Marvel iyi gidiyor

İş yerinde gerçekten çok mu boş vaktim var, yoksa tembel bir insanmıyım bilmiyorum ama günlerdir bloglarda scfi ve comic kovalıyorum. Aynı zamanda da beğendiğim merak ettiğim comicleri de torrentten kovalayıp cbr formatında indiriyorum. Gönül isterdi ki paperback olsun tabii ama  bu scan endüstrisi epey gelişmiş durumda. hafta hafta bütün comicler çıkıyor. Çok eski olmadıkça hemen herşeye ulaşabiliyor. Ama şöyle bir durum var: Eskisi gibi okuyamıyorum comicleri.

Klasik super kahraman çizgi romanlarından sıkılmam aslında birkaç sene önce oldu sanırsam. Adını unuttuğum bir yayınevi yine güzel ülkemdeki umut dolu ama başarısız biçimde sonuçlanan aylık marvel çizgi romanlarını çıkarma cüreti göstermişti. Biraz pahalıydılar ama cebim el verdiği sürece tabii ki takip ettim bunları. Spiderman’i hatırlıyorum. Konu şuydu aşağı yukarı: totemlerle beslenen bir adam var: Adı moglum ya da benzeri birşey. İşte bu adam hayvanları kendine güç timsali belirlemiş tipleri avlayıp onların güçleriyle besleniyordu. Yani kabaca aslanadam, kaplanadam bu gibi karakterleri öldürüp güçlerini alıyordu. Üstüne üstlük hedefine yaklaştıkça gücü de artıyordu. Dolayısıyla örümcek adam da bu kardeşimizin beslenme menüsünde bulunuyordu. Ezeikel (örümceğin kankası ve onla tıpatıp aynı güçlere sahip bir yaşlı delikanlı) bu monglum’la uğraşırken bizim esas adamı kurtarmak için canını verdi. Hatırlıyorum da bu macera sırasında çeşitli forumlarda “acaba ne olacak, kim dövecek, örümceğin bu sefer sonu geldi bence”…ba bababa gibi bir sürü tartışma okumuştum. Açıkcası herif örümceği fena benzetiyordu ve ben bile lan acaba hakkaten örümcek ayvayı yedi mi diye düşündüğümü hatırlıyorum.

Fakat bilin bakalım ne oldu? Çok iyi bildiniz. Peter Parker gene zekasını kullanıp moglum’u nükleer reaktörün birinde bi dalavere çevirip yendi. Ve bu öykü ne kattı örümcek serisine? Hiçbirşey. O kadar heyecanlandım ettim, aha dedim örümcek  sıçtı amma velakin hiçbirşey olmadı. Ve sizin de bildiğiniz gibi aslında genel olarak süper kahraman çizgi romanları genelde böyle ilerliyor. Bir ton tantana dövüş, vurdu kırdı, dramatik laflar falan filan fişmekan ama sonunda ne oluyor? %90 HİÇBİRŞEY.  O gün biraz sıkıldığımı fark ettim. Evet çizgi roman okumak zevkli, çıtır çerez gibi gidiyor hala ama ben biraz ciddiye alıyorum sanırsam. O kadar beylik laf ve pembe dizi tadında muhabbet okuduktan sonra sanırım hiçbirşey olmaması beni sıkıyor.

