Öz Eleştri No:1

Haziran ya da temmuzdan beri blog tutuyorum sanırım. Önceleri sadece Warcraftla ilgili progressimi not ediyordum. Daha sonra ise tamamen kişisel, kendi iç hesaplaşmalarıma yönelik şeyler karalamaya başladım çünkü başka birşey düşünemiyordum. Fakat en sonunda tamamen film, çizgi roman, bilimkurgu ve geyik tabir edebileceğim bir içeriğe sahip oldu blog. Kişisel postlarımın hepsini sildim. Tamamen benden bağımsız şeylerle dolu şu an blog.

Şöyle bir içeriğe göz gezdiriyorum. Çizgi romanlardan bolca bahsetmişim. Uzun uzun postlar atmışım. Filmler hakkında atıp tutmuşum. Peki genel olarak baktığımda ya da postları tek tek okuduğumda ne görüyorum? Ya da bir 3. göz bu bloga baksa ne görecek? Okunmaya değer birşeyler var mı hakkaten?

Internette epey surf yapıyorum bu aralar. Normal web sayfalarından çok bloglar üzerinden dolaşıyorum çünkü bloglar normal web sayfalarına göre biraz daha kaotik, biraz daha random, ordan oraya savurabiliyor seni, bir bakıyorsun alakasız bir konudaki bir adamın makalesini okuyorsun, bir bakıyorsun “bugün seni kaybedişimin 733. günü” başlıklı upuzun bir depresyonu okuyorsun. Bunu yapmak ve bunun bir parçası olmak hoşuma gidiyor.

Bazı bloglar var tamamen kişisel. Onu yazan insan sadece kendinden bahsediyor. Sadece kendisinin ya da yakın çevresinin anayabileceği kelimelerle birşeyler yazıyor. Bazı bloglar var yine kişisel ama belli bir konu çevresinde dönüyor. Mesela Greedy Goblin. Bazı bloglar var online dergi tadında. Herkes kafasına göre takılıyor. Dolayısıyla ben de.

Ama ben neden blog tutuyorum? Kimse için değil bir kere orası kesin. Yani çizgi  roman içerikli türkçe bir  bloğu türkiye’de kaç kişi okuyabilir ki zaten. Böyle bir amacım yok. Belli ki bu blogu kendim için tutuyorum. Ama gene de dönüp postlarıma baktığım zaman çoğunlukla “şu macera şöyle” “bu macera böyle” dışında pek de birşey dememişim. Bu tip şeyleri zaten biliyorum.Bu blogu kimse için tutmuyorsam eğer Joker’in novel’ın güzel olduğunu birilerine söylermiş gibi yapmanın ne manası var? Çünkü zaten ben onun güzel olduğunu biliyorum. Olmayan birine bunu muhabbet edercesine anlatmak biraz delice sanki..

Çıkarım eksikliği gözlemliyorum postlarımda. Gereksiz derecede uzun yazılmış ve hiç bir anlamı, çıkarımı ve ana fikri olmayan ya da üşengçlikten demek istediğini tam olarak anlatamamış postlar. Dolayısıyla dönüp baktığım zaman yazdığım şeylere benim için bir anlam ifade etmeyen postlar görüyorum. Öyleyse kendi yazdığım şeylere bu kadar negatif ve ruhsuz bakıyorsam eğer neden bunu yapmaya devam ediyorum? Birilerine ucundan kıyısından da olsa “ben varım” demek gibi bir sebeple mi? Eğer öyleyse kendimi o seslenilen kişi yerine koysam ve dönüp bu logtaki postları okusam büyük ihtimalle “ee yani kardeş, sen ne anlatmışsın ki şimdi burda? Birşey yok ki. Hangi çizgi romanda ne olaylar olduğunu zaten heryerden takip edebilirim” gibi ya da buna yakın bir tepki verirdim sanırsam.

Yarattığım şeylerde açıkcası bir anlam olmasını isterim. İnsan eliyle yapılan ve diğer insanlarda düşünce ya da duygu yaratabilen herşeyin bir “sanat” değeri (eseri değil) taşıdığını düşünüyorum ve onun dışında yapılmış birçok şeyin de çöp ve işe yaramaz olduğunu. Bu tabii ki göreceli bir kavram sonuçta benim “çöp” olarak değerlendirdiğim bir çok şey, bir başkası için “değerli” bir şey niteliğine sahip olabilir. Fakat eğer ben birşey yaratıyorsam, bunu kendim için yapsam bile, yine de kendi dışında birşey ortaya koyduğum yani, dışarıdan  3 bir gözün bakabileceği, okuyabileceği birşey ortaya koyduğuma göre, bunu kendim için yapsam bile yine de illa ki o 3. şahıslardan birinin bunun içinde birşeyler bulabiliyor olması gerekir. Ve bu 3. şahıs herhangi bir 3. şahıs olmaması lazım. Benim yarattığım şeyleri beğenen bir herhangi bir 3. şahıs bana tam ters bir insan olabilir. Yaratım her ne kadar evrensel olsa bile, insanın yarattığı herşeyin, kendine varlığını kanıtlamasının yanında, kendi gibilerle, kendi türüyle bazen bilinçli bazen de bilinçsiz bir iletişim çabası bence. Dolayısıyla yazdığım şeyler bana anlamsız ve boş geliyorsa, okuyunca, benim türümdeki insanlara da boş gelme olasılığı yüksek. Ve eğer bu yazdıklarım yine bana anlamsız ve boş geliyorsa ve eğer ki (biraz abartı olacak ama) bunlar, benim yaratımlarım olduğu için bir nevi benim yansımam ise varlığımın boş ve anlamsız bir yönünü yansıtarak boşa mı vakit harcıyorum? Muhatemelen öyle.
Sonuç: Madem bu aptal blogu tutuyorsun, düzgün tut. İstemediğin birşeyi hayatatta bir sanye dahi olsa yapmak sadece kendinden çaldığın bir zamandır. Para kazanmak dışında. Orda zamanını para karşılığı satmış oluyorsun. Ama boş vaktini işe yaramayacak, anlamsız gelen birşey için harcıyorsan eğer, kendi kendini kazıklıyorsun demektir. Yapma…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s