Bana John Connor’un kellesini getirin.

t1Terminator (türkçesi ile terminatÖr) ile ilk tanışman videoda cem yılmaz’ın da dediği gibi şimdi kasedi bulunmayan betamax sayesinde olmuştur. o kapağı hiçbir zaman unutmam. Arnold gözünde o klasik güneş gözlüğü, suratında hayatta herşeyi iğrenç bulan ifadesiyle, elinde çok afedersiniz “sımsıkı dimdik” tuttuğu (üstüne üstlük bir de lazeri var!!!) “büyük” silahıyla bir yerlere doğru bakmaktadır. 1984 yapımı bu filmi ben ancak 80’lerin sonunda izlemiş olmayım diye tahmin eediyorum. O zamanki yaşımdan dolayı olsa gerek kapağı bana o zamanlar babamın her akşam oturup izlediği charles brosnon tarzı  videoları anımsatmış olmalı. o tarz filmleri o yaşşta ne kadar sıkıcı bulsam bile yine de bu sımsıkı dimdik silahlı adama bir şekilde şans vermişim.

Nedendir bilmem çocukluğumdan beri “geek sstuff”a yani fantaziye, bilim kurguya, çizgi romanlara karşı acayip bir ilgim vardır. Her ne kadar kendimi “mantıksal ve doğrucu” bir insan olarak görsem bile. O dönemde izleidğim bu film zaman yolculuğu ve daha da muhteşemi yapay zekalı robot teması ile beni benden alıp götürmüştü. terminatör 1’in serinin diğer tüm filmlerine nazaran ayrı birr havası vardı. herşeyden önce her filmi yapıldığı tarihe göre değerlendirmek lazım. T1 bilim kurgusal bir tema üzerine kurulmuş, bolca aksiyon ssahneleriyle bezeli bir “gerilim” filmiydi. Ve gerçekten beni oldukça gerdiğini hatırlıyorum. Arnold o filmde gerçekten korkunç bir şeydi, insanın karşılaşmak istemeyeceği türden. Engellenemez, tahrip eidlemez, durdurulamaz. Ve iki basit insanın ona karşı mücadelesi bence dönem için çok güzel ve o gerçekçi biçimde anlatılmıştı. Arnold’un polis karakolunu dağıttığı sahneyi unutamıyorum. Daha sonraki hiçbir filmde ne kadar araç patlarsa patlasın, ne kadar adam ölürse öldün bence dönemi için o sahnenin gerçekçiliğine hiçbiri yaklaşamamıştı. Kolunu tamir edişi falan hala dün gibi gözümün önünde. Bir de bütün bunların üstüne binen bütün ancak hiç gösterilmeyen robotlarla dolu, post-apokaliptik bir gelecek. 7 8 yaşlarında çizgi roman ve robot delisi bir çocuk için kafayı oynattırıcı bir hayal gücü dopingi! Mmmmm leziz.

Daha sonra yanılmıyorsam ben orta 1’deyken terminatör 2 fragmanları dolaşmaya başladı. Hatırlıyorum da birçok insan T1’dent2 haberdat bile değildi o zamanlar. Hiç yoktan sınıf arkadaşlarımın bir çoğu. T2’yi sınıftan “kankam” ile ankarada batı sinemasında izledik. Bilmiyorum T2’yi sinemda gösterildiği zamanlar izlemiş insanlar için konuşmaya gerek var mı. T1’e benzemiyordu pek T1. Hiç yoktan hava olarak. T1’deki o gerilim filmi yerini daha çok robot ve daha çok aksiyona bırakmıştı. Ama tek kelimeyle inanılmazdı. Bir kez daha her filmi tarihine göre değerlendirmek gerekirse, o tür içerisinde şimdiye kadar öyle bir film ne yapılmıştı ne görülmüştü. Film bittiğinde nerdeyse ayakta alkışlayacaktık. o filmdeki bazı sahneler bence hala sinema tarihinde eşi bulunmaz sahneler arasındadır. Mesela T1000’in akıl hastanesinde, makinadan kahve alan güvenlik görevlisinin arkasından yükselmesi gibi. Bazı diyologlar ise da aynı şekilde:

John Connor: Peki bir sigara peketine dönüşebilir mi?