Mesela World War Hulk da öyleydi. Okuduğum en son büyük macera oydu. Bu Marvel’ın sanırım 90’ların sonunda Onslaught ile world-war-hulk-x-men-20070713073455986başlayan adeti. Artık her sene tüm marvel evreninde devam eden ve sonunda dramatik değişiklikler yaratan büyük bir macera oluyor. WWH bundan iki sene öncesinin macerasyıdı. HULK’u çok severim. Bence en dramatik kahramanlardan biridir. En güçlü de odur (Sentry’i saymazsak tabii ama o biraz karışık bir hikaye). Zaten WWH’de de bunu görüyoruz. Reed richards, dr. stange, blackbolt, namor ve xavier (aslında xavier kayıplarda o sıralar) ilumunati adında top secret örgütleriyle Hulk’un çok zararlı olduğuna karar verip ona götlük yapmaya karar verirler.  Onu bir uzay gemisine bindirip uzayda allahın bile boşverdiği bir yere yollarlar, mutlu yaşasın diye ama işler birkaç arıza ve yanlış anlama sonucu saçma sapan bir noktaya gelir ve HULK tüm dünyadan intikam almak için geri döner. Bu macera da bütün serilerde birden devam eder. Hulk tek tek “acaba Hulk’la kapışsa kim kazanır?” diye  düşündüğüm adamların dersini “Hulk Smashes, Hulk gets angrier, Hulk Gets stronger” diyerek verir. Kısacası dünyanın anasını ağlatır. En son olarak da Sentry ile kapışır. Ama o kadar uzun boylu değildir iş. Sentry’le bir nevi kafa kafaya kalırlar. Peki bu hikayeden sonra ne oldu? HİÇBİRŞEY. Hiç birşey değişmedi. O kadar tantana gürültü,, dövüş ama yok gene de değişen birşey olmadı. Ama ben gene de okudum.Bu da sçma oldu di mi?

Bunun gibi örnekler yüzünden biraz klasik çizgiromanlardan sıkıldım aslında. Son olarak Blue Ray Bill’in “Godhunter” diye 3 sayılık bir mini-serisini okudum. Blue Ray Bill (Thor ile eşit güçlere sahip at kafalı bir cyborg (ahaha bööle okuyunca çok komik geliyor)) Bill, korumakla yükümlü olduğu halk, gezegen yiyici galactus tarafından “consume” edilince, Galactus’un peşine düşer, bir sürü olay olur, gene bir sürü tantana dövüş falan derken en sonunda gene kimsede trajik bir değişiklik olmadan işler sonlanır.

Sonuçta işbudur ki, değişik birşeyler olmadıkça artık çizgi romanlar çok çok da ilgimi çekmemeye başladı. Çünkü baştan beri belli işte ne olacağı. Dan dun bam güm derken hayat hiçbirşey olmamış gibi devam edecek. Bütün o güzel çizimller, renkler, kareografiler artık bana yetmiyor. Öykü aramaya başladım artık biraz içinde. Dolayısıyla giderek mini serilere ve “What if?” tarzı çizgi romanlara yönelmeye başladım.

“What if?” marvel’ın çok eski bir serisi. ve bence en ilginç sserilerinden biri. Hemen her bölüm birbirinden bağımsız ayrı bir macera bulunuyor. Hani şu konspte: “İşler öyle gitmeseydi de böyle gitseydi ne olurdu?” Hani mesela ilumunati Hulk’u uzaya potaladıklarında Hulk gerçekten o hedeflenen barış dolu gezegene ulaşsaydı ne olurdu? Ya da nükleer savaş yaşansa kalan canlı kim olurdu? Cevap gene: Hulk. Vs. vs. Hiçbirşeyin değişmediği bu fantastik evrende değişen birşeyler ancak bu şekilde oluyor.

X-Men_Dark_AvengersO yüzden aslında son dönem Marvel dünyası çok ilgimi de çekmeye başladı aslında. Öncelikle WWH’tan sonraki sene House of M yaşanmış. 100 küsür mutant dışındaki bütün  mutantların ölümüyle sonuçlanan bir trajedi. SÜPER! Daha sonraki sene ise “civil war” ve “secret invasion” Bu macerayı tam takip etmedim. Ama genel fikir şekil değiştirme özelliğine sahip Kree’lerin süper kahramanların yerine geçmeleri. Geç kalmış bir fikir aslında. Secret Invasion sonrası gelişmeleri aslında çok beğendim. Öncelikle Tony Stark herhalde o aralar gelmekte olan Iron Man filminin etkisiyle hemen her taşın altından çıkmaya başlamıştı. SHIELD’ın başındaydı, Avengers’ların lideri olmuştu. Fakat bu istiladan sonra durumu kurtaran Norman Osborn olmuş. Eski Green Goblin, spiderman’in baş düşmanı. İstila yüzünden Iron Man suçlanmış ve dolayısıyla Tony Stark’ın da avengersın da pabucu dama atılmış. Tony Stark dünyanın en çok aranan adamı haline gelmiş. Ohhhh içimin yağları eridi.

