Yürüyen Ölüler: Günler Sonra

Yürüyen Ölüler (Orijinal adıyla Walking Dead) 2003 yılında Image Comics etiketi ile yayınlanmaya başlanan ve o günden bugüne yayınlanmaya devam eden siyah beyaz bir çizgi roman. Yürüyen Ölüler yazar Robert Kirkman ve çizer Tony Moore tarafından yaratılmıştır.

Yürüyen Ölüler’in ilk cildi Marmara Çizgi tarafından Temmuz 2009 tarihinde Türkçe olarak yayınlanmış. “Günler Sonra” ismini taşıyan ve  derginin ilk 6 sayısından oluşan bu ilk cildin konusu kısaca şöyle (Belki birazcık spoiler içeriyor olabilir):

Rick Grime Amerika’nın Kentucky eyaletinin ufak bir kasabasında polis memuru olarak çalışmaktadır. Bu sakin kasaba hayatı içerisinde bir gün girdiği bir çatışma yüzünden vurulur ve 2 ay süren bir komaya girer. 2 ayın sonunda hastane odasında komadan çıkarak gözlerini açan Rick, kendini, koca kasabada tek başına ve cehennemle yüzyüze kalmış halde bulur: Rick’in bildiği dünya zombi istilasına uğramıştır. Rick ufak bir şehir turu atar ve hayatta kalan tek kişinin kendisi olmadığını öğrenir. Karşılaştığı insanlardan büyük şehirlerin daha güvenli olduğu dedikodusunu duyar ancak hiçbir ileitşim sistemi çalışmadığı için duydukları laf olarak kalır.  Rick karısnı ve çocuğunu bulmak için kabaya en yakın mesafedeki büyük şehir olan Atlanta’ya gitmeye karar verir.  Fakat şehre vardığında karşılaştığı görüntü beklentilerinin tam tersi yöndedir. Atlanta’da durum daha kötdür. Şehirde yaşayan her bir birey çoktan zombi olmuştur. Rick burada ona saldıran zombilerden kaçarken Glenn isminde genç bir delikanlı ile karşılaşır. Glenn sağ kurtulan birkaç kişiyle beraber şehre yakın bir kamp alanında yaşadığından bahseder ve Rick’le beraber bu kampa giderler. Tesadüf budur ya: 8-9 kişinin yaşadığı bu kampta Rick’in karısı, oğlu ve kankası Shane de vardır. Shane salgın sırasında Rick’in karısı ve oğlunu alarak kaçmış ve sonunda buraya ulaşmıştır. Romanın bundan sonrası ise kamptaki karakterler arasında geçen zombi saldırısı ve mahvolmuş bir dünyanın baskısıyla şekillenen diyaloglar ve dinamiklerden ibaret.

Yürüyen Ölüler Bölüm 1: Günler Sonra malzeme olarak (kapak, kağıt kalitesi, baskı kalitesi) harika olduğunu söylemeliyim. Orjinal TPB’lerden hemen hiçbir eksiği yok. Tek sorun orjinal TPB ile yanyana koyduğum zaman birazcık ebat olarak ufak kalması. Ama belki de Yürüyen Ölüler’in orjinali bu boyuttadır. Zaten önemsiz bir detay. Onun dışında hiçbir eksiği yok. İç kapaklar dahil özenilerek hazırlanmış, cildi oldukça güven verici. Kalite olarak nefis. Miarmara Çizgi iyi iş çıkarmış.

Günler Sonra’yı Karaköy-Kadıköy hattı boyunca toplam üç seferde okudum ve bitirdim.  Serinin yazarı Robert Kirkman. Kirkman Amerika’nın en büyük 4 çizgi roman şirketinden biri olan Image Comics’in 7 ortağından biri. Yürüyen Ölüler dışında yazdığı çizgi romanlardan birkaçı: Haunt, Image United, Invincible, Marvel Zombies ve Marvel Zombies 2.

Genel olarak Yürüyen Ölüler’in bana hissettirdiklerine gelince…biraz acımasız olacak belki ama: Sıkıntı. Ancak bu yazar Kirkman’ın ya da çizer Tony Moore’un mu ya da derginin kendisinin suçu mu o tartışılır. Çünkü 2010 yılındayız ve Yürüyen Ölüler’in ilk yayın tarihinin üzerinden neredeyse 7 sene geçmiş. Günümüzde artık son demlerini yaşayan bir zombi tendi olduğu göz ardı edilemez. . Şurdaki listeye bakarsanız eğer, 2002 yılından sonra çevrilen zombi filmlerindeki korkunç artış gözünüze çarptacaktır. Ada isminde Türk yapımı zombi filmi bile yapılıyordu en son. Zombilerin 2000’li yılların ilk çeyreğinde başlayan bu hükümdarlığı sadece sinema ile sınırlı değil. Bir tarz ya da “tag” olarak artık her yerde karşımıza çıkabiliyor zombiler (Jane Austin ve Seth Grahame-Smith’in “Aşk ve Gurur ve Zombiler”ine ne demeli? he?). Çizgi Romanlar da buna bir istisna değil. Çizgi romanlarda da zombi eskisine oranla çok daha sık kullanılan bir öğe haline geldi. Popüler örneklerden birkaçı: Marvel Zombies, Blackest Night, Deadpool: Merc with a Mouth, Walking Dead.

