olarak yaratmış (Prof. X’den yardım alarak) bazen de birileri onu bunu yapmaya zorlamış (Weapon X projesi)
WvsDBütün bunlar Wolverine’e çok yüksek bir potansiyel yüklüyor. Yani hem neredeyse ölümsüz olması hem de bu geçmişindeki bilinmez karanlık noktalar karaktere olabildiğince “malzeme” yüklemek için yer açıyor. Daha önce de bahsettiğim gibi bu “bilinmezlik” öğesi her ne kadar okuyunun/izleyicinin ilgisini çekse bile yine de yayımcı için büyük bir kumar niteliğindedir (ya da öyle olması gerekir). Çünkü karakterlerin geçmişinde yaşanmış ve onları bugünkü hallerine getirmiş bu bilinmez noktaları açığa çıkarmaya karar verdiğiniz zaman ve üstüne üstlük bunu Logan gibi “herkesin favorisi” sayılabilecek bir karakterle yapıyorsanız eğer yüksek tirajı garantilemiş oluyorsunuz. Ancak zaten okuyucu ve yaratcı ekip arasındaki problem bu noktadan sonra başlamaktadır: Bir ÇR yazarı olarak uğraştığınız onun “orijinler”i hakkında birşeyler söylemeniz gereken adam Logan. Yani Wİzard dergisinin gelmiş geçmiş en iyi ÇR karakteri olarak gösteridği şahıs. Dolayısıyla eğer karakterle ilgili “gizemleri” açıklarken ortaya Logan’ın şanına uygun birşey çıkaramazsanız eğer, elinize yüzünüze bulaştırmış ve çok satan karakterin tirajını belki gerliletip / belki geriletmezseniz bile yine de emin olun ki bazı sağlam okuyucular için saygınlığını ya da daha da önemlisi saygınlığınızı kaybetmiş ve eğer saygınlığınız yoksa da kariyerinizdeki çok iyi bir fırsatı geri tepmiş kaybettirmiş oluyorsunuz.

Wolverine origins kronolojik olarak günümüzde geçse bile yukarıda da dediğim gibi Wolverine’in geçmişiyle ilgili  en çok detay veren seri. Yazar Daniel Way. Way’in geçmişine baktığım zaman öncelikle dikkatimi çeken benden çok çok da büyük olmaması okumadığım birkaç ÇR’de yazar olarak çalışmış olması. Yani şöyle bir bakınca etkliyeci bir tarafı yok gibi (ancak eserlerini incelemeden bunu söylemek yanlış) Dolayısıyla uzaktan bakınca Wolverine Origins gibi bir seriyi bu adama vermek Marvel için kumar gibi birşey olsa gerekti. Ama eğer öyleyse Marvel gerçekten çok iyi bir kumarbaz.

Lafı fazla uzatmıyım. origins’i çok beğendim ve bunun nedeni artık herkesin ezberlediği bir karakteri alıp çok güzel bir öykünün ve kurgunun içine yerleştirmiş olması: SK ÇR’leri bilirsiniz: Esas adam vardır. Bir banka soyulur, esas adam  soygunu durdurur, suçluyu yakalar, hapse atar. Suçlu hapisten kaçar ömür billah onu  hapse atan SK’nın başına bela olur. 3 sayı to be continued olur, 4. sayıda concluded ve sonra başka bir kötü adamla baştan başlarız.

Origins böyle değil: Daha ilk sayılardan ortada tüm seriye yayılmış bir hikaye olduğunu anlıyorsunuz. Yani “gittiği yere kadar gider” tipinde bir seriden öte, girişi gelişmesi, sonucu olan ancak bundan öte bence abartısız şimdiye kadar okuduğum bütün ÇR’ler içerisinde en başarılı kurguya sahip ÇR’lerden biri. Yani şunu demek istiyorum: Bu serinin bir sonu, bir finali olacak; Seri çok sattığı için devam etmeyecek ya da (umarım) az sattığı için falan sonlanmayacak. Bir hikayesi olduğu için devam edecek ve eğer yazar şu anki kalitesini korumayı başarırsa; seri taş gibi bir finalle sonlanacak