Olaylar bunla da kalmamış. Koskoca ben kendimi bildim bileli varolan SHIELD da dağılmış. SHIELD, HAMMER’a dönüştürülmüş. En güzeli de HAMMER’ın başında NORMAN OSBORN var. Ahahaha buna kahkahalarla güldüm işte. Bencebir kez daha SÜPER! Şimdi açık seçik konuşalım Norman Osborn Marvel dünyasındaki gelmiş geçmiş en büyük orospu çocuklarından biri. Hatta belki de en büyüğü. Dünyayı istiladan kurtarmakta en önemli görevi o üstlenmiş olabilir ama bu onun orospu çocukluğundan vazgeçeceği manasına gelmemiş. Öncelikle çakma bir avnegers ekibi kurmuş. Hawkeye yerine Bullseye var (dünyaca ünlü suikastçi, daredevil’ın baş düşmanı), Spiderman aslında Venom (yani şekil değiştirebilen simbiyot), Ms. Marvel yine bir supervillian olan Moonstone, Wolverine maskesi altına gizlenen adam ise Wolverinine’iin nankör evladı Daken, tek önem verdiği şey savaşmak olan Ares ve Marvel’in en güüçlü karakteri ama bir yandan da en sağlam delilerinden Sentry. Ve bu adamlar yeni Avengers. Yani bütün Marvel evrenin top ekibi. başlarında da Iron Man’den arakladığı zırhlarla kendisini Iron Patriot olarak çağıran Norman. Sadece bununla da kalmıyor Norman, Emma White’ı ikna ederek bir de Dark X-Men oluşturmayı başarıyor. Ve hepsinden daha fenası da bence şu: henüz Norman norman. Yani kendisi. Spiderman okuyucuları bilir ki yeşil cin, norman’ın alt benliğidir. Ve daha o ortaya çıkmadan norman bu kadar piçlik yapıyorsa bir de yeşil cin ortaya çıkınca ne olacak? Bu hikayenin sonunda tahmin ediyorum ki Norman ölecek.Hatta ölümü de Sentry’nin elinden olacak. Daha doğrusu Void’in(Sentry’in 2. kişiliği). Yani bir nevi peak yaparak ölecek Norman.

Şimdi 9. sayıyo heyecanla bekliyorum. Çünkü Scott Summers (Cyclops) duruma biraz uyanmış durumda ve X-Men ile Avengers birbirlerine girmek üzereler. Bence Avengers kesinlikle X-Men’i haklayacak. Ağızlarını burunlarını kıracak. X-Men’in dayak yediğini görmek bana hep ayrı bir zevk vermiştir.Bu arada gerçek Avengers nerde hiçbir fikrim yok açıkcası.

Neyse efendim. Marvel cephesinde işler böyle. DC’de de olaylar biraz karışmış. Bruce Wayne galiba Batman’likten emekli olmuş, yerine eski Robin’lerden biri olan Dick geçmiş. Onun dışında Green Lantern’la ilgili tüm DC evrenini etkileyen birşeyler de dönüyor ama nedir ne değildir bilmiyorum. Ona da eğilmek lazım.

Demek istediğim şu ki: Her ne kadar eninde sonunda işler normale dönecekse bile yine de Marvel’ın böyle manyaklaşması, işlerin karışması çok hoşuma gitti. Umarım daha da bulanıklaşır. Kumar istiyorum Marvel, dehşet istiyorum, değişim istiyorum, what if’in gerçek olmasını istiyorum. Daha fazla saçmalamadan bu postu sonlandırıyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s