Bu noktada 2002 yılına dönüp bir sinema filmine göz atmak istiyorum: Yürüyen Ölüler’in konusunu okuduysanız eğer- sizin de tahmin edebileceğiniz gibi: 28 Days Later. İsimlerindeki benzerlik bir yana iki öykünün başlangıcı da oldukça benzer: Post apokaliptik, zombi dolu bir dünyada, bir hastane odasında komadan uyanan bir genç bir adam.

2009 yılı Temmuz ayında, bir trend olarak zombiler her ne kadar hala revaçta olsalar bile yine de popülerliklerini yitirmeye başlamışlardı (sanırım şu ara vampirler-kurtadamlar moda oldu/olacak). Dolayısıyla Yürüyen Ölüler Türkiye için geç kalmış bir çizgi roman.

Kıyısından köşesinden dahi olsa birkaç zombi filmi izlediyseniz post-apokalitik zombi senaryoların ve kurguların da sınırlı olduğunu bilirsiniz. Zombilerin nedeni ya özel bir şirket tarafından yaratılmış bir virus’tur, ya hükümet tarafından geliştirilen bir virus’tur ya da maymundan falan bulaşan yine…eee….bir…virus’tur. Virus önce tek tük insanlara bulaşır ve daha kimse ne olduğunu anlayamadan göreceli olarak kısa sayılabilecek bir zaman içerisinde kurgu içerisindeki binayı, kasabayı, ülkeyi, kıtayı ve hatta tüm dünyayı ele geçirir.

Biraz klişe değil mi? Hayır değil. Çünkü zaten zombilerin çekiciliği (sapıkça oldu) burda yatıyor. Hemen hemen bütün zombi filmleri aynı şekilde ilerliyor: Ya salgın yayılmış ya da yayılmak üzere ve sonunda bütün dünya yaşayan ölülerden ibaret olana kadar da bitmeyecek (Shaun of the dead hariç:). Günler Sonra’da da gözüken durum bu.

Ancak dediğim gibi 2010 yılındayız ve zihinlerimiz zombilere doymuş durumda.

Dolayısıyla Yürüyen Ölüler’in yayınlandığı yıl olan 2003 için konuşursak; ileriye dönük, gelecekte oluşacak trendi yakalayan dolayısıyla main-stream’e dahil ve hatta onu oluşturan ancak bu nedenlerden dolayı da içine dahil olduğu trend popülerliğini yitirdiği zaman aynı oranda popülerliğini yitirecek bir çizgi roman denilebilir. Yaratıcı ekip o yıllarda zombi trendindeki yükselişi iyi hesaplamış ve buna paralel olarak okurların zombilere karşı talepleri doğrultusunda oluşan olan piyasa boşluğunu iyi değerlendirmişler.

Yürüyen Ölüler hakkında çok olumlu yorumlar okuduğum bir çizgi roman olmasına rağmen okurken bana keyif vermedi. Zombilere olan zihin doygunluğundan mı ve dolayısıyla olayların aşağı yukarı nasıl gerçekleşeceğini rahatça tahmin edilebilmesinden dolayı mı bilmiyorum ama Yürüyen Ölüler’e ısınamadım. Bitmekte olan bir trend olduğu gerçeğini bir kenara koyup romanı tekrar incelesem bile yine de beni etkileyen birşey bulamıyorum. Aynı hikayeyi anlatmanın binlerce yolu vardır, Yürüyen Ölüler’de de Robert Kirkamn kendi yolunu denemiş ancak Günler Sonra bir film olsaydı ortalama bir zombi filmi olarak kalırdı.

Çeviri güzel, ne olup bittiğini anlıyorsunuz ancak olaylar her ne kadar zombilerle dolu bir dünyada sahne alsa bile karakterler günlük kullanım dilinin çok da dışına çıkmıyorlar. Dolayısıyla “cehennem olup gidelim burdan” gibi kalıplar için daha uygun motiflerin bulunabileceğini düşünüyorum.