Herşeyi anlatıp eğer olur da okuyacak olanlar için bu güzel serininn tadını kaçırmak istemem ancak Origins sadece Wolverine’den öte biraz da onun ırkı/”kin”i ile igili. MU’da Logan’ın birçok karakterle esrarengiz bağlantıları vardır. Bu bağlantıların ne olduğu çok açıklanmaz ancak yine de bu karakterle Logan’ın ortak noktası Healing Factor’dur. Bu karakterlerin en başında taze ölen Sabrethoot, Wildchild, Omega Red gibi karakterler gelmektedir. Oldum olası bu tipler arasında bir çeşit çekişme vardır. Origins ana konusu aslında bu çekişme.

wolverine vs. daken 1 Seriyi sevmemi sağlayan ayrı bir katakter var ve ondan da bahsetmeden geçemeyeceğim. O da Logan’ın oğlu: Daken. Daken güç olarak babasına benziyor. Tıpkı onun gibi healing Factor’e sahip. Tıpkı babası gibi pençeleri var. Tıpkı babası gibi yakın dövüş konusunda uzman, hoplamayı zıplamayı seviyor. Ancak bunlar sadece fiziksel özellikler. Karakter olarak ise babasının neredeyse tam tersi: Saygısız, bazen zevzek sayılabilecek bir tip. Wolverine’in maçoluğunun aksine saçları sanki babasına baş kaldırırmış gibi mohikan, kollar dövmeli (healing factor’e sahip biri nasıl dövmeye sahip oluyor o da saçma gerçi ama yakışmış). Karakteri de tıpkı dış görünüşü gibi. Yani babası ne kadar görünüş ve tavır olarak maço bir herifse, oğlu da onun tam zıttı. Logan’ı maçoluğundan dolayı çok sevemediğimi daha önce söylemiştim, Daken’ı da Logan’ın neredeyse tam tersi olduğu için bir o kadar sevdim. “Bub” da demiyor ayrıca. Logan’ı da birkaç kere pataklaması cabası. Gerçi aralarında geçen kavga gürültülerde Wolverine hep Daken’ın Logan’a karşı nefreti, Logan’ın da Daken’a karşı içgüdüsel baba sevgisi olduğu için de Logan dayak yiyor. Ancak yine de ikisinin de zıvanadan çıkmış halleri görülmeye değer. Baba mı daha beter oğul mu bilemedim.
Daken dışında dir de Romulus’umuz var ancak o da süpriz olarak kalsın.

Wolverine Origins’i okurken şunu hissettim: Hikaye her ne kadar Wolverine çevresinde dönse bile aslında esas odak hikayenin kendisinde. Tüm hikaye boyunca birbinden çok farklı karakterle karşılaşıyor okuyucu: Daken, Deadpool,  Captain America, Bucky, Black Widow, Hulk.. Ancak çoğu çizgi romandan farklı olarak her karakterin, her olayın, her objenin hikaye içersinde bir yeri var. Hiçbirşey boşuna değil , hiçbir kare, hiçbir konuşma baloncuğu oraya boşu boşuna ya da o sayıyı doldurma amaçlı konulmamış. Herşey serinin kurgusunda bir yer kaplıyor ve bence inanılmaz güzellikte birbirine bağlanıyor.  Sanki yazar Daniel Way ne yapmış etmiş bu dergininin yazarlığını almış ve sonra da haftalarca eve kapanıp inciğine cıncığına kadar herşeyi düşünüp muhteşem bir olay örgüsü hazırlamış. Seri öyle ki aslında finali şimdiden yazılmış, yazar finalde ne olacağını, neyin nasıl neye bağlanacağını çoktan biliyor ve kurgulamış.

Wolverine Origins uzun zamandır okudğum en iyi seri ve okurken çok zevk aldım. Hala Logan bence yaratılmış en iyi karakter değil ama bu kadar güzel bir seri okuduktan sonra insanın gözünce ister isteremez bir sempati kazanıyor. Origins okumak iyi bir Christopher Nolan filmi izlemek gibi. Her türlü ÇR okuyucusuna tavsiye ederim.

Reklamlar

One thought on “Wolverine Origins

  1. Geri bildirim: Wolverine: Evolution « Ava Giden Avlanır

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s