T800: Olumsuz!

Film baştan aşağı bir görsel şölendi. evet şu an da bir çok film görsel şölen ama aksiyon filmlerinde ince bir nüans vardır. Olaylar hareketlerle anlatılabilmelidir. Devamlılık, şiddet, kovalamaca, dövüş ve bunun gibi sahnelerle anlatılabilmelidir. T2 bunu harkulade başarıyordu.Ve bir de bütün bunaların yanında T1000. Büyüleyici yaratık. Daha ne olabilir ki, yani bir robottan daha ne bekleyebilirsiniz ki? Zaten daha fazla bir şey beklenemeyeceğini serinin diğer filmlerinde gördük.

T2 ile ilgili bence tek sorun (hani ben mantıksal adamım ya) daha önce de zaman yolculuğu ile iligli hikayeler okuduğum ve geleceğe dönüşü seyrettiğim için skynet’in yok olmasıyla beraber oluşacak paradokstu. Ama paradoks falan oluşmadı. herşey olduğu gibi kaldı. Arnoold kendini lavlara gömdü. Ama film o kadar etkileyiciydi ki “hadi o da öyle olsun” ya da bu “terminatör evreninde de işler böyle yüryormuş” oldu.

t3Sonra yıllar sonra T3 geldi. T3’ten baştan beri umutlu değildim. Öncelikle yıllar boyunca T3’ü gelecekte geçecek diye bekledim. Yani nükleer savaş sonrasında. Ancak rumorlar dolaşmaya ve teaser’lar gözükmeye başladıkça gördük ki T3  günümüzde geçiyor. T3’ten umutsuz olmamın nedenlerinden biri de birkaç sene önce çıkmış olan halk arasında kabaca “matrix efektleri” diye geçen efektlere yükleneceğinden korkmamdı çünkü o dönem yapılan birçok film böyleydi. Efektle abanılmış, filmden daha çok uzun müzik klipleri..T3 bu konuda beni yanıltmadı. Eğer o film T3 değil de başka bir film olsaydı eğer derdim ki gayet güzel ortalamanın üstünde bir aksiyon filmi. Ama terminator serisinin devamı için kesinlikle yeterli değildi. Öncelikle konu olarak T2’den hiçbir farkı yoktu. Tıpatıp aynı bile sayılabilir. Sarah connor’ın yerinde john connor, john connor’ın yerinde ise john’un müstakbel eşi ve arnold. Zaten filmin başlangıcındaki arnold’un gay bara girmesiyle yapılan salakça espri filmin karizmasını daha en baştan yere sermişti. t-ex’in ise tek özelliği kadın olmasıydı. Bir de hesapta makinalara hükmedebilmesi. Ama ne diyebilirim ki buna. Karşısındaki rakip “pure evil” olarak görebileceğim T1000 iken saçmalamamak elde değil. T-Ex ürkünçlük bakımından T1000’in rakibi bile olamadı. filmin beğendiğim tek yönü bence oldukça başarılı sayılşabilecek kamyonlarla kovalama sahneleri ve arnold ile t-exin dövüşüydü. Onun dışında büyük bütçeli çerezzlik bir filmdi. Kurgusal olarak ise sadece ticari bir amaca hizmet etti. T4’ün yolunu açmak için 2. filmdekine bile ters düşecek bir “kader” mantığı ile “judgement day”in kaçınılmaz olduğunu söyledi. Bir bilimkurgu filminde kader nedir ya? Matrix’te de aynı haltı yemişlerdi… Ama bir yandan iyi oldu çünküü T2’den beri beklediğim post-apokaliptik gelecek için Terminatör serisinin önünde hiçbir engel kalmamış oldu.