Çizimler için ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Aslında kötü değiller ancak heyecan verici bir yönü de yok bence. Ama bu hikayede, diyaloglarda özel bir taraf bulunmamasından dolayı da kaynaklanıyor olabilir. Sanki Günler Sonra’yı okurken bir bütün olarak çizgi roman değil, resimleri olan, bol ancak neredeyse klişe diyaloglarla dolu bir kitap okduğum hissine kapıldım.

Yürüyen Ölüler’in 2. cildi olan “Miller Sonra”yı da ilki ile beraber satın almıştım ancak henüz okumaya başlamadım. Gördüğünüz gibi ilk cildin çok da fanatiği olmamış olmama rağmen 2. cildi de okuyacağım. Bunun iki nedeni var: Birincisi, hikaye ilerledikçe ilginçleştiğine dair birçok yorum okumuş olmam, ikinci ve daha gerçekçi olanı  ise para vermiş olmam.

Yukarıki satırlarda da dediğim gibi Marmara Çizgi kendi üstlerine düşeni yapıp, belli ki çok çalışarak yayın olarak gayet kaliteli 2 cilt yayınlamışlar. Ancak madem bu kadar güzel şekilde yayınlıyorlar keşke enerjilerini başka bir dergiye harcalardı diye düşünmeden edemedim. Yürüyen Ölüler kendi türü içerisinde (zombi türü?) iyi bir yapım olabilir ancak bundan çok daha iyi yayınlar olduğunu düşünüyorum.

About these ads

8 thoughts on “Yürüyen Ölüler: Günler Sonra

  1. Hikaye oldukça klişe ama karakterler değil. Yürüyen Ölüler’ide benim gözümde bu ayrı kılıyor. Robert Kirkman’ın en iyi yaptığı şey post apokaliptik bir dünyadaki karakterlerin ruh hallerini son derece gerçekçi şekilde ortaya çıkarmış olması. Karakterlerin duygularını okuyucuya çok iyi aktarıyor. Karakterlerin de hepsi birer sıradan insan. Diyalogların özel bir yanının olmamasının sebebi de bu diye görüyorum ben. Bu arada Umbrella Academy, JBC’den çıkacak.

  2. İlk cilt beni kesmedi. Dün 2. cildi bitirdim, sanki biraz daha Kirkman’ın ne yapmak istediği kafamda oturdu. Ama hala diyalogları çok basit buluyorum. Basit derken de hani “sıradan” manasında basit demiyorum. Pembe dizi tadında basit demek istiyorum. Sanki karakterlerin ne söyleyeceği önceden hazırlanmış bir fihristten alınmış gibi geldi bana.. bilmiyorum çok mu acımasızım.

  3. Biraz ağır bir eleştiride ulunmuşsunuz Marmara Çizgi’ye ama bence bu çizgi romanı seçmekle iyi yaptılar.zombili her şey bana göre klişe olmakla beraber okumak izlemek çok heyacan verici.Ayrıca 7 sene önce çıkmış bir çizgi roman diyip durdunuz ama bu çizgi roman çıktığı vatanda hala satışta ve her ay yeni sayısı çıkmakta.

  4. Marmara Çizgi’ye değil eleştrim. Tam tersine Marmara Çizgi’yi oldukça övmüşüm dikkatli okursanız eğer. 7 sene önce çıkmış olması ve hala yayınlanması benim için iyi olduğu manasına gelmiyor. Yonca Evcimik de hala albüm yapıyor üstelik 20 sene önce çıktı. Bilmiyorum ben zombilere doydum. Ayrıca Robert Kirkman’ın iyicene balon, boş beleş ve kolpa bir yazar olduğunu düşünmeye başladım. Marvel Zombies komikti evet. Ancak Invincible’ı biraz karıştırdım. İçine bolca pembe dizi konulmuş bir süper kahraman hikayesinden çok çok da öteye gitmiyor. Bilakis Yürüyen Ölüler de öyle. Eğer konu drama ise çok çok çok daha iyi eserler var. Konu zombiler ise çok çok çok daha iyi eserler var. Şu aralar Haunt’u yazıyor. İlk hikaye tamamlandı. Valla kısacası bok gibiydi. Image United desen, bana göre ilk iki sayı yerlerde sürünüyor.
    Tabii Yürüyen Ölüler’in 3. cildi çıksın alır okurum o başka. Böyle de kaypak bi adamım.

  5. Geri bildirim: Yürüyen Ölüler Bölüm 3: Demir Parmaklıklar Ardında « Ava Giden Avlanır

  6. Uzun zaman önce aldığım serinin bugün ilk kitabını sonunda okudum. Genel olarak hikayenin akışını beğendim. İlk kitap bittiğinde karakterleri hissetmeye başlamıştım. İkinci kitabı da hemen okumaya başladım ama çizerin değiştiğini görünce üzüldüğümü söylemeliyim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s