T3 ile T4 arasında bir de tv dizisi sıkıştırdılar. Ülkem ekranlarında CNBC-E’de yayınlandı. Valla açıkcası birkaç bölüm izledimterminatorscc sadece ama vasat bir tv dizinsen öte olduğunu düşünümüyorum. Özellikle Linda Hamilton nerde bu dizideki Sarah Connor’ı oynayan kadın nerde. Desperate Housewives’tan kaçmış gibi bir havası var. Çok izlemediğim için birşey diyecmeyeceğim dizi hakkında ama biraz megolonmanyakça şunu söyleyebilirim ki bir bilimkurgu şeysini ben izlemiyorsam mümkün mertebe kötüdür.Geçtim..

Son aylarda ise benim yıllardır beklediğim post apokaliptik maceramız T4: SSalvation sonunda geldi. o kadar beklememe rağmen gene de tembellik edip sinemada izlemedim. Başrolünde son dönemin gözde oyuncularından Christian Bale vardı. Bale’i severim aslında. Ama nedense adam sesini özellikle kalınlaştırıyormuş gibi geliyor. neyse zaten konumuzla alakası yok. T4 için ne denilebilir ki? teaser’lar heyecan vericiydi ve aksiyon sahnelerinde de bu heyecanı kısmen yaşattı bana. Ama onun gerçekten hikaye olarka terminatöre ne kattı? Hani aslında bakacak olursanız terminatörün zaten  öyle çok aham şşaham yerlere göklere sığdırılamayacak bir hikayesi yok ama gene de ortada ysağlam sayılabilecek bir malzeme de var. Ama T4 bu manada bence T3’ten bile daha kötüydü. Zaten herşeyi ama herşeyi biliyorduk. Zaten Kyle Reese’in John connor’ın babası olduğunu onu geçmişe John’un yolladığını ve John’un direnişin lideri olduğunu zaten daha ilk filmden biliyorduk. Anlamadım ne anlatıldı bize? Aptal bir cyborgun hümanistlik öyküsü ve aşkı, matrixten araklama yapak zeka konuşmaları. ve daha T800 bile yeni çıkıyor! Daha bunun T1000’i var T-Ex’i var… Üstüne üstlük 2. ve 3. de kader dediler. Kaçınılmaz robotlar ağzımıza sıçacak dediler bunun sonunda ise John kalın sesiyle kendi kaderimi kendim çizerim gibi birşeyler zırvalıyor. Karar verin. Gitti güzelim seri. T800 lavların içinde ters dönüyordur.

t4Kanımca terminatör zaten bilimkurgu açısından bakıldığında mantıksal olarak çok büyük boşluklara sahip bir seri. Hani ilerici ya da fütürist birşey yok. Resident evil’in son filminde bile bence daha çok bilim kurgu öğesi bulunmaktaydı. Ama bu son film gerçekten birçok şeyi hiçe sayıyor. Yani genelde şu tarz şeylere pek takılmam: Koskoca dünyanın her yerine robotlar konuşlanmış ve bunlar o kadar teknolojiye rağmen bir avuç insanı indiremiyorlar mı? Hani  T3’te nükleer füzeleri fırlatan uydular  falan  ne oldu? Tamam bunları geçtim. O kadar mantığa indirgemeye gerek yok. Sonuçta aksiyon izlememiz lazım di mi? Ama yok kardeşim. yapın birşeyler. Bir öykü verin bize. Ya da düzgün bir aksiyon izletin gözümüzü boyuyun. bu hikayeden öğrendiğimiz tek şey…..ee hiç birşey sanırım.

Şu an o kadar yazdım ama hikaye en son o kadar anlamsız kalmış ki, bu post için ana fikir bile bulamıyorum. Bu yeni t4 ikinci bir üçleme olacakmış. Gerçekten sağlam birşeyler yapmaları lazım yoksa en berbat devam filmleri olarak devam edecekler. Aslında bilmiyorum, şöyle ki ufak da olsa şöyle bir koku geldi burnuma: John Connor biraz megolomanyak gözüktü bana. Kyle Reese’in kurtarılması için herşeyi yaptı. hani öyle ki nerdeyse bütün herşeyi tehlikeye attı bir nevi kendi varoluşunu sürdürebilmek için. Acaba ve acaba John Connor’sız bir gelecek mi daha iyi sonuç verecek. Öyle bir numara ile mi şaşırtacaklar izleyiciyi? Bilemedim. Görecez.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s